top of page
Ara


Yedinci sayıdan merhaba! Bültene başlarken ilk yılın sonunda 2.500 aboneyi geçmeyeceğini düşünerek email pazarlama şirketiyle "haftada dört bülten, ayda en çok 10.000 email" üzerinden anlaşmıştım. (tam memur çocuğu işte.) Ancak henüz ikinci ay dolmadan bu sayıya ulaştık. Sanırım artık sponsor bulmam gerekecek :) Haftayı bir yandan 128 Milyar dolar nerede diye sorarak, bir yandan da "Save Ralph" animasyonu üzerine konuşarak geçirdik. Bu nedenle bülteni hazırlarken temayı bu iki konu üzerinden oluşturdum. Haftanın sorusu olan "hayatınızı değiştiren cümleler" bölümünü okumanızı özellikle tavsiye ederim. Belki oradaki bir cümle sizin de hayatınızı değiştirir. Sevgiler, huzurlu haftalar, Huzursuz Beyin Emre ÖZARSLAN

Bu sayıyı, dayısı olmaktan gurur duyduğum yeğenim Zeyna'ya ithaf ediyorum. Umurunda olmayacağını bilsem de.






Bu sayıda neler bulacaksınız?

  1. Haftanın psikoloji testi: "Ne kadar umutsuzsunuz?"

  2. Haftanın anketi: "Hayvan deneyleri hakkında ne düşünüyorsunuz?"

  3. Normal İnsanlar: "Hayatınızı en çok değiştiren cümle neydi?"

  4. Fırından yeni çıkmış psikoloji makaleleri

  5. Haftanın animasyonu: "Save Ralph"

  6. Haftanın kitabı: "Hayvan Özgürleşmesi"

  7. Haftanın dizisi: "Ozark"

  8. Haftanın videosu: "Peter Singer ve Richard Dawkins, et yemenin ahlaklılığı üzerine tartışıyor."

  9. Beğendiğim içerikler




HAFTANIN PSİKOLOJİ TESTİ "Ne kadar umutsuzsunuz?"



Haftanın testi yirmi sorudan oluşuyor ve ne kadar umutsuz olduğunuzu ölçüyor. Umutsuzluk puanınız biraz yüksek çıkarsa hemen kişiliğinizi suçlamayın, yaşadığınız ülkeden kaynaklanıyor olabilir.



HAFTANIN ANKETİ: "Hayvan deneyleri hakkında ne düşünüyorsunuz?"



Takipçilerimin hayvan deneyleri hakkında ne düşündüğünü öğrenmek için bir anket hazırladım. Katılırsanız sevinirim.


Anketi hazırlarken hata yapmamak için vegan arkadaşım İrem Usta'ya bol bol danıştım. Kendisine teşekkür ederim.


Anketi tamamladıktan sonra "önceki yanıtları görüntüleyin" seçeneğini tıklayarak güncel sonuçları görebilirsiniz.



NORMAL İNSANLAR: "Hayatınızı en çok değiştiren cümle neydi?




Instagram hesabımda bu hafta takipçilerimin hayatlarını değiştiren cümlelerin ne olduğuydu. Gelen yanıtlardan bir cümlenin bile insanın hayatını nasıl değiştirebildiğini görme fırsatım oldu. Bazılarını paylaşıyorum: Yazının tamamını bu bağlantıdan okuyabilirsiniz.



