top of page
Ara


On altıncı sayıdan merhaba!


Düğün ve seyahat dönemi başladığı için epey zorlandım ama işte yine karşınızdayım.


Sevgiler, huzurlu haftalar,

Huzursuz Beyin


Emre ÖZARSLAN


NORMAL İNSANLAR: Normal İnsanlar: Yaşadığınız önemli bir kayıp




Beraber Kitap Yazalım projesi sürecinin bu altıncı bölümünde epey gururlu hissettim kendimi. Yazarlardan San, "Kaç kişinin yaşadığı somut ve özel bir kayıptan bahsedebilecek cesareti göstereceğini merak ediyorum. Ben maalesef onlardan biri olmayacağım." diye başlamış yazısına. Oysa birçok yazar, yazıya dökmesi hiç de kolay olmayan kayıplarından açıklıkla ve dürüstlükle bahsettiler. Toprağa gömdükleri babalarından bahsettiler; çok sevdikleri halde ölümünü tuhaf bir kayıtsızlıkla karşıladıkları anneannelerinden; kanser yüzünden kaybettikleri memelerinin izini bir savaş yarası gibi taşımaktan bahsettiler, giden kuzenlerinin ardında kalan çocuklarından bahsettiler, kaybedilen “kızlıklarından” sonra oluşan kadınlıklarından bahsettiler, Kaybettikleri benliklerinden, hırslarından, yaşam sevinçlerinden bahsettiler, maddi dünyanın ötesinde, sonsuz ölümden yani manevi yok oluşlardan bahsettiler. Benim için okuması, yorumlaması ve düzenlemesi zor, hüzünlü, ama bir o kadar da coşkulu bir süreç oldu. Üstelik ne yalan söyleyeyim, birçoğuna dokunmak, değiştirmek içimden gelmedi. Aferin çocuklar, böyle devam.


FIRINDAN YENİ ÇIKMIŞ PSİKOLOJİ MAKALELERİ



1. Toksik iş yerlerinde depresyon riski %300 fazla. Araştırma, çalışanların yoğun şekilde çalıştıkları halde hak ettikleri gibi ödüllendirilmeyen, mantık dışı taleplerde bulunan, onlara bağımsızlık vermeyen iş yerlerinde depresyon riskinin üç kat fazla olduğunu bulguluyor. Araştırmacılara göre bir iş biriminde zorbalığın sadece kurbanı değil, aynı zamanda faili ve bu davranışa tanık olan ekip üyelerini de olumsuz etkileyebileceğini söylüyor; sonuç olarak aynı birimde herkesin tükenmişlik yaşaması nadir sayılmıyor. Makalenin bulunduğu dergi: BMJ Open, Haziran, 2021

2. Sertleşme sorunu arttı. Pandeminin ilk aylarında satışı azalsa da, sonraki dönemlerde erektil disfonksiyon ilaçlarının satışının arttığı görülüyor. Özellikle, spontan cinsel aktiviteye yardımcı olmak için günlük olarak alınmak üzere tasarlanmış Tadafil’in satışları neredeyse iki katına çıktı. Makalenin bulunduğu dergi: Journal of General Internal Medicine, Haziran 2021

3. Üst üste uykusuzluk fiziksel ve zihinsel sorunlar yaratıyor.

Nispeten sağlıklı ve iyi eğitimli yaklaşık iki bin orta yaşlı yetişkini içeren araştırmada katılanların %42'si en az bir gece uykusuzluk yaşadı ve tipik rutinlerinden bir buçuk saat daha az uyudu. Katılımcılar, uyku kaybının bir sonucu olarak kızgın, gergin, yalnız, asabi ve hüsrana uğramış duyguların arttığını bildirdiler. Ayrıca üst solunum yolu sorunları, ağrılar, gastrointestinal sorunlar ve diğer sağlık sorunları gibi daha fazla fiziksel semptom yaşadılar. Bu olumsuz duygular ve semptomlar, ardışık uyku kaybı günleri boyunca sürekli olarak yükseldi ve altı saatten fazla bir gece uykusuna sahip olmadıkça başlangıç ​​seviyelerine geri dönmedi. Makalenin bulunduğu dergi: Annals of Behavioral Medicine, Temmuz 2021

