top of page
Ara



On yedinci sayıdan merhaba!

Bu hafta yazar arkadaşlarım yaşadıkları zor dönemleri ve nasıl baş etmeye çabaladıklarını yazdılar. Haftanın kitabı olarak da çok etkilendiğim ancak okunması pek de kolay olmayan Karen Horney'in İçsel Çatışmalarımız'ı seçtim.


Sevgiler, huzurlu haftalar, Huzursuz Beyin Emre ÖZARSLAN




NORMAL İNSANLAR: Normal İnsanlar: Zor dönemler ve baş etme mekanizmaları




ORMANDA ON KAPLAN GÜCÜ - canderel - Yeni sevgili olduğumuz zamanlarda eşim bir kâbusunu anlatmıştı. Bir duvarın önünde duruyormuşum, bir kaplan bana saldırıyormuş, eşim bana yardım etmek istiyor ama yanıma gelemiyormuş. Kaplan her pençe atışında yere düşüyormuşum, o da her seferinde öldüğümü düşünüp gözlerini kapatıyormuş, ancak ardından çizgi film karakterleri gibi tekrar ayağa kalkıyormuşum. Bana bunları dehşet içinde anlatmış olsa da ben - diğer muhtemel düş yorumlarını bir kenara bırakarak- kendime bir takım paylar çıkardım. Evet, zayıftım, yeterli savunma mekanizmaları geliştirememiştim, çok darbe alıyordum ama ardından ayağa da kalkıyordum. Gücümü aldığım şeyin ne olduğunu bulduğumu sanıyorum, karşılaştığım tüm zorlukları alt etmiş değilim elbette, ama geri dönüp baktığımda ancak ‘’kötü’’ olmayı göze alarak hareket ettiğimde zorlukların üstesinden gelebildiğimi anladım. Eve geç geldiğimde babam beni kapının önünde uzun süre bekletip içeri aldığında ‘’neredeydin’ ’diye sorduğunda ‘’ dışarlarda sürtüyordum’’ diye diye bağımsızlığımı kazandım, bir ‘’sürtük’’ olmayı göze alarak. Daha fazla nasıl katkı verebilirim diye kafa yorduğum partim aniden ikiye bölündüğünde, ikisinden de ayrılabilmek için ‘’rahatına düşkün küçük burjuva’’ etiketini üzerimde taşımam gerekti. Çok sevip saygı duyduğum, hayatımı şekillendiren hocama bağlılığım hayatımı olumsuz etkilemeye başlayınca ‘’nankör’’ demesini göze alarak ondan koptum, hala rüyalarıma giriyor olması bunu yapabildiğim için kendimle gurur duymama engel olmuyor. Henüz evli değilken gebe kaldığımı tesadüfen öğrenip sağlığımı sormak için hiç değil, iğnelemek için hatırımı soran aile dostumuzun kızına başım dik çok iyi olduğumu söylerken de ‘’ahlaksız’’ sıfatını göze almam gerekiyordu. Günlük hayatta utangaç ve içe dönük olan insanların olağanüstü durumlar için biriktirdiği bir güç vardır belki, belki psikolojide bunun bir adı da vardır, ben de el yordamıyla bunu keşfetmiş olabilirim, kim bilir… Diğer yazıları okumak için tıklayabilirsiniz.



FIRINDAN YENİ ÇIKMIŞ PSİKOLOJİ MAKALELERİ




1. İyileşme travması: pandemi sonrası üç semptoma dikkat Araştırmacılar Travma Sonrası Stres Bozukluğu için önemli üç semptomu araştırıyorlar; çözülme, dürtüsellik ve başkalarını suçlama. Pandemi sürecinde stres bozukluğu yaşayan kişilerin, bu üç semptoma odaklanmasının önemini vurguluyorlar. Bunun için duygusal katılımı artırmak, hedefe yönelik davranışlar planlamak ve şefkati teşvik etmek gerekiyor. Makalenin bulunduğu dergi: Psychological Trauma, Temmuz, 2021



2. Babaya duygusal yakınlık ergenlik döneminde özel öneme sahip. Annelerle olan duygusal yakınlık özellikle hayatın ilk yıllarında mühim teşkil etse de, araştırmacılara göre yaşla sınırlı ve zaman ilerledikçe belirli sınırlara kalıyor. Örneğin baba – ergen yakınlığı bütün ergenlik dönemi boyunca daha az depresif belirtilerle ilişkilendirilirken, anne – ergen yakınlığı daha çok 15 yaşına kadar daha az depresif belirtilerle ilişkilendiriliyor. Makalenin bulunduğu dergi: Journal of Family Psychology, Temmuz, 2021