FIRINDAN YENİ ÇIKMIŞ PSİKOLOJİ MAKALELERİ




1. Kadın doktorların baktığı hastaların gribe karşı aşılanma olasılığı daha yüksek. Araştırmayı yapan Dr Dan Lyn, bunun en önemli sebebinin kadın doktorların erkek doktorlara göre hastalarıyla daha uzun vakit geçirmesi olduğunu söylüyor. Sıradan bir grip aşısı %40 - %60 arası etkiliyken COVID-19 aşısı %90 etkili. Bu nedenle hastalarla biraz daha uzun vakit geçirmek bütün insanlığı kurtarabilir. Makalenin bulunduğu dergi: JAMA Internal Medicine, Nisan, 2021 Makaleye git 2. Otizmdeki cinsiyet farklılıkların nedeni mutasyon sayısı olabilir Otizmin kızlardan çok erkeklerde ortaya çıktığı biliniyor ancak bunun nedeni tam olarak anlaşılamıyor. Yale Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre kız çocuklarının otizmden muzdarip olabilmeleri için erkek çocuklara nazaran beyinlerinde daha fazla noktada mutasyon olması gerekiyor. Bu nedenle otizm geliştirmeleri biraz daha zorlaşıyor. Makalenin bulunduğu dergi: Brain, Nisan, 2021 Makaleye git 3. Sanal karakterler de insanların yeni lider özellikleri geliştirmesinde gerçekler kadar başarılı. Danışmanlık şirketlerine müjde, maliyetleri düşürebilirsiniz. Yeni Zelanda Human Interface Technology Laboratuvarı’nda yapılan araştırmaya göre özellikle “rol yapma” gibi senaryo pratiklerinde liderlik eğitim veren kişinin gerçek veya sanal olması pek bir şey değiştirmiyor. Ama benim bildiğim devlet sanal eğitmenlerden de vergi alır. Makalenin bulunduğu dergi: Frontiers in Virtual Reality, Nisan, 2021 Makaleye git 4. Geç okul saatleri sayesinde çocuklar uykularını alabiliyor. Gelecekte, bazı çocuklar için erken yatağa girmenin işkence olduğu ve yetersiz uyku yüzünden yaşadıkları zihinsel yetenek kaybının, sağladıkları eğitimden kat be kat önemli olduğu anlaşılacak ve günümüzün sabahın köründe başlayan eğitim sistemi zorbalık olarak anılacak. Oxford Üniversitesi araştırmacıları, pandemi sonrasında okulların daha geç açılmasını öneriyor. Makalenin bulunduğu dergi: Sleep, Oxford Academic, Nisan, 2021 Makaleye git 5. Köpekler koronavirüsü mükemmel bir keskinlikle koklayabiliyor. Pennsylvania Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre konu hakkında uzmanlaşmış köpekler pozitif COVID-19 örneklerini yüzde 96 başarıyla buluyor. Bizim kullandığımız testlerden epey yüksek bir oran. (Merak edenler için, deneyde kullanılan köpekler: Labrador Retriever) Makalenin bulunduğu dergi: PLOS ONE, Nisan, 2021 Makaleye git


HAFTANIN ANİMASYONU: "Save Ralph"




Yönetmenliğini Spencer Susser'ın yaptığı animasyon, bu haftanın gündemini belirledi.



HAFTANIN KİTABI: "Hayvan Özgürleşmesi - Peter Singer"




Peter Singer'la Yale Üniversitesi Psikoloji Profesörü Paul Bloom'un verdiği (ve hala bedava olan) "Gündelik Hayatın Ahlakı" derslerinde karşılaşmış ve çok etkilenmiştim. Kendisi uygulamalı etik konusunda uzman olmasının yanı sıra çok güçlü bir tartışmacıdır. Richard Dawkins'le olan tartışmasını da videolar kısmına ekledim. Kitaptan altını çizdiğim bazı yerler:

  • Sormamız gereken soru, akıl yürütebiliyorlar mı ya da konuşabiliyorlar mı değil, “acı çekebiliyorlar mı?” olmalıdır.


  • Bizim asıl ilgi duyduğumuz şeyin acı ve mutsuzluğu sona erdirmek olduğunu, ayrımcılığa karşı olduğumuzu, kendi türümüzün üyesi olmasa bile başka bir varlığa gereksiz yere acı çektirmenin yanlış olduğunu düşündüğümüzü, hayvanların insanlar tarafından acımasızca ve gaddarca sömürülmekte olduğuna inandığımızı ve bu durumun değişmesini istediğimizi anlatmaya çalıştık.

  • Çiftliklerde yaşanan acı kat kat fazla olmasına rağmen, halkın ilgisini ve merhametini uyandırmak için araştırmalarda kullanılan hayvanlara, özellikle de kedilere, köpeklere, tavşanlara ve maymunlara odaklanılıyor. Tavukların hatta domuzların resimleriyse ilgi uyandırmıyor.

  • Diğer hayvanlardan daha az vahşi olduğumuzu düşünmeyi çok severiz. "İnsancıl" kelimesi iyi kalpli nazik anlamına gelir "hayvani" "hayvanca" gibi kelimeleri ise Zalim ya da kötü kalpli anlamında kullanırız. Hiç şöyle bir durup düşünmeyiz ki en önemsiz gerekçelerle öldüren hayvan insandır.

  • Yediğimiz yiyeceklerin gerisinde yatan, canlı yaratıkların ma­ruz kaldığı kötü muameleden genellikle haberimiz olmuyor. Bir dükkan ya da restorandan yiyecek satın almak, son ürün dışındaki bütün aşamaları titizlikle gizlenmiş uzun bir sürecin zirve nok­tasıdır. Kırmızı eti ya da tavuk etini temiz plastik ambalajlar içinde alırız. Neredeyse hiç kan görmeyiz. Yaşayan, nefes alan, yürüyen, acı çeken bir hayvan ile bu ambalaj arasında bir bağ kurmak için hiçbir sebep yoktur.

  • Diğer hayvanların davranışlarını inceleyenler veya evlerinde hayvan besleyenler kısa süre içinde onların tepkilerini, bir bebeğinkiler kadar, bazen daha iyi öğrenebilirler.