4. Güç arttıkça başkalarını suçlama da artıyor. California Üniversitesi’nin yaptığı yakın tarihli bir araştırmaya göre, zenginlik gibi nedenlerden ötürü güce ve ayrıcalıklara sahip bireyler, kusurlar konusunda başkalarını suçlamaya daha meyilli oluyorlar ve eşitsizlikle ilgili daha az sorun yaşıyorlar. Diğerlerinin yaşadıkları sorunların daha az farkındalar ve astlarını cezalandırma olasılıkları daha yüksek. Makalenin bulunduğu dergi: Social Psychological and Personality Science, Mayıs 2021



5. Gelecekteki meslekle ilgili hayal kurmak iyi, ancak bir yedek plan bulunmalı Gelecekteki işimizle ilgili hayal kurmamız motivasyonumuzu artırabilir. Ancak her zaman bir yedek planın olmasında fayda var. “Öğrencileri sanatkarlık gibi prestijli kariyerlere ulaşabilmeleri için cüretlendirmek elbette iyi, ancak öğrenciler büyüdükçe onlara istedikleri mesleğin gerçekleri hakkında bilgilendirme yapmak ve yedek planlar sunmak önemli. Not: Amerika’da gençlerin yarısı sanatla ilgili bir kariyer istiyor ancak gerçekte bu oran yüzde iki. Makalenin bulunduğu dergi: Journal of Career Assessment, Haziran 2021


HAFTANIN VİDEOSU: "Mutsuzluğu Sevdiren Filozof - Emil Cioran"




HAFTANIN KİTABI: "Alain de Botton - Statü Endişesi"




Alain de Botton'ın her kitabını seviyorum. Ancak "Statü Endişesi," milyonlarca seçenek arasında boğuştuğumuz ve sürekli bir şeyleri kaçırdığımıza ve mutluluktan giderek uzaklaştığımıza inandığımız modern dünyada, toplumdaki yerimiz hakkındaki saplantılarımıza karşı felsefi bir sığınak sağlıyor. Statüyü neden istediğimizi, neden önemsediğimizi, statü için neden acı çektiğimizi tarihsel bağlamda açıklayan Alain de Botton, her zamanki gibi Schopenhauer ve Marcus Aurelius gibi filozoflardan destek alıyor. Kitaptan seçtiğim bazı alıntılar:

  • Statü sahibi olamamış bireyler toplumların gözünde birer "hiç" tir, onlara sert muamele edilir, renkli kişilikleri görmezden gelinir ve kimlikleri horlanır. Alçak statünün sonuçları yalnızca maddi açıdan ele alınmamalıdır. Statü edinememiş olmanın cezası (meseleyi geçimimizi sağlamanın ötesinde değerlendirecek olursak) sadece fiziksel rahatsızlıkla sınırlı kalmaz. Daha da önemlisi, alçak statü kendimize olan saygımızı yerle bir eder.

  • Modern dünyada, geçmişe göre gelirimiz daha fazlaymış gibi görünebilir; ancak modernitenin getirdiği zenginlik yalnızca görüntüdedir. Aslında artık daha fakiriz; çünkü beklentilerimiz fena halde tetiklenmiş, paramızın yettiğiyle elde edebildiklerimiz arasında derin bir uçurum oluşmuştur. Olduğumuzla, "aslında olabileceğimiz" kişi arasında dağlar kadar fark vardır artık. Modern toplumlar, yabanıl bir insana göre çok daha güçlü bir mahrumiyet hissiyle baş başa bırakır bizi. Rousseau'nun savı da şöyle devam eder: "İlkel ve yabanıl işçi en azından başını sokacak bir yuvası varsa, yiyecek birkaç elma ya da fındık bulabiliyorsa, akşamlarını ilkel bir enstrümanla müzik yaparak ya da keskin taşlarla bir balıkçı kanosu yontarak geçirebiliyorsa, bu dünyada hiçbir şeyinin eksik olmadığını düşünebilirdi pekala."

  • Kibar olmak, okulda başarılı olmak, büyüyünce de mevki ve prestij sahibi olmak toplum tarafından sevilmemizi sağlar. Bir zamanlar sadece yumuşak ve pürüzsüz bir cildimiz, etrafa güvenle bakan kocaman gözlerimiz olduğu için ya da mutfakta yerde oyuncak küpleri başarıyla üst üste koyabildiğimiz için sevilir ve alkışlanırken, büyüdüğümüzde yaptığımız işler karşılığında sevgi görmeye başlarız. Ancak başarılarımızla etrafımızdakilerin ilgisini çekmeye başlasak da aslında bir yandan içimizi kemiren yegane istek, bebekken bize gösterilmiş olan o koşulsuz ve karşılıksız sevgiye yeniden ulaşmaktır. Bu içimizi yiyip bitiren isteği kanıtlayan bir gerçek de şudur: en aşağılık yalaka bile bir başkasıyla arkadaşlık etmesinin gerçek nedeninin onun gücü ya da şan şöhreti olduğunu itiraf etmez.

