top of page
Ara

Bu hafta seyahatte olduğum için bülten çıkaramadım. Ama 16 saatlik Mersin - İzmir otobüs yolculuğunda Instagram üzerinden soru alıp yanıtladım. Burada da paylaşmak istedim.


İyi okumalar :)


---


1. Hocam yolculuk nereye?


İzmir'e, memleketime, anne ocağıma. :)


2. Fazla empati kurma, insanların acılarını fazlasıyla içselleştirme duygularımdan nasıl vazgeçebilirim?


Şimdi yolda olduğum için kitaba bakamıyorum ama Daniel Goleman'ın Budist rahiplerin ve diğer bilim insanlarının katıldığı bir sempozyumun konuşma metnini derlediği bir kitap var: Yıkıcı Duygularla Nasıl Başa Çıkabiliriz. İnkilap'tan çıktı ve sonrasında yeniden basılmadı. Nadirkitap'ta var. Tavsiye ederim çünkü Budistler bir yandan tüm duyguları kabul ederken diğer yandan o duygularla aralarına mesafe koyabiliyor. Sorun empatiden ziyade duyguya kapılmak gibi sanırım. Dolayısıyla çözüm de empatiden vazgeçmek değil, duyguya kapılmamak.


3. Kendime sorduğum sorulara verdiğim cevapların samimiyetinden nasıl emin olurum?


Eğer gerçekten kendimize karşı dürüst olmak istiyorsak verdiğimiz her yanıtı da soru bombardımanına tutmalıyız. Örnek olarak diyelim ki ben Ahmet diye birini sevmiyorum ve düşününce bunun nedeninin onun kaba olmasına bağlıyorum. a) davranışı kaba olan herkese yönelik duygum böyle mi? b) onun nötr davranışlarını da kaba olarak algılamış olabilir miyim? c) onu kaba olarak nitelendirdiğim durum aslında istisna olabilir mi? d) kabalığı bana olumsuz bir anıyı çağrıştırıyor olabilir mi? e) kişiliği veya fiziki yapısı bana sevmediğim birini çağrıştırıyor olabilir mi? f) eğer kaba olmasaydı gerçekten sevecek miydim? g) neden? vsvs


En iyisi yazarak düşünmek :)


4. Kendinizi nasıl bu kadar güzel geliştirdiniz?


Düşünceniz için teşekkür ederim. Burada bilgili olduğum konularda yazdığım için öyle görünüyor ama hayatın birçok noktasında kendimi geliştiremedim. Örneğin elime not tutuşturup market alışverişine gönderin, doğru ürünü satın alma ihtimalim %60 filan. Yani lemurdan hallice. Ki bu en masumu. Eşime sorun geliştiremediğim konuların ayrıntılı bir listesini size verecektir.


Ama spesifik olarak yazdığım konulara gelirsek, en büyük avantajım okuduğum kitaplar konusunda çok seçici olmam. Bu nedenle çoksatan birçok psikoloji kitabını okumadım. Çünkü öncesinde araştırıp yazarların hangi etik değerleri ihlal ettiğini' hangi bilimsel makaleleri çarpıttığını öğrendim. Bu nedenle doğru bilgiye ulaşma konusunda kendimi geliştirdim diyelim.


5. Jung’u anlamak ve okumak için nasıl ve nereden başlamalıyız sizce?


Bence en iyi başlangıç kitabı Frieda Fordham - Jung Psikolojisinin Ana Hatları.


Jung'un fikirlerinin bağlamını anlamak için Schultz'ların Modern Psikoloji Tarihi var ama çok kalın. (Yine de bence eğlenceli) Daha kısa ve öz bir anlatım için Engin Geçtan - Psikanaliz ve Sonrası. Özyaşam öyküsü - Anılar, Düşler, Düşünceler. Ancak ondan sonra Jung'un kendi kitaplarını tavsiye ederim.


Ama diyorsanız ben direkt Kırmızı Kitap'tan başlayacağım ve yanlış da olsa ne anlarsam onu anlayacağım. Hak eder Jung. Bu kadar soyuta kaçmasaydı o da.


6. Psikoloğa nasıl güvenilir, güvenilir psikolog nasıl bulunur?


Bence bu konu giderek daha ciddi hal alıyor. Bir yandan ekonomik şartlarımız zorlaşıyor ve boş yere bu paraları vermek istemiyoruz diğer taraftan terapi süreci genellikle uzun olsa da ortalık kısa yoldan halledebilecegini iddia eden şarlatanlarla dolu. Psikologlar bas bas bağırıyor "meslek yasası" diye ama yasayı çıkaran yok. Burada en suçsuz olanlar da psikologlar / psikiyatristler.


Ben olsam referansla giderdim. Ama referans aldığım kişinin karakterinin de bana benzemesine dikkat etmeye çalışırdım. Terapi yontemini ve uzmanlık alanlarını araştırır ve ilk seansta bütün şüphelerimi anında dile getirdim.


7. Beni özledin mi?


"Ne olur gitmeeeaa çoooook üzülüyorum" dedikten üç dakika sonra şakıya şakıya makyaj yaptıktan ve "sen cenazeme de böyle hazırlanırsın" deyince "ünlüler gelebilir" diye yanıtladığından beri, evet.


8. Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabını okuduysanız düşünceleriniz nedir?


