Haftalık Huzursuz Psikoloji bültenine üye ol.

Teşekkürler!

Ormanlar yanarken neden çay fırlattılar?





Ana fikir: İnsanların “karşılıklık özelliğini” kullanmak isteyen siyasetçiler,seçmenlerine hediyeler dağıtırlar. Ancak bunu bir felaket sonrasında yapmak, empati eksikliğinin ve vizyonsuzluğun göstergesi sayılabilir.


2017’de üç bin kişinin öldüğü Maria Kasırgası’nın dehşetiyle karşılaşan Porto Riko halkı, tarihinin en tuhaf anlarından birini yaşıyordu. Ülkeye ziyarete gelen ABD Başkanı Donald Trump, konumlandığı bir kilisede, kendisini destekleyen Porto Riko vatandaşlarına sırıta sırıta kağıt havlu fırlatıyordu.


Bugün bile “onur kırıcı, empati düşüklüğünün ispatı” olarak anılan bu olayın benzerini, dün yaşadık.


Ülke yangın yerine dönmüşken, sahneden ve otobüslerden çay paketleri fırlatıldı. Peki amaç neydi?


Peki neden?


Pazarlamacıların altın kitabı sayılan İknanın Psikolojisi’nde Cialdini, “İnsanlar geri vermeden duramazlar” der.


Olumlu ya da olumsuz, evrimsel olarak karşılık vermeye meyilliyiz.


Hesabın yanında şeker sunan garsonlar daha fazla bahşiş alırlar. Bağış toplayıcıları, karşılaştıkları insanların ellerine önce ücretsiz bir şeyler, genellikle kartpostal, sıkıştırırlar. Satıcılar, müşterilerine yemek, bardaki çapkınlar ise hedeflerine içki ısmarlamaya çalışırlar. Siyasetçiler de oy için rüşvet dağıtırlar.


Özellikle seçim dönemlerinde ve mitinglerde politikacıların bu yöntemi kullanmaları şaşırtıcı sayılmaz.


Ama dün, seçim mitingi yoktu. Vatandaşlar olarak, yaralarımızın nasıl sarılacağını, felaketin tekrarlanmaması için neler yapılacağını ve yetkililerin alacakları sorumlulukları duymayı bekliyorduk. Oysa yine, seçmenlerin olduğu bir gruba çay fırlatıldığını gördük.


Bu eylemin daha utanç verici ve onur kırıcı örneklerini geçmişte de yaşamıştık.


2013 yılında kanser hastası genç bir üniversite öğrencisi, Dilek Özçelik, dönemin bakanı Erdoğan Bayraktar’a ilaçların temininin zor olduğunu söyleyince, bakan, kadının eline iki yüz - üç yüz lira sıkıştırmaya çalışmıştı.


“Ben dilenmiyorum, birisi yardım istediğinde eliniz cebinize değil, vicdanınıza gitsin” diye haykıran kadın; kaldırıma çöküp, uzun süre ağlamıştı.




Bakan Bayraktar ise ”hastalık nedeniyle Dilek kızımızın ruh hali bozulmuş” demiş ve aldığı tepkiyi anlayamadığını belirtmişti.


2018 yılında ise Trabzon Belediyesi, güvenlik güçlerine teröristlerin yerini gösterirken öldürülen on beş yaşındaki Eren Bülbül’ün annesi için ev yaptırmış, evin anahtarı, acılı anneye, AKP’nin seçim mitinginde büyük bir gösterişle verilmişti.




Trump’ın skandal eyleminden sonra “Her lider bazı eylemleriyle hatırlanır,” diye yazmıştı The Atlantic, “Kennedy bizi uzaya götürdü, Lincoln köleleri kurtardı, Roosevelt büyük buhranla boğuştu ve Donald Trump, ölümcül kasırganın mağdurlarının gözlerinin içine baka baka kağıt havlu fırlattı.”


İnsanlar acı çekerken kendilerini ve partilerini pazarlamak için fırlatılan çaylar, ellere tutuşturulan paralar ve mitingle verilen anahtarlar da, kuşkusuz, yöneticilerin empati kapasitelerini ve vizyonlarını net bir şekilde gösteren simgelere dönüşüyor.