  • Felsefecilerin verdiği mizantropik tavsiyenin izinden gidebilmek için, kendi statümüzü sabitlemeye duyduğumuz o aptalca tutkuyu teslim etmeliyiz. Kendi değerimizle ilgili mantıksal temellere oturan sağlam tatminler yaratmayı gerektiren, neredeyse olanaksız bir görevdir bu; çünkü bizim hakkımızda olumsuz yargılarda bulunan herkesle kuramsal anlamda düello etmeyi ve onları (yine kuramsal olarak) öldürmeyi gerektirir.


  • "Biri beni hor mu görüyor? Kendi bileceği iş. Ama ben, hor görülmeyi hak ettiğimi düşündüğüm bir şey yapar ya da söylersem, işte o zaman benim bileceğim bir iş."



BEĞENDİĞİM İÇERİKLER:

Bu hafta beğendiğim ve sizlerle paylaşmak istediğim içerikler:




Kız Başına'dan İstanbul Sözleşmesi'nin güncel durumu hakkında bilgilendirme içeriği İçerik yaratıcısı: @kiz_basina Platform: Instagram İçeriğe Git






Eren Boz'dan beş maddelik Aptallıktan Kurtulma Kılavuzu İçerik yaratıcısı: @erenbous/ Platform: Instagram İçeriğe Git






Fikritakip, Sivas KAtliamı'nı kronolojik olarak anlatıyor. İçerik yaratıcısı: @fikritakipco Platform: web sitesi İçeriğe Git







13 yaşındaki Merve Akpınar'ın röportajı ve incelenmesi İçerik yaratıcısı: @turkishdictionary Platform: Instagram İçeriğe Git










Femmes'ten: "tecavüzlerin sebebi kadınların kıyafeti olsaydı..." İçerik yaratıcısı: femmes.tr Platform: Instagram İçeriğe Git






Mert Dolapçıoğlu'ndan FOMO karikatürü İçerik yaratıcısı: @mertdolapciogluu Platform: Instagram





Evrensel'den kapsamlı bir Çocuk İstismarı Dosyası: Nasıl önlenebilir, çocuklar için ne yapılması gerekir? İçerik yaratıcısı: @Evrensel Platform: Web sitesi İçeriğe Git



Kendime Karşı: "kötülük yapmaya halim olmuyor." İçerik yaratıcısı: @kendimekarsi Platform: Instagram İçeriğe Git







Yakın İlişkiler'den bebek sahibi olmanın partnerler arasındaki ilişkiyi nasıl etkilediğini açıklayan içerik İçerik yaratıcısı: @yakiniliskiler Platform: Instagram İçeriğe Git







Aslı Alpar: "Türkiye'yi pas geçeceğiz güzel çocuk..." İçerik yaratıcısı: @aslialpar Platform: Instagram İçeriğe Git










Bu haftalık da bu kadar. Gelecek hafta görüşmek üzere. Huzurlu kalın! Huzursuz Beyin.


On beşinci sayıdan merhaba! Bu hafta "Normal İnsanlar" bölümünde hayatımızı etkileyen bir tavsiye üzerine konuştuk. Yazar arkadaşlarım yine birbirinden ilginç yazılar kaleme aldılar. Ben de "İlkel Açıklamalar" başlıklı yazımla bu sürece katıldım. Teknik aksaklıklar ve bazı değişiklikler nedeniyle bu hafta biraz geç kaldım. Umarım farklılıkları beğenirsiniz. Sevgiler, huzurlu haftalar, Huzursuz Beyin Emre ÖZARSLAN


NORMAL İNSANLAR: Normal İnsanlar: Aldığınız tavsiye ve hayatınıza etkisi



Bu haftanın normal insanlar konusu "aldığınız bir tavsiye ve hayatınıza etkisi" idi. "Kitap Yazalım" projesi kapsamında yirmi altı yazar arkadaşım konu hakkında yazı yazdı. Katılan bütün yazar arkadaşlarıma saygılarımı sunuyor, emeklerine sağlık diyorum.