Üslubu, örnekleri, benzetmeleri, değinmeleri, kapsayıcılığı, sembolizminin tonu ve ufuk açıcılığıyla muazzam bir kitap. Çok faydalandım. Haklı olarak kadınlar arasında popüler ancak bence herkes okumalı. İyice anlayıp üzerinde seminerler vermek isterdim.


9. Psikolojiyle bu kadar ilgilenmek sizi yormuyor mu? Ben şahsen bazen çok yoruluyorum…


Beni bozuk cümleler, akılsız sözler ve üzerinde kontrolümün olmadığı sesler yoruyor. En az yoran şey psikoloji :)


10. Bizimle okuduğunuz kitapları tavsiye ya da içerik olarak paylaşsanız güzel olmaz mı?


Geçen senelerde bir ara paylaşmıştım ama o kadar ilgi görmemişti. Belki ileride yeniden şansımı denerim. Konularına göre ara ara Huzursuz Bülten’de zaten paylaşıyorum.


11. Birisini kurtarma isteği neden olur? Ki o kişi değerimi anlamamışsa bile?


Olumsuz yönden ele alırsak, konu hakkında benim denk geldiğim farklı teoriler oldu. Birisi "özel olma," içten içe özel olduğunu düşünen kişiler diğerlerini psikolojik veya fiziksel olarak kurtararak kendi özel olma duygularını pekiştirir. Bu sayede içlerinde yatan ölüm korkusunu dizginler. Bir diğer teori, geçmişteki benzer ebeveyn ilişkisini yeniden yaşayarak düzeltme arzusu. (Partneri düzelterek sembolik anneyi / babayı düzeltme) Bir de yetersizlik ile ilgili bir teori var: partnerini elinde tutmayacağına inanıyorsan onun için yüksek bedeller ödeyip kurban rolüne bürünerek onu kendine bağlamaya çalışabilirsin.


12. İnsan iç sesi “güven” derken, beyin “sorgula” der ve arada kayboluruz, neden?


Çok basite indirgersek beynimizde bizi 'iten' ve bizi 'durduran' kuvvetler var. İten güçler 'haz ilkesiyle' harekete geçiyor. Durduran güçler ise 'olumsuzluk önyargısıyla' yani olumsuz bir deneyimin bize etkisi olumluya göre kat be kat daha etkili oluyor.


Bu iki kuvvet arasında gitmek yorucu olsa da bizi hayatta tutuyor. Sadece haz ilkesine bağlı olsaydık bir tutam haz için gereksiz riskler alıp nalları dikerdik. Sadece olumsuzluğun tesiri altında olsaydık bu sefer yerimizden kıpırdayamaz ve üreyemezdik. Bu iç sesler iyi yani.


Karar vermek yorucu olabiliyor ama nasıl karar vermemiz gerektiğine dair iyi kitaplar mevcut. Örneğin Dan Ariely ve Malcolm Gladwell kitapları.


13. Sevgilime gösterdiğim şefkati neden kendime gösteremiyorum?


İnsanın kendine bakması, şefkat göstermesi, iç dünyasıyla ilgilenmesi kendiliğinden olmalıymış gibi gelir ama aslında öğrenilmesi gereken alışkanlıklardır. İnsan otomatik olarak kendini sevmez, kendine şefkat / anlayış göstermez, en fazla davranışlarına, kendince makul, onu temel inançlarıyla çelişkiden kurtaracak kılıflar uydurur.


Özşefkat temalı çokça kitap mevcut bana fazla spiritüel geldikleri için okumuyorum ama belki sizin işinize yarar. Daha ciddi açıklamalar ve öneriler için Engin Geçtan - İnsan Olmak okuyabilirsiniz.


14. Psikolojiye meraklı fakat okumaya nereden başlayacağını bilmeyen birine ilk kaynak tavsiyeleriniz nelerdir?


Okuma alışkanlığı kazanmak için okuyucu nelerden hoşlanıyorsa onu okumalı. Bu nedenle psikolojiyi ne içinde okumak istediğiniz de önemli. Örneğin ben felsefeden ve kurgudan hoşlandığım için Irvin Yalom'un Aşkın Celladı, Nietzsche Ağladığında ve Schopenhauer Tedavisi gibi romanları ve Varoluşçu Psikoterapi kitabı beni alana iyice itmişti. Sosyolojiden hoşlanıyorsanız Ernest Becker - Ölümü İnkar ve Erich Fromm kitapları daha çok ilginizi çekebilir. Evrim Teorisi hakkında okumayı seviyorsanız Evrimsel Psikoloji kitaplarını deneyebilirsiniz. Bir de tabii, her zaman, Dostoyevski var.


15. Kontrol edemediğimiz seslerin yoruculuğuyla başa çıkma konusunda bir yönteminiz var mı?


Savaşmamaya çalışıyorum. Eğer bir işle meşgulsem kulaklık veya tıkaç kullanıyorum. Çevremdeki insanları bu konuda duyarlı olduğum hususunda uyarıyorum. Elbette bazıları kibirli buluyor bunu, memleketimizde empati "ben bu halimle yapabiliyorsam sen hayli hayli yapmalısın" denkleminde hapsolduğu için o konuda yapacak bir şey kalmıyor. Bir de eğer ses çok yüksek değilse o sesi bastıracak daha yüksek ama düzenli ses açıyorum. Eğer uzun sürmeyecek bir sesse her ne iş yapıyorsam ara veriyorum.