3. Yaratıcılığı ölçmek için ilginç yöntem: alakasız kelimeler Bir çocuk oyunundan esinlenen araştırmacılar, katılımcılardan birbirleriyle alakasız on kelime seçmelerini istediler ve sonra algoritmayla seçilen bu kelimelerin arasındaki anlamsal mesafeye baktılar. (98 ülke, 8500 katılımcı) Sonuçlara göre birbirinden daha uzak kelimeler seçebilen katılımcıların, daha yaratıcı olduğu ortaya çıktı. Makalenin bulunduğu dergi: Proceedings of the National Academy of Sciences, Nisan, 2021



4. Yöneticilerin etkinliği duygusal ifadelerine bağlı Her ne kadar cinsiyetçi yargılarla savaşmak zorunda kalsalar da, yeni bir araştırma, sakin ve mutlu duyguları ifade ettiklerinde, kadınların erkeklerden daha etkili liderler olarak algılandığını gösteriyor. Evet, erkekler, olumsuz duyguları ifade etme konusunda daha fazla özgürlüğe sahip, ancak kadınların olumsuz duyguları ifade etmedikleri zaman erkeklerden daha etkili görüldüğünü buldular. Makalenin bulunduğu dergi: Journal of Organizational Behavior, Haziran, 2021



5. İnsanlar, psikoloji alanını kadınsı buluyor. Yapılan araştırmada katılımcılara hangi mesleklerin ne kadar kadınsı / erkeksi olduğuna dair sorular sordular. Verilen yanıtlara göre, insanların, psikoloji alanını daha dişil olarak görüyor, bunu da “psikolojinin kadın gereksinimlerine erkeklere göre daha uygun olduğu” şeklinde açıklıyorlar. Makalenin bulunduğu dergi: The Journal of Social Psychology, Temmuz, 2021




HAFTANIN VİDEOSU: "İstismar Nedir? İstismar Çeşitleri Nelerdir?"




"İstismar, genellikle bir bireyin başka bir birey üzerinde kontrol ve güç sağlamasına yarayan davranışlar dizisidir. Bu tanımlamada akılda tutulması gereken nokta, bu davranışların tek seferlik değil, tekrarlayan bir biçimde meydana gelmesidir."


HAFTANIN KİTABI: "Karen Horney - İçsel Çatışmalarımız"


Derinlerde yaşadığımız ve üstünü ustaca örttüğümüz nevrotik çatışmalarımız sonucunda insanların onaylarına bağlı kalabilir, saldırganlaşabilir veya insanlardan uzaklaşabiliriz. Bu kitap, uyumlu, saldırgan ve kaçıngan tiplemeleri derinlemesine inceleyen, değerli bir başucu eseri.


Karen Horney kitaplarını okumak o kadar kolay değil. Ancak bu kitapları, hak ettiği gibi duraksayarak, anlayarak ve irdeleyerek yaptığımızda hem kendimizin, hem de çevremizdeki insanların davranış örüntüleri daha anlaşılır oluyor. Kitaptan seçtiğim bölüm: Yukarıda belirtilen özellikleri idealize etmesinin yanı sıra, bu tipin (uyumlu kişinin) kendine yönelik bazı belirgin tavırları vardır. Bunlardan ilki yoğun bir biçimde duyduğu güçsüzlük ve çaresizlik duygusudur, kendi kendine acıyordur. Bu kişi kendi kendine bırakıldığında kendini kaybolmuş hisseder; zincirleri çözülmüş bir sandal ya da sihirli perisini kaybeden Sindrella gibi. Bu çaresizlik duygusu kısmen gerçektir; kişinin hiçbir durumda mücadele ya da rekabet edemeyeceğini hissetmesi fiili güçsüzlüğünü artırdığına şüphe yok. Üstelik yaşadığı bu çaresizliği kendine ve başkalarına dürüstçe itiraf eder. Bu durum kişinin rüyalarında da çarpıcı bir biçimde görünebilir. Buna çoğunlukla ilgi çekmek ya da kendini savunmak için başvurur: "Beni sevmelisin, korumalısın, affetmelisin ve terk etmemelisin çünkü çok güçsüz ve çaresizim." İkinci belirgin özelliği ise kendini başkalarına göre daha geri planda tutma eğiliminden kaynaklanır. Herkesin kendinden daha üstün, daha cazip, daha akıllı, daha eğitimli ve daha değerli olduğunu varsayar. Bu duygu büsbütün temelsiz de değildir; güvensizliği ve çekingenliği kabiliyetlerinin azalmasına yol açmıştır. Bununla beraber yetkin olduğu alanlarda bile kendine güvenmemesi diğer kişileri -beceriden bağımsız olarak- üstün görmesine neden olur. Kibirli ve küstah kişilerin yanında kendine olan güvensizliği daha da artar. Bununla beraber, tek başına kaldığında bile yalnızca kendi özelliklerini, becerilerini ve meziyetlerini hafife almakla kalmayıp maddi olarak sahip olduğu şeyleri de küçümseme eğilimindedir.