İLKEL AÇIKLAMALAR -huzursuz beyin- İlkel kabilelerin olayları açıklama şeklini komik bulurum; yok, tanrıyı kızdırdın şimşek çaktı, yok, hanım doğum yaparken yanından tavşan geçti bu çocuk hızlı koşacak, yok, şu öküzü yedikten sonra resmini yapalım ki diğer tarafta olayı çok büyütmesin. Oysa kendi ilkel açıklamalarımdan çok da uzakta yaşamıyorum. Yirmili yaşlara geldiğimde bana düşüncenin kaynağını sorsaydınız size bilinçten, bilinçaltından, bastırılmış isteklerden, arzulardan, korkulardan bahsederdim. Yani balkonda otururken birden bire peydahlanan “atlasam ne olur?” sorusu, içimdeki gizli bir ölme isteğimi barındırıyordu. Sıradan penetrasyon dışında her şeyin yer aldığı cinsel düşüncelerim ise elbette çirkin varlığımın bir işaretiydi. Benim düşüncelerim, benim karakterim. İntihar, katliam isteği, uygunsuz cinsel düşünceler: bu insan sevilebilir mi? Daha sonra, online bir psikoloji dersinde profesör, kameraya bakarak “her düşüncenizi sahiplenmeyin öyle” dediğinde afallamıştım. Beynin her bölümünün işlevini, istemsiz düşüncelerin nasıl peydahlandığını, amigdalaya hafif baskının bile nasıl düşünceler doğurabileceğini, hormonların düşünceler üzerine etkisini uzun uzun anlatmıştı. Dersler bittiğinde artık hem düşünceleri hem de dünyayı farklı bir şekilde açıklıyordum. Düşünceleri nadiren çağırdığımızı, onların, sıklıkla maruz kaldığımız senaryolar olduğunu öğrenmek hayatımı değiştirdi. Üstelik bu bilgiyi ve tavsiyeyi rehberlik - danışmanlık verdiğim insanlarla paylaştığımda da benzer etkiyle karşılaştım. Sanki evrenin sırrını veriyordum: “Nasıl yani,” dedi M; “masanın üstünde bıçak görünce annemi bıçaklamaktan korkmam ona yönelik öfkemden kaynaklanmıyor mu?” “Demek, metro yaklaşırken önüne atlasam ne olur diye hayaller kurmam ölme isteğimi göstermiyor,” dedi Z. En çok T için sevindim; yakın arkadaşının sevgilisi sürekli rüyalarına geliyordu. Oysa onu arzulamıyordu bile. Arkadaşının yüzüne bakamaz olmuştu. Eagleman’ın Incognito’sunu ve Winston – Seif’in “Saplantılı Düşünceleri”ni önermiştim. Okuduktan sonra yüzü parlamıştı: “Sana anlatması bile zordu. Her an nasıl berbat insan olduğumu düşünerek yaşıyordum.” Artık düşünceleri elinde asası Gandalf gibi bekliyorum. Bazılarına bağırıyorum: “Buradan geçemezsin!” Bazısı duruyor. Bazısıyla günlerce dövüşüyoruz sonsuz çukurda. Bazen galip geliyorum, bazen yeniliyorum. Ama ne kadar uygunsuz, utanç verici olursa olsun, zihnimde doğan hiçbir düşünceden dolayı kendimi suçlamıyorum. Yediği öküz diğer tarafta ona saldırmasın diye korkudan duvara resmini yapan Mozambikli atalarımdan çok uzakta değilim ama iyi ki internetim var.

FIRINDAN YENİ ÇIKMIŞ PSİKOLOJİ MAKALELERİ


1. Stresin saçı grileştirdiği doğrulandı ama tersi de olabiliyor. Stresin grileşmeyi hızlandırdığını sezgisel olarak bilsek de, yeni bir bilgi araştırmacıları şaşırttı: stres faktörü ortadan kalktığında grileşen saç rengi eski haline dönebiliyor. Araştırmanın başyazarı Picard, “Verilerimiz yaşlanmanın doğrusal ve sabit biyolojik süreçler olmadığını, en azından bir süreliğine yavaşlatılabilir, hatta geri çevrilebilir olduğunu gösteriyor. Makalenin bulunduğu dergi: eLife, Haziran, 2012