HAFTANIN DİZİSİ: "Ozark"



Bu hafta Ozark'ı seçmemin pratik bir nedeni var. Bütün hafta sorduğumuz "128 milyar dolar nerede?" sorusuna hükümet kanadından yetmiş sekiz farklı yanıt ageldi ve çoğu da anlayamayacağımız bazı ekonomik terimlerle ifade edildi. Ozark, hiç olmazsa para aklamanın ABC'sini öğrettiği gibi aynı zamanda ilişki dinamikleri konusunda da harika bir dizi. Jason Bateman, Arrested Development'la Altın Küre'de en iyi erkek oyuncu aldığı için şanslı, çünkü Ozark'ta üç kere aday gösterilmiş olmasına rağmen alamadı. IMDB Sayfası



HAFTANIN VİDEOSU: "Peter Singer ve Richard Dawkins, et yemenin ahlaklılığı üzerine tartşıyor."



Haftanın kitabında yer verdiğim Peter Singer'ın Richard Dawkins'le mülakatı.



BEĞENDİĞİM İÇERİKLER:

1. Teyit.org’dan Komplo El Kitabı, harika olmuş. 2. Zorbalığı Engelle'den "Kelimeler Can Yakabilir" görseli 3. Cem Güventürk'ten "Odak" karikatürü 4. Oggito'dan Rollo May - Yaratıcılığın Sınırları Üzerine makalesi 5. Eren Boz'dan "Türkiye'ye karşı oynanan oyunlar" karikatürü 6. Yakın İlişkiler'den "Çocukların İstismara Maruz Bırakılmasıyla İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar" adlı makale 7. Evrim Ağacı'ndan "Sorunlu Kişileri Sosyal Medya Platformlarından Kovmak, Nefret Söylemini ve Şiddet Çağrılarını Engeller mi?" adlı makale 8. İlker Altungök'ten "Burası küçük yer, laf olur" karikatürü 9. Kemal Sayar'dan "Ruhun Parmak İzi: Çocukluk" adlı makale 10. Oggito'dan "Bilimsel Düşünme Sanatı" makalesi


Bu haftalık da bu kadar. Gelecek hafta görüşmek üzere. Huzurlu kalın! Huzursuz Beyin.



Altıncı sayıdan merhaba! Yine son sabaha kadar bitiremediğim bir bültenle karşınızdayım. Eşimin yatarken Kırmızı Oda'daki psikiyatristin donuk bakışlarıyla sorduğu "bu pazar da sabahlayacak mısın?" sorusu artık bir ritüele dönüşmüş durumda. Olsun, durumdan memnunum. Bu haftanın testi neden okuduğumuzu sorguluyor: Benliğimiz için, yeterli hissetmek için, saygı duyulmak için veya hepsi. "En büyük haksızlığınız neydi" sorusunu sorduğum Normal İnsanlar'da ise bir takipçim kendisine çok aşık olan sevgilisini neden/nasıl aldattığını anlatıyor. Keyifli okumalar, Huzursuz Beyin Emre ÖZARSLAN

"Bu pazar da sabahlayacak mısın kocacım?"






Bu sayıda neler bulacaksınız?

  1. Haftanın psikoloji testi: "Neden okuyorsunuz?"

  2. Normal İnsanlar: "Yetişkinliğinizde bir insana karşı yaptığınız en büyük haksızlık neydi?"

  3. Fırından yeni çıkmış psikoloji makaleleri

  4. Haftanın animasyonu: "All of Us"

  5. Haftanın kitabı: "İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon"

  6. Haftanın filmi: "Nelyubov / Sevgisiz"

  7. Haftanın videosu: "Billie Ellish Tourette Sendromu Hakkında Konuşuyor"

  8. Beğendiğim içerikler



HAFTANIN PSİKOLOJİ TESTİ "Neden okuyorsunuz?"




19 soruluk bu test okuma motivasyonunuzun ardındaki nedenlere odaklanıyor ve dört farklı kategoride değerlendiriyor: benlik, yeterlilik, tanınma ve diğer işlerde kullanma.




NORMAL İNSANLAR: "Yetişkinliğinizde bir insana karşı yaptığınız en büyük haksızlık neydi?




Instagram hesabımda hafta sorduğum soru yetişkinken yaptığınız en büyük haksızlıkla ilgiliydi. Gelen yanıtlar çoğunlukla kısaydı ve ebeveynlere, eşlere ve çocuklara yapılan haksızlıklarla ilgiliydi. Herkese hak ettiği gibi davrandığına inananların sayısı da tuhaf derecede çoktu. Bir takipçim, ona aşık olan adamı aldatarak yaptığı haksızlığı detaylıca anlattı. Bana gönderdiği mesajı olduğu gibi aktarıyorum: Yazının tamamını bu bağlantıdan okuyabilirsiniz.