HAFTANIN İÇERİKLERİ:

Bu hafta beğendiğim ve sizlerle paylaşmak istediğim içerikler:




Evrim Ağacı, aşıların etkinliğiyle ilgili önemli bir makale hazırladı. İçerik yaratıcısı: @evrimagaci Platform: Web sitesi İçeriğe Git






Kız Başına, psikolojik bir manipülasyon yöntemi olan "gaslighting"i anlatıyor. İçerik yaratıcısı: @kiz_basina Platform: Instagram İçeriğe Git





Doğruluk payı: Türkiye İslamilik endeksinde 100. Sırada. İlk üç ülke; Yeni Zelanda, İsveç, Hollanda İçerik yaratıcısı: @dogrulukpayicom Platform: twitter İçeriğe Git






Eren Boz, bildiğimiz gibi. İçerik yaratıcısı: @erenbous Platform: Instagram İçeriğe Git






Ruminasyon: Bilişsel Aşırı Odaklanma İçerik yaratıcısı: @yakiniliskiler Platform: Web sitesi








"Ulan ölüyü de kıskanmazsın be!" İçerik yaratıcısı: @mertdolapciogluu Platform: Instagram İçeriğe Git






"Kaçındığınız acı verici duygular karanlıkta harekete geçer. Ancak acılarınız ve mücadelelerinizle yüzleşerek hayatınızı geri alabilirsiniz." Joshua Coleman çevirisi. İçerik yaratıcısı: @kemalsayar Platform: Web sitesi İçeriğe Git






Çabuk herkes işini gücünü bırakıp bu videoyu izlesin. İçerik yaratıcısı: @uberkuloz Platform: Twitter İçeriğe Git






Yetişkin olmak nasıl hissettiriyor? İçerik yaratıcısı: @lizandmollie Platform:Twitter İçeriğe Git







Y Kromozomu Yok Oluyor. Peki Erkeklere Ne Olacak? İçerik yaratıcısı: @bilimfili Platform: Web sitesi İçeriğe Git








Bu haftalık da bu kadar. Gelecek hafta görüşmek üzere. Huzurlu kalın! Huzursuz Beyin.



On altıncı sayıdan merhaba!


Düğün ve seyahat dönemi başladığı için epey zorlandım ama işte yine karşınızdayım.


Sevgiler, huzurlu haftalar,

Huzursuz Beyin


Emre ÖZARSLAN


NORMAL İNSANLAR: Normal İnsanlar: Yaşadığınız önemli bir kayıp




Beraber Kitap Yazalım projesi sürecinin bu altıncı bölümünde epey gururlu hissettim kendimi. Yazarlardan San, "Kaç kişinin yaşadığı somut ve özel bir kayıptan bahsedebilecek cesareti göstereceğini merak ediyorum. Ben maalesef onlardan biri olmayacağım." diye başlamış yazısına. Oysa birçok yazar, yazıya dökmesi hiç de kolay olmayan kayıplarından açıklıkla ve dürüstlükle bahsettiler. Toprağa gömdükleri babalarından bahsettiler; çok sevdikleri halde ölümünü tuhaf bir kayıtsızlıkla karşıladıkları anneannelerinden; kanser yüzünden kaybettikleri memelerinin izini bir savaş yarası gibi taşımaktan bahsettiler, giden kuzenlerinin ardında kalan çocuklarından bahsettiler, kaybedilen “kızlıklarından” sonra oluşan kadınlıklarından bahsettiler, Kaybettikleri benliklerinden, hırslarından, yaşam sevinçlerinden bahsettiler, maddi dünyanın ötesinde, sonsuz ölümden yani manevi yok oluşlardan bahsettiler. Benim için okuması, yorumlaması ve düzenlemesi zor, hüzünlü, ama bir o kadar da coşkulu bir süreç oldu. Üstelik ne yalan söyleyeyim, birçoğuna dokunmak, değiştirmek içimden gelmedi. Aferin çocuklar, böyle devam.