2. Avrupa’da her yüz kişiden altısı depresyonda Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa’daki depresyon oranının yüzde dört olduğunu açıklamıştı. Ancak 250 bin kişiyle yapılan yeni bir araştırma bu oranın yüzde altı olduğunu gösteriyor. Bu oran kadınlarda yüzde sekizken, erkeklerde yüzde dörde düşüyor. Ülkeler arasında da bariz farklılıklar var: İzlanda’da oran %10, Almanya’da %9, Çekya ve Slovakya’da %2.6’lara geriliyor. Makalenin bulunduğu dergi: The Lancet, Mayıs, 2021

3. Stresleri için pandemiyi suçlamak çiftleri daha mutlu kılıyor. İlişkilerde yaşanan ortak stres genellikle çiftleri birbirlerini suçlamaya iter. Ancak araştırmaya göre pandemi gibi doğal felaketler yaşandığında, stres faktörü o kadar görülebilirdir ki partnerler birbirlerini değil, o faktörü suçlamaya başlarlar. Bu da, hem bir düşmana karşı birlik olunduğu, hem de birbirlerine baskı yapmadıkları için ilişkiyi güçlendiriyor. Makalenin bulunduğu dergi: Social Psychological and Personality Science,

Haziran, 2021

4. Hizmet sırasında gülümsemek bahşişi de artırıyor, tacizi de. Hizmet sektörü çalışanları genellikle gülümsemeleri istenir. Araştırmaya göre bahşiş beklenilen işlerde gülümsemeler, cinsel tacizi de artırıyor. Üstelik çalışanın bahşişe olan gereksinimi arttıkça, cinsel taciz olasılığı da artıyor; bu cinsel tacizin cinsellikten çok güç ilişkisiyle ilgili olduğunu bir kez daha gösteriyor. Makalenin bulunduğu dergi: Applied Psychology, Haziran, 2021

5. Yaratıcılığı artırmak için seçenekli ödüller Araştırmayı yapan Jing Zhou, “Araştırmamıza göre çoğu iş kurumu ödüllendirmeyi hatalı yapıyor. Motivasyon için tek bir ödül vermek yerine, yaratıcı çalışanı kendi seçebileceği birden çok ödül türü sunmaktır. “Araştırmaya göre bu ödüller finansal olabileceği gibi, izin gününü seçmek, kendi belirlediği bir kuruma şirket adına bağış yapılması olabiliyor. Makalenin bulunduğu dergi: Rice Business, Haziran, 2021



HAFTANIN VİDEOSU: "Dünya'nın Bütün İçe Dönükleri, Birleşin!"



Evrim Ağacı'ndan, İçe dönüklüğün biyolojisi hakkında mükemmel bir video. Sadece içe dönüklerin değil, herkesin izlemesini tavsiye ederim.


HAFTANIN KİTABI: "Jon Ronson - Psikopat Testi"




Bu tuhaf kitapta araştırmacı Jon Ronson, psikopatları ve onları inceleyen doktorları, bilim insanları ve sektörlere bakıyor. Psikopatlar konusunda geçmişte nasıl hatalar yapıldı, onlara nasıl ceza vermeliyiz, ilaçla çözüm mevcut mu, peki ya psikopat olup üst düzey CEO olanlar? İş dünyasındaki yöneticiler arasındaki psikopatlık oranının hapishanelerden daha yüksek olmasını nasıl açıklayabiliriz? Hepsi ve fazlası bu kitapta. Kitaptan seçtiğim bazı alıntılar: • Psikopatinin özünde, ahlaki kısıtlamalardan azade olmak yatar.


• Bazı psikologların dünyanın psikopatlar sayesinde dönmeye devam ettiğini söylediği geldi aklıma. Bunu söylerken ciddiydiler: Toplumun, deliliğin bu özel türünün bir dışavurumu olduğunu iddia ediyorlardı.


• Bir deney daha yaptı. İrkilme refleksini ölçen bu testte Bob, psikopatlar ile psikopat olmayanlardan, paramparça olmuş yüzleri gösteren olay mahalli fotoğrafları gibi ürkütücü görsellere bakmalarını istedi ve hiç beklemedikleri bir anda, kulaklarına çok yüksek bir ses verdi. Psikopat olmayanlar şaşkınlıkla sıçradı. Psikopatlarsa nispeten sakindi.


