İyi kararlar bazen yetmez.
- 18 Tem
- 3 dakikada okunur
Hayatımızdaki bazı hayal kırıklıkları, aceleyle verdiğimiz kararlardan değil, tam tersine, büyük bir özenle yaptığımız seçimlerden doğar.
Uzun uzun düşünüp kabul ettiğimiz yeni işimizde, kendimizi manipülatif bir yöneticiyle bulabiliriz. Aylarca sorguladıktan sonra taşındığımız yerde, sorunlu bir komşuyla karşılaşabiliriz.
Uzun bir flört döneminin ardından evlendiğimiz kişi bambaşka birine dönüşebilir.
Bir İtalyan atasözü şöyle der: Bazen bir gram şans, bir ton bilgiden daha değerlidir.
…
Annie Duke, Nasıl Karar Verilir adlı kitabında hayatımızın gidişatını iki şeyin belirlediğini söyler: Şans ve kararlarımızın kalitesi.
Şansı kontrol edemeyiz. Ama karar verme sürecimizi geliştirebiliriz.
İyi bir karar verici, süreç ve sonuç arasındaki bağı doğru analiz eder. En doğru kararlar şanssızlık nedeniyle felaketle sonuçlanabilir; en hatalı olanlar ise şans eseri bizi başarıya götürebilir.
Yıllarca sağlıklı yaşarken hastalığa kapılmamız, sağlıklı yaşamın hata olduğu anlamına gelmez.
Bu yüzden bir kararın ne kadar iyi olduğunu yalnızca sonucuna bakarak ölçemeyiz.
..
Karar kalitesini sonuçtan ayırmak bilişsel olarak zordur.
Doğru kararların, er ya da geç, doğru sonuçlar doğuracağına inanmak isteriz. Bu sayede dünyanın öngörülebilir ve adil olduğuna kendimizi ikna ederiz.
Bu yüzden aynı kararları almış kişiler arasında bile, başarılı olana daha fazla saygı duyarız.
Bir araştırmaya göre, takımların berabere kaldığı ve sonucu penaltıların belirlediği bir finalde, kazanan takım oyuncularına daha yüksek puan verilir, üstelik penaltı kullanmasalar bile.
…
Annie Duke’e göre karar verme evreninde aslında dört temel senaryo vardır:
- Hak edilmiş başarı: İyi bir kararın iyi bir sonuçla buluşması.
- Kötü şans: Doğru bir kararın, kontrol edilemez nedenlerle felakete dönüşmesi.
- Aptal şansı: Hatalı bir kararın, tamamen tesadüfen başarı getirmesi.
- Hak edilmiş başarısızlık: Kötü bir kararın, beklenen kötü sonucu doğurması.
…
Süreç ile sonuç arasındaki bu hayati ayrımı ıskaladığımızda, kendimize karşı en acımasız yargıç biz oluruz.
Griffiths ve Christian, Hayatımızdaki Algoritmalar kitabında, insanlar gibi bilgisayar algoritmalarının da en önemli görevinin karar kalitesi ile sonuçlar arasındaki ayrımı yapmak olduğunu söyler.
“En iyi stratejiler bile bazen kötü sonuçlar doğurabilir,” diye yazar Griffiths ve Christian, “bu yüzden bilgisayar bilimcileri süreç ve sonuç arasında ayrım yapmaya özen gösterirler.”
Mümkün olan en iyi süreci izlediysek, elimizden geleni yapmışız demektir.
…
Sonuçlara bu kadar bağlanmak sadece bireysel değil, toplumsal da bir sorundur.
Sessizce doğru olanı yapanları değil, şans eseri kazananları alkışlamaya meyilliyiz.
İyi karar süreçleri genellikle temkinlidir ve çoğu zaman göze çarpmayan sonuçlar üretir. Dikkatli bir yönetici, ekonomik krizi büyük kayıplar yaşamadan atlattığında, belki nazik bir takdir alır.
Buna karşılık pervasız birinin kumarla şanslı çıkması, dikkat ve hayranlık uyandıran çarpıcı bir başarı hikayesi yaratır. Cesur bir başarı öyküsünü kim sevmez ki?
…
Sonuçlara bu kadar odaklandığımızda, yalnızca kararlarımızı değil, vicdanımızı da yanlış ölçütlerle tartmaya başlarız.
Her şey birdenbire mübah olabilir.
Morgan Housel’in Paranın Psikolojisi’nde gösterdiği gibi toplum, çoğu zengin insanın, zengin olma yolunda yaptığı kanunsuzlukları, etik ihlalleri, suistimalleri ve usulsüzlükleri “kurnazlık” ve “zeka” olarak görür.
Oysa işler ters gittiğinde ve başarısız olduklarında bu kez aynı insanlar “ahlaksız” ve “kötü örnek” ilan edilir.
…
Belki de en zor olan, hayatın her zaman adil olmadığını kabul etmektir.
Hayatın bir roman gibi düzenli, adil ve sonunda her şeyi açıklayan bir yapısı olmasını isteriz. Bu yüzden kazananların doğru kararlar aldığına, kaybedenlerin ise bir yerde hata yaptığına inanmaya meyilliyiz.
Oysa gerçeklik çoğu zaman absürt bir tiyatro oyununa benzer. Ne sahne arkasını görürüz, ne de oyunun tamamını.
Böyle bir dünyada nefes alabilmek, dozunda melankoli, bir tutam mizah, sanatın tesellisi ve en çok da bolca merhamet gerektirir.
Kaynaklar:
Annie Duke - Nasıl Karar Verilir?
Annie Duke - Thinking in Bets
Brian Christian, Tom Griffiths - Hayatımızdaki Algoritmalar
Morgan Housel - Paranın Psikolojisi
Carlos Alos-Ferrer - Why You Shouldn't Judge Decisions by Results Alone







Yorumlar