Özel olmadığımızı kabul etmenin gücü
- 18 Tem
- 3 dakikada okunur
Gabriel García Marquez, Kolera Günlerinde Aşk’ta Doktor Urbino’nun otuz yıllık evliliğinde en büyük kavganın bir sabun parçasından çıktığını anlatır. Küçük bir tartışma, neredeyse bir boşanmayla sonuçlanır.
Marquez, bize herkesin bildiği ama unuttuğu bir gerçeği fısıldar: Evlilikte büyük hatalardan kaçınmak nispeten kolaydır. Asıl zor olan, bir türlü kapanmayan, biriken o küçük sıyrıklardır.
Hepimiz biliriz bunu. Ama görmezden geliriz. Ta ki “benim başıma gelmez” dediğimiz, başımıza gelene dek.
…
Peki, neden görmezden geliriz bu küçük çatlakları? Neden herkes için geçerli olan kurallar, kendi hayatımızda işlemezmiş gibi davranırız?
Chris Williamsson, bunlara “öğretilemeyen dersler” der.
Mesela, “Her şeyin başı sağlık” deriz, ama kendimizi hasta olana kadar yorarız. “Sevdiklerine vakit ayırmazsan pişman olursun” deriz, ama sevdiklerimizi sık sık ikinci plana atarız.
Sanki bu kurallar başkaları için geçerlidir, bizim için değilmiş gibi davranırız.
…
Irvin Yalom’a göre, bu “muafiyet” hissi, “özel olduğumuza” dair inancımızdan kaynaklanır. Bu inanç, bizi ölümlülüğün soğuk yüzünden korur:
“Herkes ölür ama ben ölmem.” Ölüm, hastalık ya da başarısızlık hep başkalarının başına gelir.
Yalom, gözlerindeki sorun için doktora gittiğinde, “Senin yaşında bu normal” sözünü duyunca isyan eder: “Ne normali? Senin için bir takvim olabilir ama benim için bir takvim yok!”
Elbette doktorun haklı olduğunu bilir. Ancak, kendini 'özel' ve 'dokunulmaz' gören inancı, yaşlanmanın kaçınılmazlığıyla yüzleşmesini zorlaştırır.
…
İvan İlyiç’in Ölümü’nde bu inancın en çarpıcı örneğini görürüz. Ölümcül hastalığa yakalanan İvan, derste gördüğü mantıktan yola çıkar:
“Caius bir insandır, insanlar ölümlüdür, o halde Caius da ölümlüdür.”
Bu, Caius'a uygulandığında hep doğru gibi görünür, ama kendisine uygulandığında kesinlikle öyle görünmez. İvan sayıklar:
“Caius annesinin elini öyle öpmüş müydü hiç, elbisesinin ipeği onun için de böyle hışırdamış mıydı? Caius öyle aşık olmuş muydu? Caius gerçekten ölümlüydü ve onun ölmesi doğruydu; ama ben ölemem. Bu çok korkunç olurdu.”
Özel olma hissinin baskısı
Irvin Yalom’a göre özel olduğumuza dair inanç kendini farklı şekillerde gösterebilir. Bunlardan biri kişisel dokunulmazlığımıza inanmaktır.
Sosyal medyada, gazetelerde, televizyonda gördüğümüz felaketlerin hep başkalarının başına geleceğine inanırız.
Kişisel dokunulmazlığımızın bir mit olduğunu anladığımızda ise ilk tepkimiz inkar olur. “İnkar,” der Yalom, “hayat tehdidiyle bağlantılı olan anksiyeteyle başa çıkma çabasıdır, fakat aynı zamanda kişinin kendi dokunulmazlığına olan derin inancın da bir işlevidir.”
…
Bu inanç kendini saplantılı kişisel gelişim ve işkoliklikle de gösterir.
Kapitalist rekabetçiliğin de etkisiyle, durduğumuzda var olmuyormuş gibi hissederiz. John Maynard Keynes’in dediği gibi, bu saplantılı ilerleme arzusu, aslında sahte bir ölümsüzlük arayışıdır.
Ama bir gün ayrılık, işten çıkarma, sağlık sorunu gibi nedenlerle durmak zorunda kalırız. O zaman hayat bize sorar:
“Tam olarak nereye ilerlediğini düşünüyordun?”
…
En çok da romantik ilişkilerimizde yaralar bizi bu inanç. Sevilmenin, anlaşılmanın “koşulsuz” olmasını bekleriz.
Doktor Urbino, “Yaşamda gereksinim duyduğum tek şey, beni anlayan birisi” der sık sık. Ama anlaşılmak için hiçbir şey yapmaz. Duygularını saklar, eşine mesafelidir, her şeyi mantıkla çözmeye çalışır. Eşinden çok papağanına ilgi gösterir.
Bir kere bile dünyaya eşinin gözünden bakmaz.
Çünkü, kendini özel biri olarak gördüğü için anlaşılmak için vardır. Anlamak için değil.
…
Hayat, bir bakıma, özel olmadığımızı idrak etme sürecidir.
Ve paradoksal bir şekilde, özel olmadığımızı kabul ettiğimizde, özel olmaya başlarız.
James Hollis’in dediği gibi, o zaman anlarız ki, uyum sağlamak ya da başkalarına örnek olmak için değil, tüm benliğimizle var olmak için buradayız:
“Sıra dışı, kusurlu, belki tuhaf, ama eşsiz bir parçayız varoluşun büyük mozaiğinde…”
Kaynaklar:
Gabriel Garcia Marquez - Kolera Günlerinde Aşk
Irvin Yalom - Varoluşçu Psikoterapi
Leo Tolstoy - İvan İlyiç'in Ölümü
James Hollis - What Matters Most







Yorumlar