top of page

Haftalık Psikoloji Bülteni'ne üye ol

Teşekkürler.

HUZURSUZ EMOŞ.jpg

Bir tek kendimizden esirgediğimiz şefkat

  • 18 Tem
  • 2 dakikada okunur

Dört yaşındaki otizmli oğlu şiddetli bir öfke patlamasına tutulduğunda bir uçak dolusu insan tarafından kötü ebeveynlikle suçlanan Kristin Neff, oğlunu şefkatle sakinleştirmeye çalışırken aslında kendisiyle konuştuğunu fark eder.


“Bazen," der psikolog, "bütün dünyaya karşı tek dayanağımız kendimize sunduğumuz şefkatimizdir."


Kendimize nasıl yaklaştığımız, sevdiklerimizi sevebilme kapasitemizi de belirler.


--


O zaman şu soruyu sorabiliriz: Eğer iç sesimiz bir kişi olsaydı, kime benzerdi?


Birçoklarımız için, muhtemelen pek hoş birine benzemezdi.


Adam Philips, iç sesimiz gibi suçlayıcı ve eleştirel birini gerçek hayatta gördüğümüzde, onun bir sorunu olduğunu düşüneceğimizi söyler:


“Kesin başına bir felaket gelmiş olmalı.” deriz. “Yoksa böyle sürekli mızmızlanan, sevgisiz, aksi ve kaba biri olmazdı.”


--


Oysa sevdiklerimize hoşgörülü davranırız. Bizi en çok kıran kişilere bile çıkıştığımızda bazen haksızlık yapmış olabileceğimizi düşünürüz.


Ama söz konusu kendimiz olunca, düşmanımıza bile davranmadığımız acımasızlıkta davranırız.


Saldıranın da, saldırılanın da kendimiz olduğu böyle bir çatışmadan yara almadan çıkmış olmamız mümkün mü?


Üstelik ne zamandan beri?


Kendimizi bildik bileli.


--


Batı dünyasındaki neredeyse hiçbir dilde şefkat ve merhamet kelimeleri kişinin kendisini kapsamaz. Dalai Lama bunu öğrendiğinde şaşırır ve yeni bir kelime icat etmemiz gerektiğini söyler. Çünkü doğuda birçok dilde merhamet ve şefkat kişinin kendisinden başlar.


Bizim kültürümüzde de şefkat ve merhameti hep başkalarına göstermemiz beklenir.


Kendimize şefkat göstermemiz ise acındırma, bencillik ve sorumsuzluk olarak algılanır.


Peki gerçekten öyle mi?


ÖZ ŞEFKAT HAKKINDA YANLIŞ BİLDİKLERİMİZ


1. Kendimize şefkat göstermek kendimize acıdığımız anlamına gelmez:


Kendimize acıdığımızda çektiğimiz acılara odaklanır, bu tür olayların sadece bizim başımıza gelebileceğine inanır, yeryüzündeki önemimizi abartırız.


Oysa kendimize şefkatli yaklaştığımızda daha tarafsız oluruz. Ne yaşamış olursak olalım, bu olayın herkesin başına gelebileceğini biliriz.


Dolayısıyla çevremizdeki insanların da zaman zaman benzer acı dolu süreçlerden geçtiğini fark eder, kendi durumumuzu abartmayız.


2. Kendimize şefkat göstermek bencillik değildir.


Birçok araştırmaya göre kendimize şefkat gösterdiğimizde çevremizdekileri sevme kapasitemiz de artar.


Üstelik bu bilgi yeni değildir.


Aristoteles, Nikomakhos'a Etik adlı eserinde, kendini sevme ile bencillik arasına geniş bir sınır çizer: Kendimizi sevmemiz, usa bağlı güzellikte yaşamamızı ve bu sayede diğer insanları sevmemizi ve onların iyiliklerini önemsememizi sağlıyorsa bu en büyük erdemlerdendir.


3. Kendimize şefkat göstermek sorumlulukları üzerimizden atma yolu değildir.


Bize çok sert davranan, sürekli aşağılayan birine mi daha çok bahane sunarız, yoksa hatalarımızı soğukkanlılıkla karşılayan ama bir daha olmaması için bizi ciddiyetle uyaran birine mi?


Kendimize şefkat göstermemiz her yaptığımızı doğru bulduğumuz anlamına gelmez, kendimizi daha adil bir şekilde yargılama şansına eriştiğimiz anlamına gelir.


Dolayısıyla kendimize şefkatli yaklaştığımızda hatalarımızı ve sorumluluğumuzu kabul etme ihtimalimiz de artar.


--


İç sesimiz bir kişi olsaydı kime benzerdi?


“Sürekli olarak, belki bilinçli belki de bilinçsizce, kendi karakterimizi sakat bırakıyor ve deforme ediyoruz” der Adam Philips ve sorar:


“Kendimizi kutlamanın, kendimizi eleştirmek kadar şüphe edilmediği bir dünyayı hayal edebilir miyiz?”


Şefkatimizi kendimizden esirgemediğimizde, daha sevgi dolu, daha adil ve daha sorumluluk sahibi bir insana dönüşebiliriz.


Ve bu, dünyanın hiçbir yerinde, bencillik değildir.


Yorumlar


30.000 üyeli haftalık Huzursuz Bülten'e ücretsiz abone olabilirsin:

Teşekkürler.

HUZURSUZ BEYİN

  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
bottom of page