Haftalık Huzursuz Psikoloji bültenine üye ol.

Teşekkürler!

Normal İnsanlar: Yetişkinliğinizde bir insana karşı yaptığınız en büyük haksızlık neydi?



Instagram hesabımda hafta sorduğum soru yetişkinken yaptığınız en büyük haksızlıkla ilgiliydi.

Gelen yanıtlar çoğunlukla kısaydı ve ebeveynlere, eşlere ve çocuklara yapılan haksızlıklarla ilgiliydi. Herkese hak ettiği gibi davrandığına inananların sayısı da tuhaf derecede çoktu.


Bir takipçim, ona aşık olan adamı aldatarak yaptığı haksızlığı detaylıca anlattı. Bana gönderdiği mesajı olduğu gibi aktarıyorum:





Anlatıyorum emre hazır mısın? Uzun ve çok detaylı olacak ama sanırım buna ihtiyacım varmış. Yıllardır üzerimden atamadığım bir yükmüş. Umarım yine de kendini aşırı açıp sonradan pişman olmam. Başlıyorum;


Üniversite arkadaşım olan, benden yaşça büyük, sakin, dingin ruhlu ve bana çok aşık biriydi. Ben ona pek ilgi duymuyordum sanırım ama çok güveniyordum. Ne olursa olsun çünkü her durumda illa beni seçecek biriydi. Kara sevdalıydı belki bilmiyorum. Uzun zaman bana aşık olduğunu görmezden gelerek arkadaşlık ilişkisini sürdürdüm. Bir zaman sevgili olduk ve eften püften bir gerekçeyle ayrıldım. Dediğim gibi ben ona aşık değildim, bana sağladığı o özel olma hali ve güven hissi iyi hissettiriyordu sadece.


Ayrıldıktan sonra iki sene geçmişti yeniden doğum günümde iş yerime gönderdiği çiçekle bir kez daha denemeye karar verdim. Özgüvensiz hissediyordum, bana aşıktı. İkinci deneyimimizde elinden gelen her şeyi yaptı, hayatta en istemediği şey bir gün beyaz yakalı olmaktı, sırf benim için, hiç sevmediği bir işe girdi, düzenli geliri olursa belki bu defa onu terk etmem diye umuyordu belki bilemiyorum. Ama bana öyle aşıktı ki, gönlünce sevemiyordu beni, her an kırılıp dağılacak bir bibloydum sanki onun için ve bu beni çok rahatsız ediyordu, git gide huysuzlanmaya, onu beğenmemeye başladım, moralim bozuk deyip günlerce görüşmemeye başladım, yine moralim bozuk beni arama dediğim bir gün, bana kesinlikle cinsellik dışında herhangi bir ilgisi olmayan bir çocukla dışarı çıkıp, sevgilimi aldattım.


Asıl kötülüğüm, o esnada bir sevgilim olduğunu dahi hatırlamayışım oldu. Gerçekten bir sevgilim olduğunu ancak sabahında hatırladım, ve o zaman gerçekteki en büyük kötülüğümün kendisini sevmediğim halde sırf beni sevdiği için hayatıma aldığım arkadaşımın, dostumun duygularını hiçe saydığımın ayırdına vardım. Ve onun gözündeki imajımı ne pahasına olursa olsun korumak istediğim için ona, onu aldattığımı hiç bir zaman söylemedim. O sabah, herhangi sıradan bir mesaj atarak ayrıldım. Sonraları yazışmalarımızı okuduğumda, çok değil sadece iki gün önce ona ne kadar da aşık olduğumu yazmış olduğumu gördüğümde günahımın sandığımdan çok daha fazla olduğundan emin oldum. O çocuk, sonrasında bütün arkadaşlarıyla iletişimi kesti, kendini sonsuz bir yalnızlığa mahkum etti. Aradan beş yıl geçtikten sonra bile sosyal medya üzerinden arkadaşlık göndermeyi denedi bir umut ve ben onu engelledim. Ama sanırım bazen, acısız olsun diye iyiliğe bürümeden saf kötülük yapmak daha hayırlı oluyordur.