FIRINDAN YENİ ÇIKMIŞ PSİKOLOJİ MAKALELERİ





1. Destekleyici partnere sahip olmak, depresyonlu veya stresli olsak bile ilişki kalitesinin korunmasına yardımcı oluyor. Massachusetts Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre, duyarlı, destekleyici bir partnere sahip olmak, bireyin depresyonunun veya stresinin romantik ilişkileri üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indiriyor. Tabii burada destekleyici partnerin tanımı önemli, yoksa neredeyse herkes kendisinin destekleyici olduğundan emin: tepki vermeden, odaklanarak dinleyebilmek, partnerinin asıl ihtiyaçlarını fark edebilmek ve ifade etmek istediği noktaları anlayabilmek. Makalenin bulunduğu dergi: Social Psychological and Personality Science, Mart, 2021 Makaleye git 2. İş yerinde sık sık bölünüyor olmanız rahatsız edici olsa da, aidiyet duygunuzu artırabilir. Çalıştığınız yerde iş arkadaşlarınız veya patronlarınız tarafından sürekli bölünmek odaklanma problemlerine ve daha düşük iş tatminine neden oluyor. Diğer yandan yeni yapılan bir araştırmaya göre bu tür bölünmeler çalıştığımız yere yönelik aidiyet duygusunu da yükseltebiliyor. Daha yüksek aidiyet duygusu da, daha yüksek iş tatminini sağlıyor. Sanırım tadında bırakmak en iyisi. Makalenin bulunduğu dergi: Journal of Applied Psychology, 2021 Makaleye git 3. Köpekler rakiplerini görmeseler bile kıskanç davranabiliyorlar. Köpek sahiplerinin yüzde sekseni, bir başka köpeğe ilgili davrandıklarında kendi köpeklerinin kıskançlık davranışları sergilediklerini aktarıyorlar. Üstelik yeni yapılan araştırmaya göre, köpeklerin kıskanç davranması için rakiplerini görmesine bile gerek yok; gerçekçi bir yapay köpek bile iş görebiliyor. Üç nokta önemli: sadece başka bir köpeğin varlığı kıskançlık sebebi olmuyor, ancak köpeğin sahibi bir başka köpekle etkileşime geçiyormuş gibi yapsa bile kıskançlık başlıyor ve köpeğin görüş alanında olmasa bile kıskançlık sürüyor. Makalenin bulunduğu dergi: Psychological Science, Nisan, 2021 Makaleye git 4. Semptomlarımızı Google’da aratmak düşündüğümüz kadar kötü olmayabilir. Sorsalar tam tersini söylerdim ancak makaleyi okuyunca mantıklı geldi. Her ne kadar semptomlarımızı Google’da araştırmak bizi gereksiz paniğe sevk edebilse de, araştırmaya katılan katılımcıların dörtte üçünün durumlarının ciddiyetini belirleyebildiğini ve uygun bakım seçeneğini seçebildiği gözlemlendi. Sağlık sektörünün geleceği için önemli makale. Makalenin bulunduğu dergi: JAMA Health Informatics, Mart 2021 Makaleye git 5. Baba adaylarında anksiyete oranları düşünülenin çok üstünde. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre baba olmaya hazırlanan erkeklerde anksiyete oranı yüzde 2-3 arasında değişiklik gösteriyor. Ancak 1995-2020 arasında yayınlanmış 40.000'den fazla katılımcıyı temsil eden çalışmaları gözden geçiren son araştırmaya göre bu oran yüzde 11.Araştırmacılar erkeklerde intihar ve alkol bağımlılığı oranlarının yüksek olduğu için bu konuya daha dikkatli eğilmemiz gerektiğini söylüyor. Makalenin bulunduğu dergi: Journal of Psychosomatic Obstetrics & Gynecology, Şubat, 2021 Makaleye git

HAFTANIN ANİMASYONU: "All of Us"




2019 New York Festivali'nde altın madalya alan bu kısa anime, tek renkliliğe, sınırlara ve otoriteye karşı arkadaşlığın gücünü anlatıyor.



HAFTANIN KİTABI: "İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon - P. Chapaux-Morelli, P. Couderc"




Kitap, ilişkilerdeki duygusal manipülasyonları anlatsa da, daha çok narsist erkek partneri açıklamaya yelteniyor. Zaten yazarlar da açıkça kadınlara hitap ettiklerini belirtiyorlar. Bu tür, genellemelerin yoğun, ispat teşebbüslerinin az olduğu eserler bana fazla iddialı geliyor. Bu nedenle aşırı gördüğüm noktalarda yazarlarla arama mesafe koyuyorum. Yine de değerli bir eser. Aşırı yorumları filtrelediğimizde etkileyici fikirler ve düşüncelerle donatılmış. Hafif kuşkulu, ara ara kaş kaldırarak okunmasını tavsiye ederim. Kitaptan altını çizdiğim bazı yerler:

  • "Herkesin kendine kapandığı bir dünyada, mantıksal olarak, narsistik yaralar ortaya çıkmaktadır. Karşısındakini kullanarak sürekli kişisel tatmin arayışı günümüzde bireyler arasındaki ilişkilerin parçasıdır."


