top of page

Haftalık Psikoloji Bülteni'ne üye ol

Teşekkürler.

HUZURSUZ EMOŞ.jpg

Saygı kılığındaki itaat

  • 18 Tem
  • 2 dakikada okunur

İtaat, saygı kılığında dolaşmayı sever.


Korkusundan susan çocuk terbiyeli sayılır, itiraz etmeyen çalışan sadık, sorgulamayan vatandaş makbul.


Olur da ebeveynle, patronla, iktidarla uyumlanmazsak ya saygısız oluruz ya nankör ya hain.


Saygı görmeden büyürüz. Yetişkinlikte saygı beklerken aslında itaat istediğimizi ise fark etmeyiz.



Bazı evlerde haksızlık karşısında susmaktı saygı. Bazılarında istediğin kıyafeti giymemek.


Kafka’nın evinde, baba ağzını şapırdatıp yemek yerken, çocuğun hiç ses çıkarmamasıydı örneğin.


Küçük Franz, kurtuluş yolunu babasının tuhaflıkları hakkında şaka yapmakta bulmuştu. Babası bunu “saygısızlık” olarak gördü. Oysa Franz için var olmanın tek yoluydu bu şakalar:


“...tanrılar ve krallar hakkında anlatılan fıkralar gibiydi bunlar, sadece en derinden gelen saygıyla bağlantılı olmakla kalmayan, dahası o saygının bir parçası olan fıkralar gibi.”



Saygı, saymaktan gelir; yani karşımızdaki insanı düşünmekten, hesap etmekten…


Erich Fromm’un dediği gibi “görebilmekle” ilgilidir: Bir insanın kendine özgü varlığını kabul etmektir saygı.


Onun varlığıyla kutsanmış hissedebilir, bir yandan da düşüncelerini, inançlarını, eylemlerini sorgulayabiliriz.


İtaat ise boyun eğmekle ilgilidir. Karşımızdaki insanı düşünmeyiz, hesap etmeyiz, sadece uyum için ezberleriz.


İtaatin olduğu yerde saygıya yer kalmaz.



Richard Sennett, saygı kıtlığının tüm kıtlıklar gibi insan yapımı olduğunu söyler. Oysa saygı bedavadır. O zaman neden bu kadar kıttır?


Çünkü eşitsizliğin olduğu yerde saygının bedeli olur. Her eleştirimiz saygısızlık, her şakamız hakaret, her sorgulamamız ihanet olarak görüldüğünde bizden beklenen saygı değil, itaattir.


Saygının temelinde güven ve özgürlük yatar. "Hayır" diyebilme özgürlüğü olan insan, içtenlikle "evet" de diyebilir.


"Hayır" diyemeyen biri, saygı göstermez; boyun eğer.



Bir insanın varlığına sonsuz saygı duyabilir ama fikirlerine katılmayabiliriz. Hatta, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yerleşik ifadesiyle, düşüncelerimizi o kişi için "şoke edici, rahatsız edici ve incitici" biçimde dile getirebiliriz.


Örneğin Carlos Latuff, karikatürlerinde İsrail başbakanını Hitler ile öpüştürdüğünde birçok İsrailli bunu soykırım anılarına saygısızlık olarak nitelendirdi ve incindi.


Ama insanlar inciniyor diye, sanatçının ifade hakkı elinden alınamazdı.


İtaatin hakim olduğu yerde insanlar önce aynı şeyi söylemeye, sonra aynı şeyi düşünmeye başlar.



Saygı ve itaati karıştırdığımızda, sadece eleştiri hakkını kaybetmeyiz; farklı düşünenin acısına da yabancılaşırız.


Hatta, Bauman'ın yazdığı gibi zalimleşiriz. Büyük zulümler çoğu zaman canavarların değil, sadece görevlerini yaptığını düşünen sıradan insanların elinden çıkar.


İtaat, ahlaki sorumluluğu askıya alır.


Bir iktidarın üzerimizde yaratabileceği en büyük yıkım, bizi suça ortak etmektir. Naziler, buna “kan çimentosu” derdi. Suç ortaklığı kadar birleştiren bir çimento olmadığı için.


Böylelikle benliksiz zalimlere dönüşürüz.



Fransız düşünür Etienne de La Boetie, buna beş yüz yıl önce bir isim verir: Gönüllü kulluk.


La Boetie’ye göre hepimizden itaat bekleyen bu tiranlığa saldırmamıza bile gerek yoktur. Kulluk etmemeye karar vermemiz yeter:


“Yalnızca onu desteklemekten vazgeçin. O zaman onun, kaidesi çekilmiş dev bir heykel gibi kendi ağırlığıyla yıkılıp parçalandığını göreceksiniz.”


Ama bu pek kolay değildir. Çünkü gönüllü kulluk, hep saygı kılığında gelir.



Saygı görmeden büyüdüğümüzde, saygı beklerken itaat istediğimizi fark etmeyiz. Bu itaat beklentisi içinde ne kadar acımasızlaşabileceğimizi de.


Nazım Hikmet’in mısralarında dediği gibi:


“Koyun gibisin kardeşim, gocuklu celep kaldırınca sopasını sürüye katılıverirsin hemen ve adeta mağrur, koşarsın salhaneye. …Ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende.”


Saygı düşünmekle başlar. Zalimliğe gönüllü kulluk ise düşünmeyi bıraktığımız yerde.



Kaynaklar:

Erich Fromm - İtaatsizlik Üzerine

Erich Fromm - Sevme Sanatı

Zygmunt Bauman - Modernite ve Holokost

Franz Kafka - Babaya Mektuplar

Ernest Becker - Ölümü İnkar

Richard Sennett - Saygı

Etienne de La Boetie - Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev

Nazım Hikmet - Bütün Şiirleri

Yorumlar


30.000 üyeli haftalık Huzursuz Bülten'e ücretsiz abone olabilirsin:

Teşekkürler.

HUZURSUZ BEYİN

  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
bottom of page