16. Kendinize en sık sorduğunuz soru nedir?


“Bunu yapmama, almama, paylaşmama gerçekten ihtiyacım var mı”?


17. Sizce kuşku incinmiş ruhların sadizmi midir?


Bence kuşku zeki yaratıkların tacıdır. Ancak kuşku duyacak kadar zekaya sahipken onu yönetebilecek kadar akla sahip olmadığımızda o tacın altında eziliyoruz.


18. Mesleğiniz nedir? Sizce yazı yazmak yetenek mi yoksa öğrenilebilir bir şey mi?


Öncelikle reklam fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim :) Ben sosyal medya danışmanlığı yapıyorum. İlgilenenler kurucularından olduğum ajansa mesaj atabilirler (Sociabrand)


Yazmaya gelirsek, Stephen King o inanılmaz, muhteşem yazarlık için doğuştan bazı yeteneklerin olması gerektiğini söyler. Ama bunun dışında, gayet iyi, hatta çok iyi yazarlık için çalışmanın ve çabalamanın yeterli olduğunu belirtir. Ben de böyle düşünüyorum. Ama geri bildirim almak çok önemli.


19. Bizi çeken ve zarar veren aynı şeyse buna nasıl mesafe alırız?


Bir öneri: Mesafe koyabilmenin pragmatik matematiği basittir aslında. (Olumlu özellikleri küçümse) + (olumsuz özellikleri büyüt) = ister istemez uzaklaşırsın.


Bizi "çeken" ve "iten" derken karşımızdaki kişiyle ilişkimizi ikiye bölmüş oluyoruz. Aynı bölme işlemine devam edebiliriz, bu sefer 'iten' kısmı üzerine odaklanır, parçalara böler, her parçanın bize neye mal olduğuna uzun uzun kafa yorarız. Buna odaklandığımızda zaten çekici gelen taraflara odaklanmamış oluruz.


Daha etkileyici bir yöntem ise olumsuz yanları uzun uzun yazıp sürekli yanımızda taşımak ve seçimimizden kuşkulandığımızda tekrar tekrar bakmak.


20. İçimizdeki buz denizini nasıl kırabiliriz? Yoksa vazgeçip korunmayı mı tercih etmeli?


"Diyorlar: Bir yanı sarp bir uçurum,


Bir yanı çılgın dağ doruğu.


Oysa böyle yapmasam ben


Nasıl korurum içimdeki çocuğu?


Bir yanım çılgın nar ağacı


Bir yanım buz sarayı."


Kırılmaktan korkmak ne ayıp ne de mantık dışı. Sorun, bu konumdan kurtulmak istediğimizde bir superkahraman veya roman karakteri gibi bir anda üstümüzden atabileceğimize inanmamızdan kaynaklanıyor. Oysa kabuğu sertleştirmek zaman, irade ve yüreklilik gerektiriyor. Bence en iyi yol güvenilir insanlara kendini adım adım açmak.


Çünkü bazı insanlar, hata yapsalar da, daha derinlerdeki bizi tanımayı, bilmeyi, anlamayı ya da en azından çabalamayı hak ediyor.


21. En sevdiğiniz şarkı?


En sevdiğim şarkıyı seçmem imkansız. Ama uzun otobüs yolculuklarında dinlediğim albümler:


Cenk Taner - İzin Vermedi Yalnızlık


Leonard Cohen - Live in London


Damien Rice - O


Yüz Yüzeyken Konuşuruz - Akustik Travma


22. Hayata geç kalmış olduğumuz hissi, telaşı sebebi nedir? Not: Henüz 21 yaşındayken.


Bence en büyük nedeni bolluk paradoksu. Eğer atalarımız gibi bir köyde doğup başka bir yer görmeden orada öleceğimizi bilsek ve hayatımızın sonuna dek ana-baba mesleğini devam ettirip neredeyse her gün aynı yemeği yiyeceğimize inansak, hiç geç kalmış hissi yaşamazdık. Hatta zaman asılı kalırdı.


Ama bugün milyonlarca seçenek arasında debeleniyor ve sürekli "ya yanlış yola saptıysam, acaba dönmek için çok mu geç kalıyorum" diye telaşa düşerek hayatımızı harcıyoruz. 21 yaşındayken bile.


23. Dilim kuvvetli, toplumda laf cambazı denilen biriyim ama kendimi ifade edemiyorum. Ne yapmam gerekiyor?


Alıştırmalara yazarak başlayabilirsiniz. Aktif bir dil kullanarak, duygu / düşüncelerinizi belirtmeye çalışın. Örnek: "Benim yanımda sürekli arkadaşlarımın başarıları hakkında konuşmanızdan rahatsızlık duyuyorum. Çünkü kendimi yetersiz, zayif, hayal kırıklığı olarak görüyorum. Başarılarımın önemsenmediğini düşünüyor, haksızlığa uğradığımı hissediyorum."



Seyahatimiz sona erdi.:)


Bu yolculukta bana eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim. Birçok soru geldi, bir kısmına bakamadım bile, denk geldiklerimi elimden geldiğince yanıtladım.


Verdiğim cevapları birkaç gün içinde Huzursuz Bülten abonelerine göndereceğim. Abone olmak için e-mail adresinizi DM'den göndermeniz yeterli.


Sevgiler.