FIRINDAN YENİ ÇIKMIŞ PSİKOLOJİ MAKALELERİ



1. Toksik iş yerlerinde depresyon riski %300 fazla. Araştırma, çalışanların yoğun şekilde çalıştıkları halde hak ettikleri gibi ödüllendirilmeyen, mantık dışı taleplerde bulunan, onlara bağımsızlık vermeyen iş yerlerinde depresyon riskinin üç kat fazla olduğunu bulguluyor. Araştırmacılara göre bir iş biriminde zorbalığın sadece kurbanı değil, aynı zamanda faili ve bu davranışa tanık olan ekip üyelerini de olumsuz etkileyebileceğini söylüyor; sonuç olarak aynı birimde herkesin tükenmişlik yaşaması nadir sayılmıyor. Makalenin bulunduğu dergi: BMJ Open, Haziran, 2021

2. Sertleşme sorunu arttı. Pandeminin ilk aylarında satışı azalsa da, sonraki dönemlerde erektil disfonksiyon ilaçlarının satışının arttığı görülüyor. Özellikle, spontan cinsel aktiviteye yardımcı olmak için günlük olarak alınmak üzere tasarlanmış Tadafil’in satışları neredeyse iki katına çıktı. Makalenin bulunduğu dergi: Journal of General Internal Medicine, Haziran 2021

3. Üst üste uykusuzluk fiziksel ve zihinsel sorunlar yaratıyor.

Nispeten sağlıklı ve iyi eğitimli yaklaşık iki bin orta yaşlı yetişkini içeren araştırmada katılanların %42'si en az bir gece uykusuzluk yaşadı ve tipik rutinlerinden bir buçuk saat daha az uyudu. Katılımcılar, uyku kaybının bir sonucu olarak kızgın, gergin, yalnız, asabi ve hüsrana uğramış duyguların arttığını bildirdiler. Ayrıca üst solunum yolu sorunları, ağrılar, gastrointestinal sorunlar ve diğer sağlık sorunları gibi daha fazla fiziksel semptom yaşadılar. Bu olumsuz duygular ve semptomlar, ardışık uyku kaybı günleri boyunca sürekli olarak yükseldi ve altı saatten fazla bir gece uykusuna sahip olmadıkça başlangıç ​​seviyelerine geri dönmedi. Makalenin bulunduğu dergi: Annals of Behavioral Medicine, Temmuz 2021

4. Güç arttıkça başkalarını suçlama da artıyor. California Üniversitesi’nin yaptığı yakın tarihli bir araştırmaya göre, zenginlik gibi nedenlerden ötürü güce ve ayrıcalıklara sahip bireyler, kusurlar konusunda başkalarını suçlamaya daha meyilli oluyorlar ve eşitsizlikle ilgili daha az sorun yaşıyorlar. Diğerlerinin yaşadıkları sorunların daha az farkındalar ve astlarını cezalandırma olasılıkları daha yüksek. Makalenin bulunduğu dergi: Social Psychological and Personality Science, Mayıs 2021



5. Gelecekteki meslekle ilgili hayal kurmak iyi, ancak bir yedek plan bulunmalı Gelecekteki işimizle ilgili hayal kurmamız motivasyonumuzu artırabilir. Ancak her zaman bir yedek planın olmasında fayda var. “Öğrencileri sanatkarlık gibi prestijli kariyerlere ulaşabilmeleri için cüretlendirmek elbette iyi, ancak öğrenciler büyüdükçe onlara istedikleri mesleğin gerçekleri hakkında bilgilendirme yapmak ve yedek planlar sunmak önemli. Not: Amerika’da gençlerin yarısı sanatla ilgili bir kariyer istiyor ancak gerçekte bu oran yüzde iki. Makalenin bulunduğu dergi: Journal of Career Assessment, Haziran 2021


HAFTANIN VİDEOSU: "Mutsuzluğu Sevdiren Filozof - Emil Cioran"




HAFTANIN KİTABI: "Alain de Botton - Statü Endişesi"




Alain de Botton'ın her kitabını seviyorum. Ancak "Statü Endişesi," milyonlarca seçenek arasında boğuştuğumuz ve sürekli bir şeyleri kaçırdığımıza ve mutluluktan giderek uzaklaştığımıza inandığımız modern dünyada, toplumdaki yerimiz hakkındaki saplantılarımıza karşı felsefi bir sığınak sağlıyor. Statüyü neden istediğimizi, neden önemsediğimizi, statü için neden acı çektiğimizi tarihsel bağlamda açıklayan Alain de Botton, her zamanki gibi Schopenhauer ve Marcus Aurelius gibi filozoflardan destek alıyor. Kitaptan seçtiğim bazı alıntılar:

  • Statü sahibi olamamış bireyler toplumların gözünde birer "hiç" tir, onlara sert muamele edilir, renkli kişilikleri görmezden gelinir ve kimlikleri horlanır. Alçak statünün sonuçları yalnızca maddi açıdan ele alınmamalıdır. Statü edinememiş olmanın cezası (meseleyi geçimimizi sağlamanın ötesinde değerlendirecek olursak) sadece fiziksel rahatsızlıkla sınırlı kalmaz. Daha da önemlisi, alçak statü kendimize olan saygımızı yerle bir eder.

