top of page

Haftalık Psikoloji Bülteni'ne üye ol

Teşekkürler.

HUZURSUZ EMOŞ.jpg

Tahammülsüzsün çünkü güçlendin. (Bir mektup)

  • 18 Tem
  • 2 dakikada okunur

Yıllarca imalarla, suçlamalarla, “senin için doğrusu bu” denilerek hareket alanın daraltıldı.


Kendine ait olmayan bir düzenin içinde, sığmadığın bir kafese uyum sağlamaya çalıştın.


Bunu fark ettiğin anlar oldu, başını korkuyla çevirdin.


Suçlanmamak için bağımsızlığını feda ettiğin o zemin bir gün çöktü.


Kafes de kırıldı.


Kafese geri dönmek istemiyorsun. Bu nedenle eskiden kolayca görmezden gelebildiğin bir eleştiri, şimdi zihnine bir tortu gibi yapışıyor.


Çünkü o eleştiri yalnızca bugüne ait değil. Boşa geçirdiğin zamanın yükünü de taşıyor.


Tahammülsüzsün çünkü güçlendin. Bir zamanlar böyle anlarda başını eğerdin. Söyleneni yapar, kendine çekidüzen verirdin. Uyum daha güvenli gelirdi. Gündüzleri gülümser, geceleri bilenirdin.


Şimdi öyle değil. İlk kez dik duruyorsun. İçin şüpheyle dolu, yine de kendinden vazgeçmiyorsun.


Bundan sonra, kafese dönmeni işaret eden herhangi bir imada bedenini bir anda ateş basacak. Ruhun bir kurt gibi dişlerini gösterecek. Tahammülsüzlük sandığın öfke seni koruyacak.


Böyle anlarda, “Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. Evlerinizle. Okullarınızla. İş yerlerinizle…” diyen Tezer Özlü’yü hatırla:


“Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla hiç bağdaşan yönüm yok. Aranızda dolaşmak için giyiniyorum. Hem de iyi giyiniyorum. İyi giyinene iyi yer verdiğiniz için. Aranızda dolaşmak için çalışıyorum. İstediğimi çalışmama izin vermediğiniz için.”


Ölmek istediğinde seni dirilten, yazı yazmak istediğinde aç kalırsın diye korkutan, aç kalmayı denediğinde sana zorla serum takan topluma karşı Özlü, en sonunda “Ben bütün bunların dışındayım,” diye haykırdı:


“Sınırlar kadar hiçbir kısıtlamadan sıkılmadım ve kendi sınırlarım içinde sınırsızlığımı kurdum. Hiç değilse bana özgü bir sınırsızlık, kendi suskum, kendi çığlığımın sınırsızlığı.”


Sen de artık kendi sınırlarının içindesin.


Seni utançla yoğurarak biçimlendirirlerdi. Artık onların aynalarında kendine bakmıyorsun.


Suçluluğu boynuna halka yaparlardı. Artık onların beklentilerini kendi görevlerin saymıyorsun.


Dikkatlice dinlersen, içinde yalnızca öfke olmadığını fark edebilirsin. Kendi yönünü bulmuş birinin sessiz gururu da var. Endişen içini kemirirken bile heyecanlanıyorsun.


Çünkü kutsal bir inatçılıkla, önünü göremesen de yolundan vazgeçmiyorsun.


Öfkeni anladıkça, eleştiriler benliğine ulaşmadan yok oluyor. Aslında öfkenin, bir zamanlar korkuyla feda ettiğin hayatın yasını sürdüğünü biliyorsun.


Böylelikle sıkılı yumruklarını indiriyorsun.


Artık kendini savunmak için sertleşmek zorunda değilsin. Kaba ya da saldırgan olmak zorunda değilsin. Köprüleri yakıp insanlardan uzaklaşmak zorunda değilsin.


Yoksa sana yapılanı başkasına yapmış olursun.


Benliğinin gücü sertleştikçe bedenin dili yumuşuyor.


Belki sana inanılmaz gelecek ama; bugün en sert suçlamalara bile kendini açıklamak zorunda hissetmeden gülümseyebilirsin. En sevimsiz imalara takılmadan kendi yolunda ilerleyebilirsin.


Çünkü artık istismar edilemezsin.


Merak etme, tahammülsüzlük sandığın o öfke, unutmayan bir kurt gibi kapının önünde bekliyor.


Artık evindesin.



Kaynaklar:

Tezer Özlü - Yaşamın Ucuna Yolculuk

Yorumlar


30.000 üyeli haftalık Huzursuz Bülten'e ücretsiz abone olabilirsin:

Teşekkürler.

HUZURSUZ BEYİN

  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
bottom of page