  • Örneğin, giysilerini yere atmakla suçlanırsa, cevabı, 'Ben de senin tenis ayakkabılarını daha dün yerleştirdim,' olur. Kimse kusursuz olmadığından, eleştiriyi nasıl “yerinden edeceğini” ve ötekine yöneltebileceğini daima bilir."

  • "Aşk 'emilme' anlamı­na gelmez, imha anlamına hiç gelmez. Bunların aşkla ala­kası yoktur. Örneğin, kıskançlıkla duygusal bağlılığı birbi­rine bağlamak hatalıdır. 'Kıskançlık onun aşkının kanıtı' düşüncesi, sayısız yıkıcı fikirden biridir... Mutluluk yalnız­ca aşka bağlı değildir. Dolayısıyla, duygusal alan ne kadar önemli olsa da, aşka mucizevi bir etki atfetmemek gerekir. Manipülatörler, özellikle de narsistik sapkın, ne değişir ne de manevra ya da eylemlerinden pişmanlık duyar."

  • Erkeğin cinsel sorunları, ereksiyon problemleri; erken boşalma yaşandığında, şaşmaz biçimde, partnerini 'ne yapacağını bilmemekle', yeterince hayal gücüne sahip olmamakla, yeterince güzel olmamakla, fazla şişman olmakla vb. suçlar. Çoğu zaman şöyle der: 'Anlamıyorum, yalnızca seninle böyle oluyor.' Elbette doğru değildir bu.

  • "'Aşk karşısındakini olduğu gibi kabul etmektir,' özdeyişinden yola çıkarak partnerini bu kurala göre manipüle eden erkek ya da kadın, ilişki boyunca şantaj uygular. Kendini dayatmak isteyen kişi sitemlere tepkilidir, eleştirilere katlanamamaktadır. 'Ben böyleyim' engeli sayesinde her teşebbüs başarısız kalmaktadır. Bu model üzerinde birliktelik yaşayan çiftlerden diğerinin 'kendi kalmasını' sağlamak için ikisinden biri kendi parlaklığını yitirir."



HAFTANIN FİLMİ: "Nelyubov"




Birbirlerini muhtemelen hiç sevmemiş olan karı koca yeni hayatlarına doğru yol alırken sevgisizliklerinin sembolü oğulları Alyoşa ortadan kayboluyor. Başta anne - çocuk ilişkisi ve ebeveyn sorumlulukları olmak üzere mutsuzluğun döngüselliği, çocukluk travmaları, devlet umursamazlığı, din - iş dünyası ilişkisi gibi birçok konuya dokunan gerçekçi, ağır ve çarpıcı bir film. Ben, Bir Zamanlar Anadolu'da da olduğu gibi güçlü yönetmenlerin ve romancıların hikayenin önemli bölümünü izleyicilere ve okuyuculara bırakmasından hoşlanıyorum. Bu nedenle Zvyagintsev'in filmini ayrıca etkileyici buldum. Filmde, alt metinde derin bir toplum eleştirisi vardı. Genellikle "sorumsuz ve mesafeli" anneler üzerine giden filmi izlerken, Rusya'nın kendisinin de bir anne olduğunu (Mother Russia) unutmamamız gerekiyor. Zaten son sahnede yönetmen bunu muhteşem bir sembolle hatırlatıyor: koşu bandında koşan (dolayısıyla hareket etmesine rağmen bir yere varamayan) Rusya yazılı eşofman giyen bir kadın. 2017 Cannes Jüri ödülünü kazanan Rus yapımı film, 2018 yılında da Yabancı Dilde En İyi Film Oskarı'na aday olmuştu. IMDB Sayfası


HAFTANIN VİDEOSU: "Billie Ellish Tourette Sendromu Hakkında Konuşuyor"



Çok kısa bir video olsa da çok sevdim bu videoyu. Birçok etkileyici özelliğinin yanı sıra Tourette Sendromu'na da sahip olan Billie Ellish, bu bilgiyi neden açıkladığını anlatıyor.


BEĞENDİĞİM İÇERİKLER:

1. Tam bülteni hazırlarken denk geldim. Gülümseye gülümseye paylaşıyorum. Erenbous’tan Burgess’e selam yollayan “Gay Yapma Enstitüsü” 2. Evrim Ağacı Instagram sayfasındaki sevimli “kedigiller” paylaşımı 3. Teyit.org'un bu hafta paylaştığı (daha önce BBC Türkçe’nin yayımladığı) “Tekrarlanan yalanları neden gerçek görüyoruz” makalesi 4. Twitter’da Rotasız Seyyah’ın çeşitli ülkelerdeki kadınlara kendi dillerinde 'çok güzelsin' deyip çektiği fotoğraflardan oluşan bir dakikalık videosu 5. Evrim Ağacı’ndan çarpıcı bir makale: Memeliler Neden Bebekleri Öldürüyorlar? 6. Oggito’dan Jan-Werner Müller ve Carl Schmitt yorumlarıyla bezeli "Popülizm Nedir?" makalesi 7. Kız Başına’dan kadın girimşiciler için Kızbaşına Girişimci Kataloğu 8. Pek izleneceğini tahmin etmesem de yine de önermeden duramayacağım iki buçuk saatlik Jordan Peterson & Slavoj Zizek kapışması. 9. Sanatatak: NFT müzayedelerinin sıklıkla konuşulduğu bugünlerde yaşayan en pahalı ressam ünvanlı David Hockney mülakatı: “NFT sanat hırsızlılarının ve dolandırıcılarının işi” 10. The Handmaid's Tale yeni sezonunun fragmanlarının yayınlanmıştı. Biraz eski de olsa Margaret Atwood röportajı. Ümit Gurbanov çevirisiyle