  • Modern dünyada, geçmişe göre gelirimiz daha fazlaymış gibi görünebilir; ancak modernitenin getirdiği zenginlik yalnızca görüntüdedir. Aslında artık daha fakiriz; çünkü beklentilerimiz fena halde tetiklenmiş, paramızın yettiğiyle elde edebildiklerimiz arasında derin bir uçurum oluşmuştur. Olduğumuzla, "aslında olabileceğimiz" kişi arasında dağlar kadar fark vardır artık. Modern toplumlar, yabanıl bir insana göre çok daha güçlü bir mahrumiyet hissiyle baş başa bırakır bizi. Rousseau'nun savı da şöyle devam eder: "İlkel ve yabanıl işçi en azından başını sokacak bir yuvası varsa, yiyecek birkaç elma ya da fındık bulabiliyorsa, akşamlarını ilkel bir enstrümanla müzik yaparak ya da keskin taşlarla bir balıkçı kanosu yontarak geçirebiliyorsa, bu dünyada hiçbir şeyinin eksik olmadığını düşünebilirdi pekala."

  • Kibar olmak, okulda başarılı olmak, büyüyünce de mevki ve prestij sahibi olmak toplum tarafından sevilmemizi sağlar. Bir zamanlar sadece yumuşak ve pürüzsüz bir cildimiz, etrafa güvenle bakan kocaman gözlerimiz olduğu için ya da mutfakta yerde oyuncak küpleri başarıyla üst üste koyabildiğimiz için sevilir ve alkışlanırken, büyüdüğümüzde yaptığımız işler karşılığında sevgi görmeye başlarız. Ancak başarılarımızla etrafımızdakilerin ilgisini çekmeye başlasak da aslında bir yandan içimizi kemiren yegane istek, bebekken bize gösterilmiş olan o koşulsuz ve karşılıksız sevgiye yeniden ulaşmaktır. Bu içimizi yiyip bitiren isteği kanıtlayan bir gerçek de şudur: en aşağılık yalaka bile bir başkasıyla arkadaşlık etmesinin gerçek nedeninin onun gücü ya da şan şöhreti olduğunu itiraf etmez.

  • Felsefecilerin verdiği mizantropik tavsiyenin izinden gidebilmek için, kendi statümüzü sabitlemeye duyduğumuz o aptalca tutkuyu teslim etmeliyiz. Kendi değerimizle ilgili mantıksal temellere oturan sağlam tatminler yaratmayı gerektiren, neredeyse olanaksız bir görevdir bu; çünkü bizim hakkımızda olumsuz yargılarda bulunan herkesle kuramsal anlamda düello etmeyi ve onları (yine kuramsal olarak) öldürmeyi gerektirir.


  • "Biri beni hor mu görüyor? Kendi bileceği iş. Ama ben, hor görülmeyi hak ettiğimi düşündüğüm bir şey yapar ya da söylersem, işte o zaman benim bileceğim bir iş."



BEĞENDİĞİM İÇERİKLER:

Bu hafta beğendiğim ve sizlerle paylaşmak istediğim içerikler:




Kız Başına'dan İstanbul Sözleşmesi'nin güncel durumu hakkında bilgilendirme içeriği İçerik yaratıcısı: @kiz_basina Platform: Instagram İçeriğe Git






Eren Boz'dan beş maddelik Aptallıktan Kurtulma Kılavuzu İçerik yaratıcısı: @erenbous/ Platform: Instagram İçeriğe Git






Fikritakip, Sivas KAtliamı'nı kronolojik olarak anlatıyor. İçerik yaratıcısı: @fikritakipco Platform: web sitesi İçeriğe Git







13 yaşındaki Merve Akpınar'ın röportajı ve incelenmesi İçerik yaratıcısı: @turkishdictionary Platform: Instagram İçeriğe Git










Femmes'ten: "tecavüzlerin sebebi kadınların kıyafeti olsaydı..." İçerik yaratıcısı: femmes.tr Platform: Instagram İçeriğe Git






Mert Dolapçıoğlu'ndan FOMO karikatürü İçerik yaratıcısı: @mertdolapciogluu Platform: Instagram





Evrensel'den kapsamlı bir Çocuk İstismarı Dosyası: Nasıl önlenebilir, çocuklar için ne yapılması gerekir? İçerik yaratıcısı: @Evrensel Platform: Web sitesi İçeriğe Git



Kendime Karşı: "kötülük yapmaya halim olmuyor." İçerik yaratıcısı: @kendimekarsi Platform: Instagram İçeriğe Git







Yakın İlişkiler'den bebek sahibi olmanın partnerler arasındaki ilişkiyi nasıl etkilediğini açıklayan içerik İçerik yaratıcısı: @yakiniliskiler Platform: Instagram İçeriğe Git







Aslı Alpar: "Türkiye'yi pas geçeceğiz güzel çocuk..." İçerik yaratıcısı: @aslialpar Platform: Instagram İçeriğe Git










Bu haftalık da bu kadar. Gelecek hafta görüşmek üzere. Huzurlu kalın! Huzursuz Beyin.


