Psikolog Lori Gottlieb, uzun süredir birlikte olduğu nişanlısı tarafından terk edilince dünyası başına yıkılır. Bir süre arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalır. Ama onlardan tek duyduğu kendisinin ne kadar haklı, adamın ise işe yaramaz olduğudur.
Gottlieb, mesleği gereği bu tür desteklerin o an için rahatlık verse de aslında tehlikeli olduğunu bilir.
Chögyam Trungpa’yı hatırlar. Budist eğitmen, bu tür tek yanlı ve klişe desteklere “aptalca şefkat” der ve ekler:
“Bunlar, gerçek şefkatin düşmanıdır.”
…
Trungpa, şefkati ikiye ayırır: Aptalca şefkat ve bilgece şefkat.
Aptalca şefkat gösterdiğimizde, sevdiğimiz insanın şikayetlerini, çatışmadaki rolünü sorgulamadan, kayıtsız şartsız kabul ederiz.
Bilgece şefkatte ise hem o kişiye ne kadar önem verdiğimizi gösterir, hem de ona "sevgi dolu bir hakikat bombası" fırlatarak şikayet ettiği konudaki sorumluluğunu görmesini sağlarız.
…
Aptalca şefkati tehlikeli yapan, sevdiklerimizin kendilerini kandırmalarına ortak olmaktır. Onların anlattığı hatalı hikayeyi ve kurban rolünü sorgusuzca doğrularız.
"Sen haklısın" diyerek, eksik yazılmış bir senaryonun altına imza atarız.
Bilgece şefkat ise hatalı anlatıyı bozar. Tutarsızlıkları işaret ederek, o kişinin hikayesini düzenlemesini sağlar.
Bu nedenle Gottlieb’e göre terapi, “yara bandı” yapıştırmak değil, danışanların sorumluluk bilincini yükseltmek ve kendi hayat hikayelerinin yazarları olduklarını hatırlatmaktır.
…
Trungpa, iyi niyetle yapılmış da olsa, aptalca şefkatin, nezaket maskesi takmış bencillik olduğunu söyler.
Çünkü yüzeyi biraz kazıdığımızda, bu tavrın altında karşımızdaki insanı iyileştirmekten ziyade, kendi hissettiğimiz olumsuz duygulardan kaçınma arzusu yatar.
Bu durumu, diyabet hastası torunu ağlamasın diye ona şeker veren büyükannenin hikayesine benzetir. Büyükanne o an için kendini "iyi" ve "sevgi dolu" görebilir ama yaptığı şey, sevdiği çocuğun zarar görmesine göz yummaktır.
…
Aptalca şefkati besleyen duygulardan biri de acımaktır.
Ve Nietzsche bu nedenle acımayı insanlığın baş düşmanı olarak görür. Ona göre acımak, dünyadaki toplam ızdırabı azaltmaz, aksine ikiye katlar.
Nietzsche, acımanın pasifleştirici bir tutum olduğunu söyler; bunun yerine eşitler arasında yürekli bir paylaşımı savunur.
Bir insanı gerçekten desteklemek istiyorsak, onunla birlikte kederin içine düşmek zorunda değiliz. Ayağımızı yere sağlam basıp ona el uzatabiliriz.
…
Ancak önemli bir ayrım var. Bilgece şefkati, disiplinli ebeveynlerin sert sevgisiyle karıştırmamak gerekir.
Sert sevgi, sıcaklıktan yoksun ve sadece talepkardır; aptalca şefkat ise sorumluluk vermeyen bir sıcaklıktır.
Bilgece şefkat bu ikisinin dengesidir: Hem yüksek sıcaklık hem de yüksek sorumluluk beklentisi içerir. "Seni derinden önemsiyorum ve kendine zarar vermene göz yumamam" diyen o kapsayıcı duruştur.
…
Aptalca şefkat, sevginin acıyı tamamen yok etmesi gerektiğine dair romantik ama hatalı bir fikre dayanır. Oysa ihtiyacımız olan yalnızca sevgi değil, kendimiz hakkında anlattığımız sınırlayıcı hikayelerden kurtulmaktır.
Bazen sevdiğimiz kişiye bir şey söylemek imkansızdır. Karşımızdaki hazır değildir ya da zaman doğru değildir. Böyle anlarda, Maya Angelou’nun dediği gibi, sessizlik içinde haklı kalmayı bilmek gerekir.
Belki gerçeğimizi söyleyemeyiz ama hiç olmazsa bu yanlış anlatıyı onaylamayarak gerçeğe hizmet ederiz.
…
Gottlieb terapiye başlar. Terapistinin tuttuğu ayna, ona ilişkinin bitişindeki kendi payını gösterir. Örüntüleri fark eder ve yaşadığı paniğin ardındaki ölüm korkusuna bakma cesaretini toplar.
Gretel Ehrlich’in yazdığı gibi, dürüstlük, sempatiden daha güçlü bir ilaçtır; zira sempati teselli edebilir ama çoğu zaman gerçeği örter.
Ve bilgece şefkat gerçeği, nezaketle, sabırla ve ısrarla hediye eder.
Kaynaklar:
Lori Gottlieb - Belki de Biriyle Konuşmalısın
Pema Chodron - Idiot Compassion and Mindfulness
Friedrich Nietzsche - Deccal
Maryln Wel - Why Blind Compassion Is Dangerous
Peg Streep - The Real Problem With Tough Love



















