top of page

Haftalık Psikoloji Bülteni'ne üye ol

Teşekkürler.

HUZURSUZ EMOŞ.jpg

İlişkiyi ucundan tutmak

  • 6 gün önce
  • 2 dakikada okunur

Eskiden aşk, engellerle tanımlanıyordu; dağlar, çöller ve ayırmak isteyen kötü kalpli ebeveynler. Bugün daha büyük bir engelle karşı karşıyayız: İmkansız beklentiler.


Partnerimizin iyi bir dost, tutkulu bir aşık, entelektüel bir denk ve duygusal bir liman olmasını bekliyoruz.


Ve sorun yaşadığımızda, sessiz bir kuşku beliriyor zihnimizde:


“Buna katlanmalı mıyım, yoksa kendime ihanet mi ediyorum?”



Esther Perel, "Eskiden bir köyün sunduğunu bugün tek bir kişiden bekliyoruz" diye yazar. Bu muazzam bir yüktür. Ama tuhaf olan beklentinin büyüklüğünden ziyade çelişkisidir.


Çünkü bu kadar rol için uyumlanma gerekir. Oysa her yerde “Kendin ol!” sloganları görüyoruz. Uyumlanmanın ihanet olduğunu öğreniyoruz. Ama başkası bize uyumlansın istiyoruz.


Bunu sinsi bir yolla yapıyoruz. “İstiyoruz,” demiyoruz da, “iyi sevgili böyle olur,” diyoruz.


Oysa korktuğumuz için uyumlanmakla, köklenmek için uyum sağlamak aynı şey değil. Ama kim köklenmekten bahsediyor ki?



Bugünlere bir anda gelmedik.


Önce romantik hareket bize doğru kişiyle aşkın zahmetsiz olacağını söyledi; zorlanmayı sevgisizlik saydık.


Sonra bireysellik kültürü “kendine sadık kal”ı “rahatsızsan git”e çevirdi, sosyal medya her köşeye mutlu çiftler ve sonsuz seçenekler yerleştirdi; biz de kalmayı zayıflık saydık ve elimizdekini azımsadık.


Bugünse farkındalık adı altında sürekli nasıl hissettiğimize bakıyoruz. Hislerimizden sevdiğimiz insanı sorumlu tutuyoruz.



Oysa ruh eşi bulunmaz, yaratılır. Artık karşılıklı emekle bir ruh eşi yaratmıyoruz, en az sorun çıkaranla devam ediyoruz.


Onarılması gereken ufak pürüzler, elenme işaretlerine dönüştü. Belirsizliğin erotik doğası gitti yerine bir gün pişmanlıkla uyanmanın kaygısı geldi: “Ya boşuna zaman harcıyorsam?”


Sevgililer artık birbirlerini hafifçe tutuyor. Suya girmeyip ayaklarıyla oynayanlar gibi.


Birlikteyiz ama kesinlik yok. Yan yanayız ama bağlanmış değiliz. Yalnız değiliz ama yalnızız. Sürekli şüphe, benimsenmemenin kızgınlığı ve sürekli bir açlık.



Bugün herkes özel hissediyor. Ama kimse özel hissettirilmiyor. Bunun hüsranını yaşıyoruz.


Herkes “olduğu kişi için” sevilmek istiyor. Ama sevgi performansa dönüştü:


Mesajıma beklediğim hızda döndün mü? Tatil planını ne kadar önceden yaptın? Ben söylemeden kırıldığımı anladın mı?


Ve beklediğimizi alamadığımızda içimizde aynı cümle dolaşıyor: Ben bu ilişkiye bunun için mi katlanıyorum?



Güçlü bir ilişkiyi Sally Rooney’in tarifinde görebiliriz: “Yıllar boyunca, aynı toprak parçasını paylaşan, birbirlerine yer açmak için bükülen, alışılmadık şekiller alan iki küçük bitki gibi…”


Ama biz bükülmekten korkuyoruz. Alan açmayı taviz, bükülmeyi kendimize ihanet sayıyoruz.


Modern ilişkinin gizli korkusu bu: Ya kalırsam ve beklediğim hayatı kaçırırsam?


Ocean Vuong'un yazdığı gibi; hiçbir şey sonsuza dek sürmez derler, ama aslında korktukları, bir şeyin onu sevebileceklerinden daha uzun sürmesidir.



Alain de Botton, hangi partneri seçersek seçelim yanlış kişiyi seçtiğimizi iddia eder. Çünkü herkes bu beklentilerin altında ezilir. Biz de. Onlar da.


Yine de beklentilerimizi sorgulamayız. Bunun yerine karşımızdakini sürekli onarılması gereken hasarlı bir bina gibi görürüz.


Herkes özel hissetmek istiyor ama bunun yerine düzeltilmesi gereken bir hata muamelesi görüyor.


Lana Del Rey, aşkın bu çelişkisini ironik bir şekilde dile getiriyor: “Seninle olmak varken, neden en iyisini bekleyeyim ki?”



Eskiden aştığımız engeller bir ilişkinin gücünü gösterirdi. Çiftler, çözülmemiş birçok sorunla birlikte yaşayabilirlerdi. Ama birbirlerini bırakmayacağını bilirlerdi.


Bugün en ufak sorunlar bizi şüpheye düşürüyor. Kendimize ihanet etmeyelim diye hafifçe tutuyoruz ilişkinin ucundan.


Kundera bizi uyarmıştı. Ayaklarımızı bağlamaması için ilişkinin ağırlığından kaçabiliriz.


Ama asıl dayanılmaz olan hafiflikmiş.



Kaynaklar:

Esther Perel - Mating in Captivity

Sally Rooney - Normal People

Ocean Vuong - On Earth We're Briefly Gorgeous

Lori Gottlieb - Belki de Biriyle Konuşmalısın

Alain de Botton - Why You Will Marry the Wrong Person

Milan Kundera - Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği

Yorumlar


30.000 üyeli haftalık Huzursuz Bülten'e ücretsiz abone olabilirsin:

Teşekkürler.

HUZURSUZ BEYİN

  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
bottom of page