Bu haftalık da bu kadar. Gelecek hafta görüşmek üzere. Huzurlu kalın! Huzursuz Beyin.



Beşinci sayıdan merhaba! Hafta içinde o kadar farklı insandan "Normal İnsanlar" bölümünün onları rahatlattığını duydum ki, sorulara detaylı ve içten yanıtlar veren bütün arkadaşlarıma yine çok teşekkür ediyorum. Bir de çok sevdiğim ve kitaplar hakkında sürekli konuştuğum dostum Arzu, beğendiği -sıklıkla psikoloji temalı olan- kitapları Instagram'da detaylıca anlatmaya karar verdi. Özellikle sıklıkla önerdiğim Engin Geçtan - İnsan Olmak ve Irvin Yalom - Schopenhauer Tedavisi incelemelerini okumanızı tavsiye ederim. Bu hafta menüde biraz sosyal anksiyete; biraz da insanların yüz ifadelerinin evrenselliği var. İlginç bir karışım oldu. Keyifli okumalar, Huzursuz Beyin Emre ÖZARSLAN


Bu sayıda neler bulacaksınız?

  1. Haftanın psikoloji testi: "Başkaları tarafından değerlendirilmekten ne kadar çekiniyorsunuz?"

  2. Normal İnsanlar: "Yetiştirilme tarzınızdan kaynaklandığına inandığınız olumsuz özellikleriniz neler?"

  3. Fırından yeni çıkmış psikoloji makaleleri

  4. Haftanın animasyonu: "Overcomer"

  5. Haftanın kitabı: "İnsan Olmanın Psikolojisi"

  6. Haftanın dizisi: "Lie to Me"

  7. Haftanın videosu: "Sophie Zadeh - Yüz İfadelerimiz Evrensel Mi?

  8. Beğendiğim içerikler




HAFTANIN PSİKOLOJİ TESTİ "Başkaları tarafından değerlendirilmekten ne kadar çekiniyorsunuz?"



Sosyal fobinin olgularından biri de sosyal ortamlarda başkaları tarafından incelenme / değerlendirilme / eleştirile korkusudur. Bu 11 soruluk test de başkaları tarafından değerlendirilmek konusunda ne kadar kaygılı olduğunuzu ölçüyor.



NORMAL İNSANLAR: "Yetiştirilme tarzınızdan kaynaklandığına inandığınız olumsuz özellikleriniz neler?"




Instagram hesabımda hafta sorduğum soru yetiştirilme tarzımızdan kaynaklanan olumsuz özelliklerimizle ilgiliydi. Gelen yanıtlar çoğunlukla "günah işlemek, utangaçlık, isteyememek, aşırı stresli olmak ve sinirli olmaktı." Bazılarını burada paylaşıyorum. Bir takipçim, sanırım terapi almasının da yararıyla, bir liste şeklinde özetlemiş: Yazının tamamını bu bağlantıdan okuyabilirsiniz.