On beşinci sayıdan merhaba! Bu hafta "Normal İnsanlar" bölümünde hayatımızı etkileyen bir tavsiye üzerine konuştuk. Yazar arkadaşlarım yine birbirinden ilginç yazılar kaleme aldılar. Ben de "İlkel Açıklamalar" başlıklı yazımla bu sürece katıldım. Teknik aksaklıklar ve bazı değişiklikler nedeniyle bu hafta biraz geç kaldım. Umarım farklılıkları beğenirsiniz. Sevgiler, huzurlu haftalar, Huzursuz Beyin Emre ÖZARSLAN


NORMAL İNSANLAR: Normal İnsanlar: Aldığınız tavsiye ve hayatınıza etkisi



Bu haftanın normal insanlar konusu "aldığınız bir tavsiye ve hayatınıza etkisi" idi. "Kitap Yazalım" projesi kapsamında yirmi altı yazar arkadaşım konu hakkında yazı yazdı. Katılan bütün yazar arkadaşlarıma saygılarımı sunuyor, emeklerine sağlık diyorum.



İLKEL AÇIKLAMALAR -huzursuz beyin- İlkel kabilelerin olayları açıklama şeklini komik bulurum; yok, tanrıyı kızdırdın şimşek çaktı, yok, hanım doğum yaparken yanından tavşan geçti bu çocuk hızlı koşacak, yok, şu öküzü yedikten sonra resmini yapalım ki diğer tarafta olayı çok büyütmesin. Oysa kendi ilkel açıklamalarımdan çok da uzakta yaşamıyorum. Yirmili yaşlara geldiğimde bana düşüncenin kaynağını sorsaydınız size bilinçten, bilinçaltından, bastırılmış isteklerden, arzulardan, korkulardan bahsederdim. Yani balkonda otururken birden bire peydahlanan “atlasam ne olur?” sorusu, içimdeki gizli bir ölme isteğimi barındırıyordu. Sıradan penetrasyon dışında her şeyin yer aldığı cinsel düşüncelerim ise elbette çirkin varlığımın bir işaretiydi. Benim düşüncelerim, benim karakterim. İntihar, katliam isteği, uygunsuz cinsel düşünceler: bu insan sevilebilir mi? Daha sonra, online bir psikoloji dersinde profesör, kameraya bakarak “her düşüncenizi sahiplenmeyin öyle” dediğinde afallamıştım. Beynin her bölümünün işlevini, istemsiz düşüncelerin nasıl peydahlandığını, amigdalaya hafif baskının bile nasıl düşünceler doğurabileceğini, hormonların düşünceler üzerine etkisini uzun uzun anlatmıştı. Dersler bittiğinde artık hem düşünceleri hem de dünyayı farklı bir şekilde açıklıyordum. Düşünceleri nadiren çağırdığımızı, onların, sıklıkla maruz kaldığımız senaryolar olduğunu öğrenmek hayatımı değiştirdi. Üstelik bu bilgiyi ve tavsiyeyi rehberlik - danışmanlık verdiğim insanlarla paylaştığımda da benzer etkiyle karşılaştım. Sanki evrenin sırrını veriyordum: “Nasıl yani,” dedi M; “masanın üstünde bıçak görünce annemi bıçaklamaktan korkmam ona yönelik öfkemden kaynaklanmıyor mu?” “Demek, metro yaklaşırken önüne atlasam ne olur diye hayaller kurmam ölme isteğimi göstermiyor,” dedi Z. En çok T için sevindim; yakın arkadaşının sevgilisi sürekli rüyalarına geliyordu. Oysa onu arzulamıyordu bile. Arkadaşının yüzüne bakamaz olmuştu. Eagleman’ın Incognito’sunu ve Winston – Seif’in “Saplantılı Düşünceleri”ni önermiştim. Okuduktan sonra yüzü parlamıştı: “Sana anlatması bile zordu. Her an nasıl berbat insan olduğumu düşünerek yaşıyordum.” Artık düşünceleri elinde asası Gandalf gibi bekliyorum. Bazılarına bağırıyorum: “Buradan geçemezsin!” Bazısı duruyor. Bazısıyla günlerce dövüşüyoruz sonsuz çukurda. Bazen galip geliyorum, bazen yeniliyorum. Ama ne kadar uygunsuz, utanç verici olursa olsun, zihnimde doğan hiçbir düşünceden dolayı kendimi suçlamıyorum. Yediği öküz diğer tarafta ona saldırmasın diye korkudan duvara resmini yapan Mozambikli atalarımdan çok uzakta değilim ama iyi ki internetim var.