On dokuzuncu sayıdan merhaba,

Yeni sayıyla karşınızdayım. Bu sayıda özellikle Normal İnsanlar bölümünü okumanızı tavsiye ederim. Çünkü konu rüyalar olunca, dünyaya en düz bakan insan bile Salvador Dali olabiliyor.

Huzurlu haftalar dilerim, Huzursuz Beyin Emre ÖZARSLAN


NORMAL İNSANLAR: Normal İnsanlar: Rüyalarımız




Bu haftanın normal insanlar konusu "gördüğünüz bir rüyayı anlatın" idi. Simgelerin havada uçuştuğu birbirinden renkli, fantastik metinler ortaya çıktı. Katılan bütün yazar arkadaşlarıma saygılarımı sunuyor, emeklerine sağlık diyorum. - Hadi Beraber Kitap Yazalım projesi hakkında daha geniş bilgi almak için tıklayabilirsiniz. - Yazarlar için yazdığım bir mektubu okumak için tıklayabilirsiniz.


DÜNYANIN SONU - saturnuslog - Okyanus kıyısından geçen dağ ile okyanusu birleştiren bir otoyolun ortasında dört kişi, birbirimizi tanımadan öylece duruyorduk. Birdenbire otoyoldan geçen araçlar da bizimle durdular. Arabalardan inen insanlar dehşet içinde okyanusa bakıyorlardı. Okyanus yükseliyordu. Telefonlarımıza bildirimler gelmeye başladı. Dünyadaki bütün sular yükseliyordu. Sebebi bilinmiyor, herkes korkuyordu. Bazı ülke ve şehirler sular altında kalıyordu. Suların yükselmesiyle inanılmaz bir balina popülasyonu ortaya çıkıyordu. Bulunduğunuz yer artık bizim evimiz der gibi… Denizler taşıyordu. Balinalardan biri, bekleyen biz dörtlüye yanaşıp, “Birkaç gün içinde dünya tamamen sular altında kalacak. Bunu önleyebilmenizin, yaşayabilmenizin tek yolu bir yolculuğa çıkmanızdan geçiyor. Bu yolculukta, dünyayı baştanbaşa geçerek dünyanın kendisine karşı bazı bilmeceleri ve oyunları kazanmanız gerekiyor. Üstelik kaybettiğiniz ya da yanlış cevap verdiğiniz her bulmaca sonunda başlangıç noktanıza döneceksiniz” diye zihnimize telepatik bir şekilde fısıldadı ve sürüsüne katılarak uzaklaştı. Şok içerisinde balinanın söylediklerini idrak etmeye çalışırken, gruptan biri peki ya başlangıç noktasından değil de sondan başlarsak o zaman da sona mı döneriz yanlış yaparsak, yoksa bu yanlış bizi başlangıca mı götürür? diye sordu. Yazının devamını oku



FIRINDAN YENİ ÇIKMIŞ PSİKOLOJİ MAKALELERİ





1. Nüfus artışı kaynaklı stres sperm sayılarını düşürüyor. Uzmanlara göre 2064 yılına kadar nüfus sürekli artacak ve zirve noktasına ulaştıktan sonra %50 azalacak. Bugün bile, hayati kaynaklara ulaşmada çok daha az sıkıntı yaşarken bir yandan çocuk istemeyen çift sayısı artarken, diğer tarafta sperm sayıları son elli yılda yarı yarıya düştü. Yeni yayımlanan bir makale bunun nedeninin giderek artan ama anlamsızlaşan ikili ilişkiler ve nüfus patlamasının yarattığı stres olduğunu vurguluyor. Makalenin bulunduğu dergi: Endocrinology, Ağustos, 2021



2. İyi hayat, mutluluktan ziyade psikolojik zenginlikle ilgili Psychological Review’de yayımlanan bir makaleye göre “iyi hayat” mutlulukla değil psikolojik zenginlikle ilgili. Araştırmayı yapan uzmanlar bu zenginliğin; perspektif değiştiren, karmaşık, özgün deneyimlere sahip olmaktan geçtiğini söylüyorlar. Mutluluktan asıl farkı ise olumsuz deneyimleri de kapsaması. Makalenin bulunduğu dergi: Psychological Review, Ağustos 2021



3. Yaşlandıkça mental olarak yavaşlıyor ama daha dikkatli odaklanabiliyoruz. Yaşlandıkça birçok mental özelliklerimizde düşüş oluyor. Ancak yeni yayımlanan bir araştırmaya göre bir noktaya odaklanabilmek ve dikkatlerini o noktada sabitleyebilmek konusunda git gide daha başarılı oluyoruz. Üstelik yetmişli yaşların ortalarına dek. Makalenin bulunduğu dergi: Nature Human Behaviour, Ağustos, 2021


4. Komplo teorilerine inancın bir nedeni de eğlenceli olmaları COVİD aşılarından orman yangınlarına neden komplo teorilerine inanmaya bu kadar meyilliyiz? Elbette birçok nedeni var ancak uzmanlara göre bu nedenlerden biri de eğlenceli olmalı: kendine kendine başlayan bir virüs salgını veya orman yangınındansa büyük resmi görmek, bağlantıları kurmak, iz sürmek daha ilginç, heyecan verici ve dikkat çekici. Makalenin bulunduğu dergi: British Journal of Psychology, Temmuz, 2021



5. Başkalarının çıkardığı seslere aşırı duyarlılık ayna nöronlardan kaynaklanıyor olabilir. Bu ilginç araştırmaya göre bazı insanların çevresindeki sakız çiğnemelere, ağız şapırdatmalarına, öksürüklere karşı duyduğu ızdırabın nedeni kulaklarının aşırı hassas olması değil, o sesleri duyunca ayna nöronların tetiklenmesi ve bunun sonucunda benzer yüz kaslarının hareket etmesinden dolayı kişinin kontrol kaybından duyduğu rahatsızlık. Makalenin bulunduğu dergi: Journal of Neuroscience, Temmuz, 2021



HAFTANIN VİDEOSU: "Anil Seth: Beyniniz gerçeklik konusunda halüsinasyon üretiyor."




