top of page

Haftalık Psikoloji Bülteni'ne üye ol

Teşekkürler.

HUZURSUZ EMOŞ.jpg

Utanç artık taraf değiştirmeli

  • 18 Tem
  • 3 dakikada okunur

Yetmiş iki yaşındaki Gisele Pelicot, eşinin on yıl boyunca onu haplarla uyutup elliden fazla erkeğin cinsel saldırısına uğramasına izin verdiğini öğrenir. Dava açılır.


Fransız yasalarına göre adı gizli kalabilir ama o kendini göstermeyi seçer.


“Çünkü ben yanlış bir şey yapmadım,” der Gisele. Bunca yıldır durumdan haberdar olan ama ihbarda bulunmayan yüzlerce adam utanmalıdır.


“Ben yanlış bir şey yapmadım. Utanç artık taraf değiştirmeli!”


...


Giselle Pelicot’un başkaldırısı bir gerçeğe işaret eder. Zorbalık yaşamış birçok insan yoğun bir suçluluk ve utanç yaşar. Üstelik çoğu zaman, suçludan da fazla…


“Utanç zalim bir şeydir,” diye yazar ünlü oyuncu George Takei. Pearl Harbor baskınından sonra sadece Japon olduğu için toplama kampına gönderildiği anılarını anımsar. Bir adam, gardiyanlar tarafından dövüldüğünde çocuk haliyle ses çıkaramamanın utancı hala canını yakar:


“Utancı faillerin hissetmesi gerekir, ama onlar utancı kurbanların taşıdığı şekilde taşımazlar.”


...


Suçluluk ve utanç duyguları, sadece büyük travmalardan değil, gündelik hayatımızdaki küçük kararlardan da doğabilir.


Bize zarar veren bir ilişkiyi bitirdiğimiz için, ahlaksız bir teklife “hayır” dediğimiz için, hak ettiğimiz maaşı talep ettiğimiz için, başkalarına uyumlanmadığımız için, kendi ihtiyaçlarımızı önceliklendirdiğimiz için sık sık suçluluk hissedebiliriz.


O zaman şunu söyleyebiliriz:


“Kendimizi suçlu hissetmemiz, illa yanlış bir şey yaptığımız anlamına gelmez.”


..


Peki bu asılsız suçluluk hissi nereden gelir? Çünkü kendimizi suçlamaya hazır bir şekilde doğarız. Neden Böyleyim Nasıl Değişirim’de açıklamıştım:


“Düşünelim; küçücük çocuğuz, bakımverenlerimiz bizi bazen ihmal ediyor. Eğer sorunu onlarda bulursak dünya birden bire kaotik bir yere dönüşür. Ama sorunu kendimizde bulursak, dünya bize hak ettiğimizde hak ettiğimizi veren anlaşılır bir yere dönüşür.”


Yani kendimizi suçlamak, “ben değişirsem, kötüler de değişir” anlamına gelir.


Ama suçlanma sık sık tekrarlandığında, şair Nikita Gill’in dediği gibi utanç, ikinci derimiz olur.


Şekillendirme mekanizması olarak utanç


Suçluluk ve utanç, toplumların şekillendirdiği kadınlık ve erkeklik rollerinde derinleşir. Örneğin kadınlar, çocuk yaştan itibaren masallarla ve öğütlerle şu konuda ayıplanırlar:


“Giydiklerine dikkat etmelisin.”


“Bedenini sadece kocana saklamalısın.”


“Kısa ilişkiler yaşamamalısın.”


“Evini, çocuğunu, kocanı çekip çevirmelisin.”


“İnsanlara karşı hep nazik olmalısın.”


“Bilsen bile bilmiyormuş gibi davranmalısın.”


“Asla öfkelenmemeli ve sinirlenmemelisin.”


“Erkeklerle rekabet etmemelisin.”


...


Kadınlar gibi, erkekler de toplumsal normların dayattığı utanç mekanizmasından geçer.


Erkeklerden genellikle “ekonomik güç, kahramanlık ve duygusal sertlik” beklenir, bu nedenle bir şekillendirme aracı olarak utanç şu konularda kullanılır:


“En ufak oyunu bile kazanmalısın.”


“Asla geri adım atmamalısın..”


“Korktuğunu asla belli etmemelisin.”


“Kırılganlığını göstermemelisin.”


“Risk almalısın.”


“İşine öncelik vermelisin.”


“Aileni geçindirmelisin.”


...


Erkeklerden farklı olarak, kadınların utancına kendi bilgilerinden, algılarından, fark ettiklerinden şüphe duymak da eklenir.


Pelicot’un hikayesinde de istismarcı eş, bu “özşüpheden” faydalanır. İlaçların etkisiyle unutkanlık yaşayan kadının süreç boyunca deneyimlediği jinekolojik sorunun, cinsel enfeksiyonun, saç dökülmesinin ve yorgunluğun sebebi bellidir:


“Sen zaten Alzheimer’sın!”


"Suçlarından dolayı hesap vermekten kaçınmak için fail, unutmayı teşvik etmek adına elinden gelen her şeyi yapar.” diye yazmıştı Judith Herman, “Gizlilik başarısız olursa, fail kurbanının güvenilirliğine saldırır.”


...


Keşke, Nikita Gill’in yazdığı gibi her çocuk, gelecekte benliğine yüklenilecek bütün utancı yakabilecek bir alevle doğmuş olsaydı.


Ama öyle olmaz. Kendimizi suçlamaya yatkın bir şekilde doğarız.


Bu nedenle, yaşımız kaç olursa olsun, bizi şekillendiren bu duyguyu sorgulamaya ve dayatılan normlara direnmeye başlamalıyız.


Gisele Pelicot’un hikayesi, bizlere bir gerçeği hatırlatıyor: İşlemediğimiz suçun utancını çekmemeliyiz.


Utanç ait olduğu yerde kalmalı, yani suçu işleyenlerin omuzlarında.



Kaynaklar:

T24 - Fransa'da toplu tecavüz davasında Gisele Pelicot ifade verdi: 'Utanması gereken biz değiliz, onlar'

Menekşe Tokyay - Gazete Duvar - Utanç taraf değiştirmeli

George Takei - They Called Us Enemy

Paul Gilbert , Bernice Andrews - Shame: Interpersonal Behavior, Psychopathology, and Culture

Nicole M Else-Quest, Ashley Higgins, Lindsay C Morton - Gender Differences in Self-Conscious Emotional Experience: A Meta-Analysis

Eagly, Alice H.; Wood, Wendy - Explaining Sex Differences in Social Behavior: A Meta-Analytic Perspective.

Tara M Chaplin, Amelia Aldao - Gender Differences in Emotion Expression in Children: A Meta-Analytic Review

Brittany Christine Gentile, Jean M. Twenge - Gender Differences in Domain-Specific Self-Esteem: A Meta-Analysis

Nikita Gill - Girls Made of Fire

Judith Lewis Herman, Trauma and Recovery: The Aftermath of Violence - From Domestic Abuse to Political Terror

Yorumlar


30.000 üyeli haftalık Huzursuz Bülten'e ücretsiz abone olabilirsin:

Teşekkürler.

HUZURSUZ BEYİN

  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
bottom of page