FIRINDAN YENİ ÇIKMIŞ PSİKOLOJİ MAKALELERİ

1. Romantik partnerle yürümek müthiş bir şey ama bizi yavaşlatıyor olabilir. Purdue Üniversitesi hemşirelik, sağlık ve kinesiyoloji araştırmacıları tarafından yapılan yeni bir araştırma, çiftlerin birlikte yürürken genellikle hızlarını düşürdüğünü gösteriyor. (El ele tutuşurlarsa hızları iyice azalıyor.) “YİNE DE” diyor araştırmacılar; sadece partnerlerinin ittirmesiyle yürüyüşe çıkanlar için “Hiç yoktan iyidir.” Ama yavaş olana uyum sağlamak yerine hızlı olana uyum sağlarsak daha iyi olur. Makalenin bulunduğu dergi: Elsevier Gait & Posture, Mart 2021 Makaleye git 2. "Çok televizyon izlemek çocuklarda dikkat eksikliği yaratıyor" söylemi için yeterli bulgu yok. Oysa medyada hep fazla tv izlemenin çocuklarda dikka teksikliğine yol açtığına dair söylemler görüyoruz. "Araştırmalarımız ayrıca bize gösteriyor ki", diyor araştırmayı yapan Bay Wallace Dixon, (bakın burası çokomelli;) "her x çocuklarımıza zarar veriyor şeklindeki söylemlere inanmamalıyız. Olağanüstü iddialar olağanüstü kanıtlar gerektirir.” Yani eğer “fazla ekran süresi çocuklarda ileride dikkat bozukluğuna yol açar” diyorsanız; bunu doğru düzgün testlerle kanıtlamanız gerekir. Makalenin bulunduğu dergi: Psychological Science, Mart 2021 Makaleye git 3. İki tür narsist var ve aralarındaki fark önemli. Huzursuz Beyin okuyucuları elbette bunu biliyor. Bu hafta iki ayrı test paylaşmıştım bu konuyla ilgili. New York Üniversitesi'nden Mary Kowalchyk'e göre yeni araştırmalarda bu ikililiği doğrular vaziyette. Güvensizlik ve suçluluk duygusu yüksek olan insanlar kırılgan narsisizme daha yatkın. Büyüklenmeci narsisizmde ise, tam tersine, psikopatlık ve düşük suçluluk seviyesinden söz edebiliyoruz. Makalenin bulunduğu dergi: Personality and Individual Differences, Temmuz 2021 (Önokuma) Makaleye git 4. Açıkça acı çektikleri belli olduğu halde kadınların ağrıları erkeklerinki kadar önemsenmiyor. Araştırmacılara göre, kadınların genellikle acıya karşı daha hassas ve dışavurumcu olduğuna inanıldığı için, ağrılarını abarttığı düşünülüyor. Tersi şekilde erkeklerin de yetiştirilme tarzı nedeniyle çektikleri acıyı göstermemeye meyletmelerinden dolayı, bir kadın ve bir erkek aynı seviye acı gösterdiğinde erkeğinki daha çok önemseniyor. Üstelik acı çeken kadınlara daha çok psikoterapi önerilirken, erkeklere ağrı kesici yazılıyor. Makalenin bulunduğu dergi: Journal of Pain, Mart 2021 Makaleye git 5. Depresyonu olan bireyler düşüncelerini sosyal medyada daha çarpık bir şekilde ifade ediyorlar. Araştırmacılar, depresyon tanısı konulduğunu beyan eden kişilerin sosyal medya iletilerini okuyorlar ve bunları rastgele örneklerle karşılaştırıyorlar. Sonuç: depresyondaki bireylerin akıl yürütmeleri ve ifadeleri daha çarpık. Bu da, aslında, bilişsel davranışçı teorileri destekler nitelikte. Makalenin bulunduğu dergi: Nature Human Behaviour, Şubat 2021 Makaleye git


HAFTANIN ANİMASYONU: "Overcomer"




Beş dakikalık bu animasyon biraz da haftanın sorusuyla ilgili. Büyürken kendimizi açığa çıkardığımızda karşılaştığımız olumsuz deneyimlerin bizi nasıl mutsuz bir geleceğe "kelepçelediği" hakkında.



HAFTANIN KİTABI: "İnsan Olmanın Psikolojisi - Abraham Maslow"




Bu sene Abraham Maslow'la çok sık karşılaştım. Bunun en önemli nedeni, batı akademilerinin son yıllarda "pozitif psikolojiye" gösterdiği yoğun ilgiydi. Maslow yazdıkları için hiçbir zaman "pozitif psikoloji" tanımlamasında bulunmamıştı, ancak insanın kendini gerçekleştirmesiyle ilgili yazdığı eserler, bugün pozitif psikoloji alanının eşsiz göstergeleri olarak kabul ediliyor. Maslow'la ilgilenen arkadaşlarıma Scott Barry Kauffman'ın "Transcend: The New Science of Self-Actualization" kitabını öneririm. Çevirisi yok; muhtelemen de olmayacak. Kitaptan altını çizdiğim bazı yerler:

  • "'Algılarımızın gereksinimlerimiz tarafından belirlenmiş olduğunu fark edemeyebiliriz. Ama kendimiz bu şekilde algılandığımızda; yani bir para kaynağı, yemek, güvenlik kaynağı olarak, yaslanılabilecek biri ya da bir garson ya da buna benzer bir hizmetçi ya da araç olarak algılandığımızda bunu fark ederiz. Böyle bir durumdan da hoşlanmayız. Kendimiz olarak eksiksiz ve bütün bir şekilde görülmek isteriz. Kullanılmak hoşumuza gitmez."

  • "Eksikliğe göre güdülenmiş olan kişi, çevresine karşı daha korkak olur, ne de olsa her an başarısız olup hayal kırıklığına uğrayabilecektir. Artık, bu tip kaygılı bir bağımlılığın düşmanlığı beslediğini de biliyoruz."

  • "İlerleme küçük adımlar halinde gerçekleşir. İleri doğru atılan her adımı olası kılan ise güvende olduğu, güvenli bir yuvadan bilinmeze doğru hareket edildiği duygusu ve geri dönüşün mümkün olduğunu bilmektir."