"Bir birey olarak deneyiminiz, tam olarak ''siz'' olmanın deneyimi de, beyin tarafından üretilmiş kontrollü bir halüsinasyondan ibaret. Değişik bir fikir, öyle değil mi? Görsel yanılsamalar gözümü kandırabilir, ama ben olmanın ne anlam ifade ettiği konusunda nasıl kandırılabilirim ki? Çoğu insan için bir birey olma durumu o kadar içten ve süregelen bir şey ki, tamamen doğal karşılamak işten bile değil. Aslında doğal karşılamamalıyız. Benlik kavramını birçok farklı şekilde hissediyoruz. Bir vücuda sahip olma durumu ve vücut bulma durumu söz konusu. Dünyayı ilk elden deneyimleme imkânına erişiyoruz. Bir şeyleri yapmaya niyetlenebiliyor ve dünyada yaşanan şeylerde parmağımız olabiliyor. Sekteye uğramadan var oluyor ve zamanla diğer insanlardan sıyrılıyoruz, şahsımıza münhasır hatıralar ediniyor ve sosyal çevre oluşturuyoruz. "


HAFTANIN KİTABI: "Matt Haig - Gece Yarısı Kütüphanesi"




Matt Haig'in kitabının konusu derin, ancak içeriği, üslubu, cümleleri fazla basit geldi bana. Rahat bir okuma için öneririm. Kitapla ilgili yazım: Nora, intihara teşebbüs eder ve kendini arafta bulur. Araf kocaman bir kütüphanedir: farklı seçimler yapmış olsaydı neler yaşayacağını anlatan kitaplarla doludur içi. Düğünü iptal etmeyip o adamla evlenseydi nasıl bir hayatı olurdu? Binlerce kitap. Peki her şeyi bırakıp, arkadaşıyla Avustralya’ya gitseydi? Kimisi ince, kimisi kalın, yine binlerce kitap. Bir de kalın; kapkalın bir kitap var. Pişmanlıklar Kitabı. Vazgeçtiği hayatında pişman olduğu bütün maddeler bir bir sıralanır bu kitapta. Kadın okumaya başladığında soluksuz kalır, devamını getiremez. Nora, diğer kitapları, yani hayatının farklı versiyonlarını okudukça Pişmanlıklar Kitabı’ndan bazı maddeler silinmeye başlar. Zira diğer alternatiflerin düşündüğü kadar mutluluk getirmediğini görür. Örneğin arkadaşıyla Avustralya’ya gittiği versiyonlar felaketle sonuçlanır. Evlenmediği için pişman olduğu adamın manipülatif taraflarını fark eder, seçimi konusunda rahatlar. Biz de, Matt Haig’in romanının kahramanı Nora gibi umutsuzluk sarmalına kapıldığımızda hayat hikayemiz diye sadece Pişmanlıklar Kitabı’nı okuruz. Geçmişin bizi tanımladığını ve değiştirilemez bir gerçek olduğuna inanırız. Oysa geçmiş diye hikayemizin tamamına değil, o anki duygu durumumuza yakın bölümlerine yöneliriz. Örneğin başarısız hissettiğimizde, geçmişteki başarısızlıklarımız aklımıza gelir. Raftan “Başarısızlıklar Kitabı”nı alır, bu inancı pekiştiririz. Hatalı bir seçim yaptığımızda da aklımıza “Güzel Seçimlerim”i okumak gelmez; “Berbat Seçimlerim”i okur ve seçim yapma konusunda beceriksiz olduğumuza iyice inanırız. Duygularımız, bizi harekete geçirmek için evrildiler; bize hakikati göstermek için değil. Gerçeği, yani kim olduğumuzu bilmek istediğimizde, geçici duygularımızın rehberliği bize gerçeğin eksik halini verir. Gerçeğin eksik hali ise yalanların en kötüsüdür. Bu bütünsel bakış açısına çevremizdeki insanları değerlendirirken de ihtiyaç duyarız. Bizim için önemli olan bir insan hakkında yıllar boyu “Bana Yaptığı Haksızlıklar” kitabını okuyup, onu kaybettikten sonra rafın gerilerinde tozlu ama epeyce kalın “Benim İçin Yaptığı Fedakarlıklar” kitabını bulmak acı verici olur çünkü.