• Hapisteki psikopatların yarattığı yıkımı nicelik açısından değerlendirebiliyoruz, dedi. “Hapishane nüfusunun yüzde yirmi beşini oluşturmalarına rağmen içerde işlenen şiddet suçlarının yüzde altmışı ila yetmişinden sorumlular. Sayıca azlar; ama onlarla uğraşmak istemezsiniz.


• “Ya bir psikopatın karısı okursa bunu?” diye sordum. “Ne yapmalı? Kocasını terk mi etmeli?” Martha “Evet,” dedi. “Terk etmeli diyesim geliyor. Kimsenin duygularını incitecekleri yok, zira ortada incinecek duygusu olan biri yok.” Duraksadı. “Sosyopatlar gücü sever. Kazanmaya bayılırlar. Eğer insan beyninden sevgiye dayalı nezaketi çıkarırsan, geriye kazanma arzusu dışında pek bir şey kalmaz.”


• “Ama borsa psikopatları seri katil psikopatlar kadar fena değildir herhalde,” dedim. Bob omuz silkerek, “Seri katiller aileleri yok eder,” dedi. “Kurumsal, siyasi ve dini psikopatlar ekonomileri yıkar. Toplumları yerle bir eder.”


• “Çalışmada, iki yüz üç kurumsal profesyonel bir liste çerçevesinde değerlendirilmişti. Sonuçlara göre, bu kişilerin çoğunluğu psikopat olmasa da, yüzde 3,9’luk bir kısmın puanı otuzun üzerindeydi. Bir hapishane topluluğu için bile epey yüksek bir orandı bu; genel nüfusta görülen oranın en az dört beş katını işaret ediyordu.


BEĞENDİĞİM İÇERİKLER:


Bu hafta beğendiğim ve sizlerle paylaşmak istediğim içerikler:


Veyis Ateş'in, Comfartably Numb solosuna tepkisi. Yirmi milyon kere izlediğim için sizlerle de paylaşmak istedim. İçerik yaratıcısı: @marmeladov Platform: Twitter İçeriğe Git




İğne Kutusu'nun babası ile olan ilişkisi hakkında attığı tweet zinciri. İçerik yaratıcısı: @morkoltuk2021 Platform: Twitter İçeriğe Git




Erkekleri sıkça etkileyen toplumsal baskı örnekleri İçerik yaratıcısı: @turkishdictionary Platform: Instagram





"Bazen kendini açık kalmış bir masal kitabı gibi hissedersin." İçerik yaratıcısı: @hisliseyler Platform: Instagram




Ünlü yazarların sevdikleri ve nefret ettikleri noktalama işaretleri yazısı İçerik yaratıcısı: oggito.com Platform: Web sitesi İçeriğe Git




Cem Güventürk'ten kafasızlık öyküsü İçerik yaratıcısı: @cemguventurk Platform: Instagram İçeriğe Git

Masum görünen ama karşımızdakinin sınırlarını ihlal eden gündelik cümleler listesi İçerik yaratıcısı: @psikolog.ipekkerestecioglu Platform: Instagram İçeriğe Git





"Hala zaman zaman üzerime yağmur yağar ama onunla daha iyi dans etmeyi öğreniyorum." İçerik yaratıcısı: @ipek.konak Platform: Instagram İçeriğe Git




Şişli Kaymakamlığı'nın Onur Haftası kapsamında yapılması muhtemel etkinlikleri otuz gün süreyle yasaklaması üzerine... İçerik yaratıcısı: @aslialpar Platform: Instagram İçeriğe Git

"Ben asla hayal edemeyeceğim kadar tuhaf bir canlıyım ve bu canlı olma işinin ne anlama geldiğini bilmiyorum." İçerik yaratıcısı: @erenbous Platform: Instagram İçeriğe Git




Bu haftalık da bu kadar. Gelecek hafta görüşmek üzere. Huzurlu kalın! Huzursuz Beyin.



On dördüncü sayıdan merhaba!


Haftanın Normal İnsanlar konusu bizi gülümseten üç şey ve nedenleriydi. Pek kolay bir konu olmasa da yazar arkadaşlarım iyi iş çıkardılar, kendilerini tebrik ederim. Her hafta olduğu gibi benim de bir yazım bulunuyor bölümde.


Haftanın psikoloji testi ile kararsızlığınızın şiddetini ölçebilirsiniz. Bu konuda bilgi almak isteyen arkadaşlarıma test sonucu sayfasında bazı kitaplar önerdim.


