top of page

Haftalık Psikoloji Bülteni'ne üye ol

Teşekkürler.

HUZURSUZ EMOŞ.jpg

Tembellik mi umutsuzluk mu?

  • 18 Tem
  • 2 dakikada okunur

Bazen melankolik bir cansızlığa bürünür, bunu tembellikle karıştırırız.


Eugenio Borgna, melankoliyi, yenilmiş, fakat haysiyetini korumuş bir ruh hali olarak tanımlar. Melankolide insan, kendini tümüyle bırakmaz, ancak geleceğe dair umudunu yitirmiştir.


Danışanlarından Maria durumu şöyle özetler:


“Umutsuzluğa kapılıyorum çünkü irademe güvenemeyeceğimi fark ediyorum, kaygının ellerine teslimim. Benim bir şeyler ummam lazım.”



Terapi devam ederken bir gün, olmadık yere, nedensiz bir “umut” belirir Maria’nın kalbinde.


Şaşırır; “umudum olmaksızın umamayacağımı düşünüyordum,” der; “Kısa ama güzeldi. Bugün o umut yok ama bana geleceğin farklı olabileceğini gösterdi.”


Gelecek, şimdinin sonsuz bir tekrarı gibi gelirdi ona. Oysa umut kırıntısı, tuhaf bir sezgi fısıldamıştı kulağına:


“Geleceğin ufuk çizgilerine takılmadan yürümeyi dene. Yeter ki ulaşman gereken aşamaları kendine dayatma.”



Roland Barthes’in günlüğüne yazdığı gibi, herkesin bir keder ritmi vardır. Başka ritmler dayatılmamalıdır.


Bir diğer vakada çocukluğu taciz ve ihmalle geçmiş, serebral palsi hastası bir din adamı olan Michel, kendini sık sık cansızlık içinde bulur.


Öyle günler olur ki, yataktan sadece dua etmek için kalkar. Bir gün tanrının kendisine seslendiğini hisseder:


“O karanlık günlerde Tanrı daha yavaş hareket etmeme izin verdi; ne kadar yorgun hissedersem hissedeyim hareket etmem şartıyla...”



Peki kişiyi yeniden canlandıran o umut kırıntısı nereden gelir?


Borgna, umudun tarlalarının, kendini suçlamayan ve zoraki görevler dayatmayan bir içe dönüşle biçildiğini söyler.


İnsanı donuklaştıran, içine işlenmiş, yarının da bugünle aynı olacağını fısıldayan umutsuzluktur.


İnsanı hareketsiz kılan, üzerinde taşıdığı suçluluk duygusunun ağırlığıdır.


İnsanı canlandıran ise hikayesini anlamak, ona sahip çıkmak ve kendi ritmine saygı duymaktır.


Umut edememenin nedenleri


Üst üste yaşadığımız hayal kırıklıkları ödül sistemimizi köreltir. Çünkü beklenti arttığında ama ödül gelmediğinde yoksunluğun acısı katlanamaz boyutlara gelir.


Beyin, hayal kırıklığından kaçınmak için çevresindeki ödülleri görmezden gelmeye başlar, onları değersizleştirir. Bu durumu Neden Böyleyim Nasıl Değişebilirim’de özetlemiştim:


“Her seferinde ilgi ve sevgi bulacağımızı varsayıp hayal kırıklığına uğruyorsak, enerji bütçemizi bitirmemek için karamsar bir dünya görüşüne sahip olmamız, hayatta kalmamız için önemlidir.”



Hüzünlü anne ve babasını mutlu etmek için çabalamış ama aldığı iyi notlara ve uyumlu davranışlarına rağmen mutsuzluğu süpürememiş çocuk, neden çabalamaya inansın ki?


Ne kadar çalışırsa çalışsın en iyi yerlere vasıfsız kişilerin atandığını gören insan, neden enerjisini boş yere harcasın ki?


İlişkilerini korumak için her şeyi yapmış ama yine de her seferinde bir başına kalmış kişi, neden bir kez daha deneyip kırılsın ki?


İşte tüm bu hayal kırıklıkları, insanı en sonunda çabanın boşuna olduğuna inandırır ve umutsuz bir sessizliğe iter.



Ancak hareketsizlik, hareket edememenin suçluluğuyla birleşince öfkeli bir yorgunluk sarar.


Adrenalin, ataletle çarpışır. El freni çekildiği halde sürekli gaza basan spor arabalara benzeriz. Gergin cansızlığın üzerimdeki etkisini şöyle anlatmıştım:


“Sen tembel değilsin, hangi yöne gitmen gerektiğini bilmemenin acısını yaşıyorsun, yeterli olup olmadığını bilmemenin acısını yaşıyorsun, bütün belirsizlikler üstüne çullanıyor, boğazını sıkıyor ve sen gitmiş ‘Yönetmenlerine göre sınıflandırdığım filmler mi izlesem?’ diyorsun. İzleyemezsin. En rahatlatıcı olan neyse, bu acıyı ne dindirecekse ona gideceksin.”



Umut, geleceğin hatırasıdır.


Bazen hareketsizlik, gelecekte umut bulamayan bireyin utanç ve suçluluk duygusuyla ağırlaşmasıdır.


“Her varlık, başka bir şekilde okunmak için sessizce haykırır.” der Simona Weil, “Bu haykırışlar karşısında sağır kalınmamalıdır."


Kendi sessiz çığlıklarımızı duymayı öğrenmemiz gerekir. Çünkü canlanma, kendi hikayemize ve ritmimize saygı duymakla başlar.


Ve kendimizi tembel diye etiketlemek, belki de en zararlı tembelliğimizdir.



Kaynaklar:

Eugenio Borgna - Melankoli

Eugenio Borgna - Ruhun Yalnızlığı

Emre Özarslan - Neden Böyleyim Nasıl Değişebilirim

Roland Barthes - Yas Günlüğü

Yorumlar


30.000 üyeli haftalık Huzursuz Bülten'e ücretsiz abone olabilirsin:

Teşekkürler.

HUZURSUZ BEYİN

  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
bottom of page