top of page

Haftalık Psikoloji Bülteni'ne üye ol

Teşekkürler.

HUZURSUZ EMOŞ.jpg

Brain rot: Beyin çürümesi

  • 18 Tem
  • 2 dakikada okunur

Oxford, 2024 için yılın kelimesini “brain rot,” yani, beyin çürümesi olarak seçti. Bu kelime, internetteki yüzeysel içeriklerin aşırı tüketiminden kaynaklanan zihinsel bulanıklık, odaklanma sorunları ve entelektüel yıpranmayı anlatıyor.


Kurumun başkanı Casper Grathwohl, seçimi büyüleyici bulduğunu söyledi. Zira, bu içerikleri üretenler de bu içeriklerden şikayetçi olanlar da aynı yaş gruplarıydı.


Grathwohl, trajik durumumuz için şöyle dedi:


“Yüzsüz bir farkındalık halindeyiz.”



John Hendrickson da makalesinde farkındalığın yetmediğini yazıyor. Yazara göre, beyin çürümesi bir hastalık değil, ruhumuzu harekete geçirmeyen, anlamdan yoksun video sağanağından kaynaklanan bir semptom.


Zırva içerikler, zihimizi işgal ediyor, dikkat süremizi kısaltıyor, kitap okumak veya sosyalleşmek gibi anlamlı faaliyetlerde bulunmamızı zorlaştırıyor.


Üstelik beyin çürümesi acı vermiyor; bizi hissizleştiriyor, uyuşturuyor ve anlamdan yoksun bir hayata itiyor.


“Ve beyin çürüdükçe daha fazla zırva içerik istiyor.”



Modern bir problem gibi görünse de terim ilk kez kullanılmıyor. Zira, Henry David Thoreau 1854 yılında Walden’da şöyle seslenir:


“İngiltere, patates çürümesinin önüne geçmeye çalışırken, kimse daha yaygın ve ölümcül olan beyin çürümesini iyileştirmeye çalışmayacak mı?”


Walden’ı okuduğumuzda, daha o günlerden bilişsel kapasitemizi düşürenin ve beynimizi sislendirenin “anlamsız kaygılarla dolu hızlı yaşam” olduğunu öğreniriz.


Sanayi Devrimi’yle başlayan hızlı tüketim, sosyal medyanın etkisiyle kaygı dolu bir fırtınaya dönüştü.



Yoğun sosyal medya kullanımı, dikkat süremizi azaltıyor, bizi kaygılandırıyor ve sosyal becerilerimizi zayıflatıyor.


Ancak asıl önemli olan, tükettiklerimiz değil, kaçırdıklarımız.


“Sahte kaygılarla öyle çok meşgul oluyoruz ki,” diye yazar Thoreau, “hayatın daha güzel meyvelerini toplayamıyoruz.”


Hayatın gerçek meyveleri bizi beklerken, zihnimizi dijital çöplerle dolduruyoruz.


Doyurmayan lokmalar


Hızlı yaşam nedeniyle bugün her birimiz geç kalmış hissediyoruz. Potansiyelimizi gerçekleştiremediğimize inanıyoruz. Karşılaştırmalarla kendimize eziyet ediyoruz. Kurumlara güvenmiyoruz. Gelecekte umut göremiyoruz.


Ve bütün bu stresin ağırlığı altında eziliyor, hiçbir şey yapmadığımız günlerde bile suçluluğun yorgunluğunu yaşıyoruz.


Sonsuz kaydırma hareketiyle saatlerimizi harcadığımız videolar, bize kısa süreli mutluluk verse de zihnimizde kalıcı bir boşluk bırakıyor.



Oysa hem anlamlı bir hayat yaşamanın, hem de beyin çürümesinden kurtulmanın yolu aynı: Aklımıza, yeteneklerimize, yaratıcılığımıza iyi gelen faaliyetlerde bulunmak:


- Zihnimizi besleyen kitaplar okumak


- Yaratıcılığımızı artıran sanat eserleriyle karşılaşmak


- Hareket halinde olmak


- Derin sohbetler etmek


- İçerikleri bilinçli ve seçici bir şekilde tüketmek.


Ancak ne yazık ki anlamsız işlerin yorgunluğuyla, anlamlı işlerin yorgunluğunu karıştırıyoruz.



Doğru olanı seçmek, binlerce anlamsız seçeneğin içinde kaybolmuş ve özgüveni zedelenmiş bizler için büyük bir mücadele.


Marcus Aurelius, hayatın asıl meyveleri yerine ruhunu aç bırakan haz lokmalarının peşine takıldığında, kendisine içindeki gücü hatırlamasını söyler:


“İçinde seni bir kukla gibi oynatan şeylerden daha güçlü, daha tanrısal bir şeyin varlığının ayrımına gelmenin zamanı geldi!”


Filozofun bahsettiği ‘kukla gibi oynanma’ hali, bugün sosyal medya algoritmalarının dikkat ekonomisi üzerindeki etkisiyle birebir örtüşüyor.



Bu kadar hızlı akan, endişe yüklü bir hayatta anlamsız işlerin yorgunluğunu, anlamlı işlerin yorgunluğundan ayıramıyoruz.


Filozof Musonius Rufus bize yıllar öncesinden seslenerek ikisi arasındaki ayrımı hatırlatıyor:


“Eğer zevk için utanç verici bir şey yaparsan, aldığın zevk çabuk geçer, ama utanç kalır.”


“Eğer yoğun emek verip iyi bir şey yaparsan; yorgunluğun çabuk geçer, ama iyilik baki kalır.”


Doğruları seçersek, hayatın gerçek meyveleri; derin sohbetler, ufuk açıcı kitaplar, içimizi titreten sanat eserleri ve berrak bir zihin bizi bekliyor.



Kaynaklar:

Oxford Language - ‘Brain rot’ named Oxford Word of the Year 2024

John Hendrickson - Behind the Brain Rot

Camilla Foster - Brain rot: What is it and how can you combat it?

Henry David Thoreau - Walden

Marcus Aurelius - Düşünceler

Musonius Rufus - That One Should Disdain Hardships

Yorumlar


30.000 üyeli haftalık Huzursuz Bülten'e ücretsiz abone olabilirsin:

Teşekkürler.

HUZURSUZ BEYİN

  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
bottom of page