FIRINDAN YENİ ÇIKMIŞ PSİKOLOJİ MAKALELERİ


1. Stresin saçı grileştirdiği doğrulandı ama tersi de olabiliyor. Stresin grileşmeyi hızlandırdığını sezgisel olarak bilsek de, yeni bir bilgi araştırmacıları şaşırttı: stres faktörü ortadan kalktığında grileşen saç rengi eski haline dönebiliyor. Araştırmanın başyazarı Picard, “Verilerimiz yaşlanmanın doğrusal ve sabit biyolojik süreçler olmadığını, en azından bir süreliğine yavaşlatılabilir, hatta geri çevrilebilir olduğunu gösteriyor. Makalenin bulunduğu dergi: eLife, Haziran, 2012

2. Avrupa’da her yüz kişiden altısı depresyonda Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa’daki depresyon oranının yüzde dört olduğunu açıklamıştı. Ancak 250 bin kişiyle yapılan yeni bir araştırma bu oranın yüzde altı olduğunu gösteriyor. Bu oran kadınlarda yüzde sekizken, erkeklerde yüzde dörde düşüyor. Ülkeler arasında da bariz farklılıklar var: İzlanda’da oran %10, Almanya’da %9, Çekya ve Slovakya’da %2.6’lara geriliyor. Makalenin bulunduğu dergi: The Lancet, Mayıs, 2021

3. Stresleri için pandemiyi suçlamak çiftleri daha mutlu kılıyor. İlişkilerde yaşanan ortak stres genellikle çiftleri birbirlerini suçlamaya iter. Ancak araştırmaya göre pandemi gibi doğal felaketler yaşandığında, stres faktörü o kadar görülebilirdir ki partnerler birbirlerini değil, o faktörü suçlamaya başlarlar. Bu da, hem bir düşmana karşı birlik olunduğu, hem de birbirlerine baskı yapmadıkları için ilişkiyi güçlendiriyor. Makalenin bulunduğu dergi: Social Psychological and Personality Science,

Haziran, 2021

4. Hizmet sırasında gülümsemek bahşişi de artırıyor, tacizi de. Hizmet sektörü çalışanları genellikle gülümsemeleri istenir. Araştırmaya göre bahşiş beklenilen işlerde gülümsemeler, cinsel tacizi de artırıyor. Üstelik çalışanın bahşişe olan gereksinimi arttıkça, cinsel taciz olasılığı da artıyor; bu cinsel tacizin cinsellikten çok güç ilişkisiyle ilgili olduğunu bir kez daha gösteriyor. Makalenin bulunduğu dergi: Applied Psychology, Haziran, 2021

5. Yaratıcılığı artırmak için seçenekli ödüller Araştırmayı yapan Jing Zhou, “Araştırmamıza göre çoğu iş kurumu ödüllendirmeyi hatalı yapıyor. Motivasyon için tek bir ödül vermek yerine, yaratıcı çalışanı kendi seçebileceği birden çok ödül türü sunmaktır. “Araştırmaya göre bu ödüller finansal olabileceği gibi, izin gününü seçmek, kendi belirlediği bir kuruma şirket adına bağış yapılması olabiliyor. Makalenin bulunduğu dergi: Rice Business, Haziran, 2021



HAFTANIN VİDEOSU: "Dünya'nın Bütün İçe Dönükleri, Birleşin!"



Evrim Ağacı'ndan, İçe dönüklüğün biyolojisi hakkında mükemmel bir video. Sadece içe dönüklerin değil, herkesin izlemesini tavsiye ederim.


HAFTANIN KİTABI: "Jon Ronson - Psikopat Testi"




Bu tuhaf kitapta araştırmacı Jon Ronson, psikopatları ve onları inceleyen doktorları, bilim insanları ve sektörlere bakıyor. Psikopatlar konusunda geçmişte nasıl hatalar yapıldı, onlara nasıl ceza vermeliyiz, ilaçla çözüm mevcut mu, peki ya psikopat olup üst düzey CEO olanlar? İş dünyasındaki yöneticiler arasındaki psikopatlık oranının hapishanelerden daha yüksek olmasını nasıl açıklayabiliriz? Hepsi ve fazlası bu kitapta. Kitaptan seçtiğim bazı alıntılar: • Psikopatinin özünde, ahlaki kısıtlamalardan azade olmak yatar.