HAFTANIN İÇERİKLERİ:

Bu hafta okuyucularla birlikte seçtiğimiz içerikler:



Erenbous: blabla İçerik yaratıcısı: @erenbous Platform: Instagram İçeriğe Git








Işıl Arıcan'ın Aşı karşıtlığı konusundaki tweet zinciri İçerik yaratıcısı: @@isil_arican Platform: Twitter İçeriğe Git






Gönüllü Çocuksuzluk hakkında yazılmış derinlikli bir blog yazısı İçerik yaratıcısı: @yakiniliskiler Platform: Web sitesi İçeriğe Git








Mert Dolapçıoğlu – Sosyalliğin En Güzel Kısmı İçerik yaratıcısı:@mertdolapciogluu Platform: Instagram İçeriğe Git





Kız Başına: Bir kadına neden çocuk yapmadığını sormamalıyız İçerik yaratıcısı: @kiz_basina Platform: Instagram İçeriğe Git





Evrim Ağacı: Akraba evliliği nedir, neden tehlikelidir? İçerik yaratıcısı: @evrimagaci Platform: Web Sitesi İçeriğe Git



Fularsız Entellik podcast: nostalji İçerik yaratıcısı: @imTolstoyevski Platform: Spotify İçeriğe Git








Filolojik Fragmanlar: Stoa Felsefesi ve Doğa İçerik yaratıcısı: @jimithekewl Platform: Spotify İçeriğe Git






Teyit.org: Aileniz yanlış bilgi yayıyorsa İçerik yaratıcısı: @teyitorg Platform: Web sitesi İçeriğe Git



Bilimfili: Göz Göze Gelmek Zamanın Durduğu Algısına Sebep Oluyor İçerik yaratıcısı: @bilimfili Platform: Web sitesi İçeriğe Git



Bu haftalık da bu kadar. Gelecek hafta görüşmek üzere. Huzurlu kalın! Huzursuz Beyin.


On sekizinci sayıdan merhaba, Ne yazık ki orman yangınları nedeniyle dehşet dolu bir haftayı geride bırakıyoruz. Büyük acının yanında, yalan yanlış içerik bombardımanının altında olduğumuzun farkındayım, bu nedenle okuyucularıma en değerli gördükleri içerikleri sordum ve bültenin sonunda derledim. Öneri veren bütün okuyucularıma teşekkür ederim. Haftanın kitabı olarak Yaşar Kemal’in “Yanan Ormanlarda Elli Gün”ünü seçtim. Ormanları koruma konusunda nasıl yetmiş yıldan beri bir arpa boy alamadığımızı okuyabilirsiniz. Bir teşekkür de "Normal İnsanlar" için yazar arkadaşlarıma. Bu bunaltıcı gündemde bile yazmayı başardılar. Tebrik ederim. Sevgiler, huzurlu haftalar, Huzursuz Beyin Emre ÖZARSLAN



NORMAL İNSANLAR: Normal İnsanlar: Romantik ilişkiler ve pişmanlıklar

Bu haftanın normal insanlar konusu " romantik ilişkinizde pişman olduğunuz bir davranış" idi. Katılan bütün yazar arkadaşlarıma saygılarımı sunuyor, emeklerine sağlık diyorum. - Hadi Beraber Kitap Yazalım projesi hakkında daha geniş bilgi almak için tıklayabilirsiniz. - Yazarlar için yazdığım bir mektubu okumak için tıklayabilirsiniz.

BAŞKA BİRİNE AŞIK OLDUM - edward bloom - Yaklaşık üç yıl olmuştu birlikteliğimiz başlayalı. Yumuşak iniş çıkışlarla ilerlemeyen, başlarda duygusal yoğunluğun en abartılı şekilde yaşandığı, gözlerin dış dünyaya tamamen kapandığı her -haydi çoğu diyelim- ilişki gibi zirveyi çabuk görmüş ve hızlı bir şekilde inişe geçmeye başlamıştı. Zor olansa inişe tek başıma geçiyor olmamdı. O hâlâ zirvedeydi ve ona orada yalnız olduğunu hissettirmemek için yorucu bir rol üstlenmiştim; aşıktım ve mutluydum. Ve rolü herhangi bir mecburiyetim olmadığı halde onu üzmemek için oynuyordum. Bırakırsam yere çakılırdı. (Bu düşüncem kibirimden değil; her fırsatta bana hatırlatılmasından kaynaklanıyordu) Başta şımartan ilgisi boğmaya, değerli hissettiren kıskançlıkları bunaltmaya başlamıştı, ama gidemiyordum. "Ben artık yapamıyorum!" diyemiyordum. Çünkü zamanla duygusal şiddete dönüşen vicdan sömürüsüyle çocukluğumda annemle tanışmıştım. "Sen benim her şeyimsin!"le başlayan o ağır yükün sırtımda bir kambur olmasını çaresizce seyretmiştim. Kimsenin "her şeyi" olmamam gerektiği bilgisi vardı, ama bilinci gelişmemişti. Frodo'nun yüzüğü taşıdığı gibi taşımam gerekiyordu bu yükü; taşımayı ben seçmemiştim ama taşımakla yükümlüydüm. Yazının devamını oku Normal İnsanlar'ı Oku


FIRINDAN YENİ ÇIKMIŞ PSİKOLOJİ MAKALELERİ

1. Genç kızlar erkeklere göre pandemiden daha olumsuz etkileniyorlar. İzlanda’da 523 genç arasında yapılan araştırmada kızların erkeklere göre pandemiden daha olumsuz etkilendiği bulgulandı. Genç kızların depresif semptom göstermelerindeki başlıca nedenler pasif sosyal medya kullanımı, aile üyeleriyle görüşme azlığı olarak sıralanırken, erkeklerde uyku azlığı ve daha sık online oyun oynama gösterildi. Makalenin bulunduğu dergi: JCPP Advances, Temmuz, 2021 Makaleye Git