Haftanın kitabı olarak ise Duygusal Zeka kavramının yaratıcıların Daniel Goleman'ın kitabını seçtim. Zeka konusu tartışmaya açık olsa da, duygusal zekanın önemi pek yadsınmıyor.


Yazma projesine katılmak isteyen arkadaşlarım bana Instagram'dan ulaşabilirler.


Sevgiler, huzurlu haftalar,


Huzursuz Beyin

Emre ÖZARSLAN



Bu sayıda neler bulacaksınız?

  1. Haftanın psikoloji testi: Ne kadar kararsızsınız?

  2. Normal İnsanlar: Sizi gülümseten üç şeyi ve nedenleri

  3. Fırından yeni çıkmış psikoloji makaleleri

  4. Haftanın animasyonu: Tin Toy

  5. Haftanın kitabı: Duygusal Zeka

  6. Beğendiğim içerikler


HAFTANIN PSİKOLOJİ TESTİ Psikoloji testi: Ne kadar kararsızsınız?



Bu 15 soruluk ölçekle kararlılığınızı ölçebilirsiniz.




NORMAL İNSANLAR: Normal İnsanlar: Gülümseten üç şey




Bu haftanın normal insanlar konusu "sizi gülümseten üç şey ve nedenleri" idi. Katılan bütün yazar arkadaşlarıma saygılarımı sunuyor, emeklerine sağlık diyorum. Haftanın yazıları: 1. Yarım Gülümsemeler - Huzursuz Beyin 2. Fermata – Edward Bloom 3. Çünkü Ondan Dolayı – İki 4. Bir Kedim, İki Kedim, Üç Kedim – Ayşe Çetinkaya 5. Her Şey Yolunda – San 6. Lütfen Beni Övün – Rojda Aksoy 7. Çünkü Ben Beşiktaşlıyım Ya – Mutlu 8. Gülümse Bak İyi Gelecek – Sehvenli 9. Hava Durumu Tahmincisi – Herzi 10. Hisler Hapishanesi – Saturnuslog 11. Üç Elma – Bir Başka Dünyadaki 12. Mütebessim Hatıralar – Seyyan Uslu 13. Ne Gülümsetir Seni, Dedi İç Ses –Dalgın Canbaz 14. Siyah Piramitten Geçen Beyaz Işık – Milenay Karga 15. Her Nasılsa Tekrarlanabilen Mutluluk Anları – Canderel 16. Tarot Falı – Melike Yılmaz 17. Üç Şey – Nehir Niş 18. En İyi Yaptığım Şey – Msy 19. Gülümseyen Ben – Ayşe Menekşe






FIRINDAN YENİ ÇIKMIŞ PSİKOLOJİ MAKALELERİ


1. Hatırladığımız ilk anılar iki buçuk yaşında başlıyor. Yeni bir araştırmaya göre, ortalama olarak, insanların hatırlayabildiği en eski hatıralar, iki buçuk yaşında oldukları zamana tekabül ediyor. Makalenin bulunduğu dergi: Memory, Haziran, 2021 Makaleye git 2. Pandemi sonrası daha çok öğretmen işini bırakmayı düşünüyor. RAND kuruluşunun yaptığı araştırmaya göre ABD’de pandemiden önce her altı öğretmenden biri işini bırakırken, pandemi sonrasında her dört öğretmenden birinin işini bırakacağı öngörülüyor. Bu oran özellikle siyahlar ve Afro-Afrikalılar arasında artıyor. Makalenin bulunduğu dergi: RAND Education and Labor, Haziran 2021 Makaleye git 3. Gençler arasında flört sırasında alkol tüketimi artıyor. Washington Eyalet Üniversitesi'nden bir makaleye göre, gençler sosyalleşmeye ve flört etmeye daha fazla ilgi duyduklarında daha fazla alkol içme eğilimindeler. Öte yandan bilim insanları, gençlerin ciddi ilişki içinde olduklarında, flörtle veya sosyalleşmeyle ilgilenmediklerinde alkol tüketiminin düştüğünü bulguladılar. Makalenin bulunduğu dergi: Substance Use & Misuse, Haziran, 2021 Makaleye git 4. Yüksek öğretimde de oyun temelli yöntemler başarılı oluyor. Araştırmaya göre sadece ilkokullar için değil, yüksek öğretimde de, geleneksel ders temelli yöntem yerine oyunlu pedagoji kullanılarak öğretildiklerinde öğrenciler konuyla daha ilgili ve motive oluyorlar. Ayrıca oyun temelli eğitim stres ve kaygının azalmasına neden oluyor. Makalenin bulunduğu dergi: Journal of Teaching and Learning Makaleye git 5. Sosyal medyanın da bir kriz disiplinine ihtiyacı var. Sosyal medyanın toplumu ve grupları etkileme ve eyleme geçirme gücünü artık herkes kabul ediyor. Proceedings of the National Academy of Sciences'ta yayınlanan yeni bir makaleye göre, araştırmacılar, bu etkinin daha sağlıklı, sürdürülebilir ve eşit bir dünyayı yaratabilmesi için tıp ve iklim biliminde olduğu gibi bir “kriz disiplinine” sahip olması gerektiğini söylüyor. Makalenin bulunduğu dergi: University of Washington News, Haziran, 2021 Makaleye git