• Bazı psikologların dünyanın psikopatlar sayesinde dönmeye devam ettiğini söylediği geldi aklıma. Bunu söylerken ciddiydiler: Toplumun, deliliğin bu özel türünün bir dışavurumu olduğunu iddia ediyorlardı.


• Bir deney daha yaptı. İrkilme refleksini ölçen bu testte Bob, psikopatlar ile psikopat olmayanlardan, paramparça olmuş yüzleri gösteren olay mahalli fotoğrafları gibi ürkütücü görsellere bakmalarını istedi ve hiç beklemedikleri bir anda, kulaklarına çok yüksek bir ses verdi. Psikopat olmayanlar şaşkınlıkla sıçradı. Psikopatlarsa nispeten sakindi.


• Hapisteki psikopatların yarattığı yıkımı nicelik açısından değerlendirebiliyoruz, dedi. “Hapishane nüfusunun yüzde yirmi beşini oluşturmalarına rağmen içerde işlenen şiddet suçlarının yüzde altmışı ila yetmişinden sorumlular. Sayıca azlar; ama onlarla uğraşmak istemezsiniz.


• “Ya bir psikopatın karısı okursa bunu?” diye sordum. “Ne yapmalı? Kocasını terk mi etmeli?” Martha “Evet,” dedi. “Terk etmeli diyesim geliyor. Kimsenin duygularını incitecekleri yok, zira ortada incinecek duygusu olan biri yok.” Duraksadı. “Sosyopatlar gücü sever. Kazanmaya bayılırlar. Eğer insan beyninden sevgiye dayalı nezaketi çıkarırsan, geriye kazanma arzusu dışında pek bir şey kalmaz.”


• “Ama borsa psikopatları seri katil psikopatlar kadar fena değildir herhalde,” dedim. Bob omuz silkerek, “Seri katiller aileleri yok eder,” dedi. “Kurumsal, siyasi ve dini psikopatlar ekonomileri yıkar. Toplumları yerle bir eder.”


• “Çalışmada, iki yüz üç kurumsal profesyonel bir liste çerçevesinde değerlendirilmişti. Sonuçlara göre, bu kişilerin çoğunluğu psikopat olmasa da, yüzde 3,9’luk bir kısmın puanı otuzun üzerindeydi. Bir hapishane topluluğu için bile epey yüksek bir orandı bu; genel nüfusta görülen oranın en az dört beş katını işaret ediyordu.


BEĞENDİĞİM İÇERİKLER:


Bu hafta beğendiğim ve sizlerle paylaşmak istediğim içerikler:


Veyis Ateş'in, Comfartably Numb solosuna tepkisi. Yirmi milyon kere izlediğim için sizlerle de paylaşmak istedim. İçerik yaratıcısı: @marmeladov Platform: Twitter İçeriğe Git




İğne Kutusu'nun babası ile olan ilişkisi hakkında attığı tweet zinciri. İçerik yaratıcısı: @morkoltuk2021 Platform: Twitter İçeriğe Git




Erkekleri sıkça etkileyen toplumsal baskı örnekleri İçerik yaratıcısı: @turkishdictionary Platform: Instagram





"Bazen kendini açık kalmış bir masal kitabı gibi hissedersin." İçerik yaratıcısı: @hisliseyler Platform: Instagram




Ünlü yazarların sevdikleri ve nefret ettikleri noktalama işaretleri yazısı İçerik yaratıcısı: oggito.com Platform: Web sitesi İçeriğe Git




Cem Güventürk'ten kafasızlık öyküsü İçerik yaratıcısı: @cemguventurk Platform: Instagram İçeriğe Git

Masum görünen ama karşımızdakinin sınırlarını ihlal eden gündelik cümleler listesi İçerik yaratıcısı: @psikolog.ipekkerestecioglu Platform: Instagram İçeriğe Git





"Hala zaman zaman üzerime yağmur yağar ama onunla daha iyi dans etmeyi öğreniyorum." İçerik yaratıcısı: @ipek.konak Platform: Instagram İçeriğe Git




Şişli Kaymakamlığı'nın Onur Haftası kapsamında yapılması muhtemel etkinlikleri otuz gün süreyle yasaklaması üzerine... İçerik yaratıcısı: @aslialpar Platform: Instagram İçeriğe Git

"Ben asla hayal edemeyeceğim kadar tuhaf bir canlıyım ve bu canlı olma işinin ne anlama geldiğini bilmiyorum." İçerik yaratıcısı: @erenbous Platform: Instagram İçeriğe Git




Bu haftalık da bu kadar. Gelecek hafta görüşmek üzere. Huzurlu kalın! Huzursuz Beyin.

30.000 üyeli haftalık Huzursuz Bülten'e ücretsiz abone olabilirsin:

Teşekkürler.

HUZURSUZ BEYİN

  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
bottom of page