2. Yeni bir dil öğrenmek müziğin beynimizde nasıl işlendiğini de etkiliyor. Pek çok araştırmaya göre müzikle ilgili bir hobi geliştirdiğimizde bu beynimizdeki konuşma sürecini de etkiliyor. Yeni araştırmaya göre tersi de mümkün; yabancı dil öğrenmek, müziğin beynimizdeki sürecini de etkiliyor. Makalenin bulunduğu dergi: Cerebral Cortex, Temmuz, 2021 Makaleye Git

3. Liderlik özellikleri abartılıyor. Liderliği doğuştan veya çok zor kazanılan bir özellik olarak görüyoruz. Ancak yeni bir araştırmaya göre, herkesin tamamen eşit özelliklere sahip olduğu modellerde bile bir lider ortaya çıkıyor. Çünkü, insanlar etraflarında birleşecekleri, ve bundan fayda sağlayabilecekleri- birini buluyor ve o kişi popülerleştikçe grubuna daha fazla kişi katılıyor. (kartopu etkisi) Özelliklerinden bağımsız olarak, takipçisi olana bakıp “işte bu lider” diyoruz. Takpçi satın alarak guru olan fenomenler gibi. Makalenin bulunduğu dergi: Economic Modelling, Nisan, 2021 Makaleye Git

4. İletişim bilimindeki makalelerde kadınlar az, erkekler fazla alıntılanıyor. Akademi dünyasında makalenizin ne kadar alıntıladığı başarınız için büyük önem arz ediyor. 1995 ile 2018 yılları arasındaki 14 İletişim dergisini inceleyen araştırmacılar, kadınların çok az, erkeklerin çok fazla alıntılandığını ortaya koyuyor. İyi haber; son yıllarda bu eğilim azalmış. Makalenin bulunduğu dergi: Annals of the International Communication Association, Temmuz, 2021 Makaleye Git

5. Çok içen insanların çocukları farklı riskler altında. Yeni bir araştırmaya göre, çok alkol tüketen ebeveynlerin çocukları daha sık zihinsel sağlık bozuklukları, hastaneye yatış ve suç davranışı gösteriyor. Araştırmacılara göre insanlar, alkol nedeniyle yabancılara verdikleri zararları, kendi hanehalkı içindekilere verdikleri zararlardan daha fazla bildiriyor. Dolayısıyla ebeveynlerin çocuklarına verdikleri zararlar daha nadir araştırmalara dahil ediliyor. Makalenin bulunduğu dergi: Journal of Studies on Alcohol and Drugs, Ağustos, 2021 Makaleye Git

HAFTANIN VİDEOSU: "Yangınlar nasıl aynı anda başladı? Felaketin sebebi insan mı? Yangın sonrası ağaç dikilmeli mi?

Özellikle Yangın Ekoloğu Prof. Dr. Çağatay Tavşanoğlu'nun konuştuğu bölümler izlenmeli.

HAFTANIN KİTABI: "Yaşar Kemal - Yanan Ormanlarda Elli Gün"

1949 yılında Cumhuriyet Gazetesi, ülkede baş gösteren orman yangınlarını araştırması için Yaşar Kemal’i görevlendirir. Yazar, bölge bölge dolaşarak yöre insanlarıyla röportaj yapar ve bu kitap ortaya çıkar. Doğaya yaptığımız kötülükleri yazarın akıcı ve zengin dilinden okumak, bugün yaşadığımız dehşetle birlikte karşılaşınca, tüyler ürpertici bir deneyime dönüşüyor. Sözü, kitabın giriş yazısını yazan Türkiye Ormancılar Cemiyeti’ne bırakıyorum: “Cumhuriyet Gazetesi’nin orman yangınları üzerine röportaj teşebbüsünde büyük muvaffakiyeti, röportajı yapacak kimseyi isabetle seçmiş olmasında görünüyor. Çünkü Yaşar Kemal sadece bir gazete yazarı değildir. Aynı zamanda kavrayıcı ve sürükleyici bir üslup sahibidir. Asıl mühimi yazarın orman dertlerini kendine dert edinmiş olmasıdır.” Kitaptan seçtiğim bölüm: Bakım memurunun adı Hasan Aydın. Bandırma’nın bilmem ne köyünde bakım memurluğu ediyor. Köyün adını bellemiştim ya, unuttum. Hasan yirmisinde ya var, ya yok. Hoş, güleç bir adam. Hasan’ın bir de güzel karısı var. On yedisinde. Köy dağlık köy. Yokluk gırtlağa kadar. “Yürü be fıkaralık elinden. Dolanıp belime kuşak olursun,” dediği. Her neyse, Hasan’ın karısı hastalanır. Hasan’ın maaşı 52 lira 36 kuruş... Hasan karısına delicesine aşık... Amanın bre! Hal nolacak? Doktor. Doktor nerdesin? Hasan bir gün karısını sırtına vurup dağdan indirir bin bela. Kıyıda bir motora atıp Bandırmaya doktora götürür. Doktor kadını iyicene bir muayene eder. Bakar hasta son halde. İnce hastalık ciğerini delik delik eylemiş. Başlar ince hastalık öğütleri vermeye: “Oğlum Hasan, karına tereyağı, bal, yumurta yedireceksin. İstirahat edecek. Şu şu ilaçları alacaksın... En mühimi Hasan oğlum, çam havası aldıracaksın karına. Mutlak çam havası almalı... Belki kurtulur.” Hasan karısını gene sırtlar. Hasan kurşun yemiş gibi. Eve gelirler. Hasan ne yapar yapar tereyağını, balı yumurtayı, ilaçları bulur... Bunları bulur ama... Ammavelakin çam havası yok. Orman olur da çam havası olmaz mı diyeceksiniz. Ormanda yıllar yılı yene yene bir tek çam ağacı kalmamış. İlaç için arasan bir tek çam yok. Netsin eylesin Hasan. Kadına çam havasını mutlaka aldırmak gerek. Bu yanlarda da çamlı hiçbir şey yok. Hasan’ın aklına gelir: Filan dağın doruğundaki eski manastırın önünde bir yaşlı çam ağacı vardı. Tamam. Çam havası için bire bir. Hasan manastırın avlusundaki ağacı sökmeye başlar. Söker yüklenir. Ağaç, ağaç değil bir beter. Köylüler Hasan’ı yarı yolda, yarı baygın, koca ağaçla cebelleşirken bulurlar. Hasan kan tere batmış, eli ayağı yırtılmış, kan içinde. Hasan, ne pahasına olursa olsun ağacı dağdan indirir, getirir evinin kapısına diker. Her gün de içerde yatan karısının yatağını çam ağacının altına yapar. Kadın böylece çam havası alır. Hasan mesut, karısı bahtiyar... Ama günden güne çamın yaprakları solmaya başlar. Bir ay sonra da çam kurur. Çamla birlikte Hasan’ın karısı da ölür.