HAFTANIN ANİMASYONU: "Tin Toy"



Pixar'dan bebeklerin o kadar da tatlı olmadığını gösteren oskar ödüllü animasyon.



HAFTANIN KİTABI: "Daniel Goleman - Duygusal Zeka"




Duygusal zeka kavramının yaratıcılarından biri olan Daniel Goleman'ın konu hakkındaki önemli kitabı. IQ her ne kadar tartışılan bir kavram olsa da, duygusal zekanın önemi günümüzde herkes tarafından kabul ediliyor. Bu kitap, duygusal zeka konusunda bilgilenmek isteyenler için eşsiz bir kaynak. Kitaptan seçtiğim bazı alıntılar:

  • “Öfkeyi dağıtmanın bir yolu, öfke dalgasını başlatan düşünceleri yakalayıp bunlara meydan okumaktır. Çünkü ilk öfke patlamasını onaylayıp teşvik eden bir etkileşimin başlangıçtaki değerlendirilmesidir; alevleri körükleyen ise bunu izleyen değerlendirmelerdir. Zamanlama önemlidir öfke döngüsüne ne kadar erken aşamada müdahale edilirse o kadar etkili olur. Aslında yatıştırıcı bilgiler öfke devreye girmeden önce gelirse öfkenin önü tamamen kesilebilir.


  • Anne babaların kendini kötü hissettiğinde çocuklar ciddi biçimde cezalandırılır, iyi hissettiğinde ise evin altını üstüne getirseler bile yakayı sıyırabilirler. Yani ceza, çocuğun ne yapmış olduğuyla ilgili değil, ebeveynin kendini nasıl hissettiğiyle ilintilidir. Bu, çocuğa kendini değersiz ve çaresiz hissettirmenin reçetesidir.

  • Başkalarının ne hissettiğini kaydedememek duygusal zeka bakımından büyük bir eksiklik, insan olmak anlamında da trajik bir başarısızlıktır.

  • Aslında bir evliliği kurtaran ya da yıkan, çiftlerin ne kadar sık seviştikleri, çocuklarına nasıl bir terbiye vermeleri gerektiği, ne kadar borç ve tasarrufla kendilerini rahat hissedecekleri gibi belirli konular değil; daha çok, ilişkilerinin geleceği açısından daha önemli olan bu hassas noktaların çift tarafından "nasıl" tartışıldığıdır.

  • Duygusal zekâ IQ kadar yaygınlaşıp insani niteliklerin bir ölçütü olarak topluma kök salacak olursa, ailelerimizin, okulların, işyerlerinin ve toplulukların da çok daha insancıl ve bireyi geliştiren ortamlar haline geleceğine inanıyorum.

  • Herkes kızabilir, bu kolaydır. Ancak doğru insana, doğru ölçüde, doğru zamanda, doğru nedenle ve doğru şekilde kızmak, işte bu kolay değildir. – Aristoteles

  • Öfke hiçbir zaman nedensiz değildir ama ender olarak iyi bir nedeni vardır.


BEĞENDİĞİM İÇERİKLER:




Bu haftalık da bu kadar. Gelecek hafta görüşmek üzere. Huzurlu kalın! Huzursuz Beyin.

30.000 üyeli haftalık Huzursuz Bülten'e ücretsiz abone olabilirsin:

Teşekkürler.

HUZURSUZ BEYİN

  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
bottom of page