Kelebeğin tereddütlü kanadı
- 18 Tem
- 2 dakikada okunur
Viktor Frankl, İnsanın Anlam Arayışı’nda birçok insanın pazar günleri derin bir boşluğa düştüğünü yazar.
Hafta içi görevler ve sorumluluklar zihni meşgul eder. Ancak pazar günü geldiğinde yapılacak görevler azalır, dikkat dağıtıcı işler kaybolur ve kişi kendi iç dünyasıyla baş başa kalır.
Bu karşılaşma onda huzursuzluk ve boşluk hissi yaratır.
Frankl buna “Pazar nevrozu” der.
…
Bazı düşünürler bu durumu horror vacui, yani boşluk dehşeti olarak adlandırır.
Çünkü böyle anlarda, tüm bu koşuşturmanın anlamdan ne kadar yoksun olduğunu fark ederiz. Yoksunlukla yüzleşmek yerine onu alkol, işkoliklik, hatta kişisel gelişimle doldurmaya çalışırız.
Eric Hoffer, en büyük gösterişlerimizi içimizdeki kötülüğü gizlemek için değil, boşluğumuzu saklamak için yaptığımızı söyler.
Çünkü saklaması en zor olan şey, aslında orada olmayan şeydir.
Sahtelik, boşluğun başında nöbet tutmaktır.
…
Frankl, hissettiğimiz huzursuzluğun aslında bir canlılık göstergesi olduğunu vurgular.
Bir yandan hayvani dürtülerimizden, diğer yandan gelenek ve göreneklerden uzaklaştığımız için sık sık yön bulmakta zorlanırız. O zaman da ya bize söyleneni yaparız, ya da diğer insanların yaptıklarını…
Böylece durduğumuzda hissettiğimiz huzursuzluk, sahteliğimizin yansıtır.
Gün gelir, artık isyan etmez oluruz. Huzurlu olduğumuz için değil, makineleştiğimiz için.
…
Eylemsizliğin Özgürlüğü
Ama ne yazık ki çoğumuz iki saat bile duramayız. İçimizdeki kıpırtıyı bir anlam çığlığı olarak görmez, eyleme alışmış bir bağımlının yoksunluğu gibi yaşarız.
Hannah Arendt’in İnsanlık Durumu’nda uyardığı gibi; modern dünya, insanı bir 'çalışan hayvana' (animal laborans) indirger.
İnsan, düşünecek zamanı bulamayan, çünkü durursa geride kalmaktan korkan sürekli hiperaktif, telaşlı ve sinirli bir varlığa dönüşür.
…
Oysa anlamlı hayatın ön koşulu, düşünebilme yetisidir. Ancak çalışan hayvan düşünmez, hesaplar.
Zamanını hesaplar, sözlerini hesaplar, duyduğu bir selamın getirisini bile hesaplar.
Durmamak için projeler uydurur, verimlilik taktikleri geliştirir, ilişkisindeki mesajların yanıtlanma süresini hesaplar.
Zihnindeki bu bitmeyen hareketlilikten dolayı aşırı düşündüğünü zanneder.
Gerçekte ise sadece hesaplar, hesaplar, hesaplar.
…
Eylemsizlik ve özgürlük arasındaki ilişkiyi en iyi Psikanalist Rollo May açıklar:
“Uyaran ile tepki arasında bir boşluk bulunur. İşte o boşlukta, özgürlüğümüz ve tepkimizi seçme gücümüz yatar. Tepkimizde ise gelişimimiz ve mutluluğumuz gizlidir.”
Boşluksuz bir hayat, yalnızca dürtülerle savrulmaktır.
Dürtüsel insan, hareketlidir. Ama bu hareketlerin nadiren anlamlı veya derin bir sonucu olur.
Bütün eylemleri topladığımızda ise ortaya bir hayat çıkmaz.
…
Bu yüzden Byung-Chul Han, eylemsizliğin bizi insan yapan şey olduğunu söyler.
Nasıl ki sessizlik olmadan müzik notaları sadece gürültüye dönüşürse, duraksama ve tereddüt olmadan da insan sadece bir işleyişe dönüşür.
Ama modern insanın boş zamanı artık özgürlük alanı değil; bir sonraki çalışma evresi için makinenin soğumaya bırakılmasıdır.
Byung-Chul Han, duraksamanın önemini vurgularken Schiller’in şu zarif mısrasını hatırlatır:
“Kelebeğin o tereddütlü kanadı.”
…
Arendt, İnsanlık Durumu’nu Cato’nun şu sözleriyle noktalar:
“İnsan, hiçbir şey yapmadığında bu denli etkin, kendi başına kaldığında bu denli az yalnız olmamıştır.”
Bu hiperaktivite çağında anlamlı eylemler ve anlamlı ilişkiler için duraksama, tefekkür ve tereddüt gerekir.
İşte meşguliyet sonrası hissettiğimiz huzursuzluk, daha anlamlı günlere uçmak isteyen kelebeğin tereddütlü kanadıdır.
Kaynaklar:
Viktor Frankl - İnsanın Anlam Arayışı
Hannah Arendt - İnsanlık Durumu
Elisabeth Lukas - Living Logotherapy
Byung-Chul Han - Yorgunluk Toplumu
Byung-Chul Han - Tefekkür Yaşamı
Eric Hoffer - The Passionate State of Mind







Yorumlar