  • "Sevgi açlığı tuz eksikliği ya da vitamin eksikliği gibi bir eksiklik hastalığıdır."


  • "Ne yazık ki insanların çoğunun karşılaştıkları kötü davranışlara tepki vermediği kanısındayım. Kendilerine yapılanı sineye çeker, tepki vermeye yıllar sonra başlarlar. Bu tepki de nevroz ya da psikoz olarak kendini gösterir."

  • "Sağlıklı olmak hiçbir belirti taşımamak mı demektir? Sanmıyorum. Auschwitz ya da Dachau'daki Naziler arasında hangileri sağlıklıydı? Vicdan azabı çekenler mi yoksa vicdanı rahat, temiz, mutlu olanlar mı? Tam anlamıyla insan olan bir kişinin o durumda çatışma, azap, depresyon, öfke yaşamaması mümkün müdür?"

  • "Açıkça görülmektedir ki kişilik sorunları çoğu zaman insanın aldığı psikolojik yaralara, gerçek içsel doğasının uğradığı saldırılara karşı bir başkaldırıdır. Bu durumda hastalıklı olan, böylesi bir saldırıya başkaldırmamaktır."

  • "Neye uyum göstermek? Kokuşmuş bir kültüre mi? Baskın bir anne ba­baya mı? Olabildiğine uyumlu çalışan bir köle için ne söylene­bilir ki? Ya da uyumlu davranan bir tutsak için?"

HAFTANIN DİZİSİ: "Lie to Me"


Lie to Me benim için çok özel bir diziydi. Nedeni ise, sevdiğim bir bilim insanından esinlenmiş olmasıydı: Paul Ekman. İnsanların (ve bazı hayvanların) yüz ifadeleri üzerine araştırmalar yapan bu bilim insanı, çalışmaları sayesinde duyguların ve yüz ifadelerin nasıl evrensel olduğunu gösterdi bize. Bu da çok önemli. Çünkü yüz ifadeleri kendimiz için değil, çevremizdekiler için evrildi. Herkesin anlayabileceği bir dil: Tarihin herhangi bir dönemindeki herhangi bir yerdeki insan, yüz ifademiz sayesinde neler hissettiğimizi anlayabilir. Neyse diziden kopmayayım. Lie to Me'de Paul Ekman'dan esinlenen Call Lightman'ı mikroifadeler konusunda abartılı şekilde başarılı bir psikolog olarak görürüz. Ekibiyle birlikte CIA'ye danışmanlık verir ve vakaları beraber çözerler. Dizi boyunda hangi yüz ifadesinin veya mikromimiğin hangi duyguyu gösterdiğini de öğreniriz. Bir nevi kurs gibi yani. IMDB Sayfası


HAFTANIN VİDEOSU: "Sophie Zadeh - Yüz İfadelerimiz Evrensel Mi?"



Aslında dizide değindiğim Paul Ekman'ın birçok videosu var; ancak ben Türkçe altyazılı olanları göremedim. Bu nedenle araştırmacı Sophie Zadeh'in kısa bir TED videosunu ekledim.


BEĞENDİĞİM İÇERİKLER:

1. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, zincirlikuyu'daki bir binaya devasa "Ölmek İstemiyorum" başlıklı bir dilekçe afişi asmıştı. Tabii ki hemen kadldırıldı. Sanatçı Sadi Tekin'in dilekçeyi sonsuzlaştırdığı illüstrasyon: 2. Arzu Uysal'dan Irvin Yalom'un çok sevdiğim Schopenhauer Tedavisi'nin detaylı analizi 3. Doğuştan “tourette sendromu” olan Siirtli genç sanatçı Seyidxan Sevinç'in konuşma 4. Evrim Ağacı: Ezbere Dünya Haritaları ve Şehir Silüetlerini Çizebilen Dehaların Otizm ile İlişkisi Nedir? 5. Yankı Yazgan'ın katıldığı otizm ile ilgili program 6. Bilimfili: Heyecanlandığımızda neden midemizde kelebekler uçuşur? 7. Yine Yankı Yazgan'ın uzaktan eğitimle ilgili Sol Gazetesi'ne verdiği röportaj 8. Dr Tomris Cesuroğlu'nun Covid ve yalan haberlerle ilgili uyarısı 9. Teyit.org: 2007'de Ekşi Sözlük'e yazılan bir trolleme entry'si olarak başlayan Contorium elementinin tuhaf macerası 10. Ahmet Ümit'in Umberto Eco yayını


Bu haftalık da bu kadar. Gelecek hafta görüşmek üzere. Huzurlu kalın! Huzursuz Beyin.

30.000 üyeli haftalık Huzursuz Bülten'e ücretsiz abone olabilirsin:

Teşekkürler.

HUZURSUZ BEYİN

  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
bottom of page