HAFTANIN İÇERİKLERİ:

Bu hafta okuyucularla birlikte seçtiğimiz içerikler:



Bir ulusal kriz neden ve nasıl yönetilemiyor? İçerik yaratıcısı: @aposto Platform: Instagram İçeriğe Git







Afet Platformu'ndan sık sorulan sorular İçerik yaratıcısı: @afetplatformu Platform: Instagram İçeriğe Git





Prof. Dr. Doğanay Tolunay'dan çok önemli bir bilgisel İçerik yaratıcısı: @DoganayTolunay Platform: Twitter İçeriğe Git



Yangın söndürme uçakları etrafındaki sorular ve bilinenler (I) Mevcut yangınla mücadele hava gücü İçerik yaratıcısı: @teyitorg Platform: Web sitesi İçeriğe Git


Yangından sonra ne yapılmalı? İçerik yaratıcısı: @arkitektcom Platform: Instagram İçeriğe Git


Orman yangınlarıyla mücadelede doğru bilinen yanlışlar İçerik yaratıcısı: @Tuncayneyişçi Platform: Web Sitesi İçeriğe Git


Yangın Tipleri ve Söndürme Yöntemleri: Su, Yangın Tipine Göre Ateşi Söndürür, Etkilemez veya Güçlendirir! İçerik yaratıcısı: @evrimagaci Platform: Web sitesi İçeriğe Git


Orman yangınından zarar görmüş bir hayvan bulunduğunda ne yapılmalı? İçerik yaratıcısı: @changetr Platform: Instagram İçeriğe Git


Podcast: Prof Dr. Doğanay Tolunay Röportajı: "Orman yangınlarından sonra nasıl bir yol izlemeli?" İçerik yaratıcısı: @esmiyor.podcast Platform:Instagram İçeriğe Git


Podcast: Prof. Dr. Çağatay Tavşanoglu röportajı "Ormanlarımız için şimdi ne yapabiliriz?" İçerik yaratıcısı: @esmiyor.podcast Platform: Instagram İçeriğe Git


Akdeniz Tipi Bölgelerde Çıkan Orman Yangınlarına Yönelik Yönetim Anlayışında Paradigma Değişimi Şart! İçerik yaratıcısı: @evrimagaci Platform: Web Sitesi İçeriğe Git


Hakan Keleş'ten "Türkiye Yanıyor" çizimleri İçerik yaratıcısı: @haakankeles Platform: Instagram İçeriğe Git


Yangınlar neden bu kadar arttı? İçerik yaratıcısı: @1.5derece Platform: Instagram İçeriğe Git


Orman Yangınları ve Yangın Ekolojisi – İsmail Bekar, PHD İçerik yaratıcısı: @tarihobasi Platform: Youtube İçeriğe Git


Site yöneticisi... İçerik yaratıcısı: @vegan__earth Platform: Instagram İçeriğe Git


Bölgedeki ağaçlar İçerik yaratıcısı: @yaziyaban Platform: Instagram İçeriğe Git


Bize de mi TOKİ'den ev? Bize de mi borç? İçerik yaratıcısı: @aslialpar Platform: Instagram İçeriğe Git


Mevcut kızılçam ormanlarının ABD yardımlarıyla dikildiği iddiası İçerik yaratıcısı: @teyitorg Platform: Web Sitesi İçeriğe Git



Yalan söylediklerini bildiğimizi bildiklerini biliyoruz İçerik yaratıcısı: @erenbous Platform: Instagram İçeriğe Git




Bu haftalık da bu kadar. Gelecek hafta görüşmek üzere. Huzurlu kalın! Huzursuz Beyin.

30.000 üyeli haftalık Huzursuz Bülten'e ücretsiz abone olabilirsin:

Teşekkürler.

HUZURSUZ BEYİN

  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
bottom of page