Yetişkinlikle kaybettiğimiz kıvılcım
- 18 Tem
- 2 dakikada okunur
Sahip olduğumuz her şey, kaybettiğimiz tek bir şeyin gölgesinde kayboluyor: Çocukluğun coşkulu kıvılcımı.
Her türlü oyuncağa sahibiz; ama çocuksu merak, odaklanma ve keyfi çoktan yitirdik.
Farklı farklı hobilerle ilgileniyoruz, eğitimlere başlıyoruz, filmlere, dizilere, şarkılara erişebiliyoruz ama o hasretini çektiğimiz duygu eksik. Bir şey olsun, o kıvılcımı yeniden yaksın istiyoruz.
Oysa eskiden kıvılcım, ne oynadığımıza bağlı değildi, çünkü içimizdeydi.
…
Profesör Craig Wright, Yale Üniversitesi’nde “Dehanın Doğasını Keşfetmek” adında dersler verir.
Bu derslerde pek çok dahinin, yetişkinliğinde bir görev olarak çocukluğuna dönmeye çabaladığından bahseder.
Örneğin Picasso, "Genç olmak çok uzun zamanımı aldı,” der, “Gençken Raphael gibi çizebiliyordum ama bir çocuk gibi çizebilmek ömrümü aldı.”
“Her çocuk bir sanatçıdır. Sorun, büyüdüğümüzde bir sanatçı olarak nasıl kalacağımızdır."
…
Derslerinde Beethoven ve Rimbaud gibi sanatçılardan ve Einstein gibi bilim insanlarından örnek veren Wright, artık pek deha kalmadığını, öyle ki, artık iş geliştiren milyonerlere bile ‘dahi’ dediğimizi itiraf eder.
Ama bu zengin dahiler bile “çocuk ruhunu” korumanın peşindedir. Örneğin Elon Musk, stajyerlerini “aynı çocuklar gibi imkansızı bilmedikleri” için sevdiğini söyler.
Jeff Bezos ise uzmanlığın tuzağına düşmemek için çocuksu bir tarafa sahip olmamız gerektiğini aktarır: O taze bakış açısına ve bir aceminin zihnine.
…
Wright’ın dersleri, Huxley’in yıllar önce söylediği şeyi doğrular: Dehanın sırrı, çocukluk ruhunu yetişkinliğe taşıyabilmekte saklıdır.
Benzer bir noktaya, yıllar sonra Kanye West, Power şarkısında değinir:
Aklımda hazineler var ama kendi kasamı açamıyorum.
Benim çocuksu yaratıcılığım, saflığım ve dürüstlüğüm, bu yetişkin düşünceler tarafından bastırılıyor.
Gerçeklik bana yetişiyor, içimdeki çocuğumu alıyor.
Velayeti için savaşıyorum.
...
İzin verilen tek nitelik
Zamanla çocuksu yanımızı kaybederiz.
Ama asıl trajedi içinde yaşadığımız sistemin amaçlarında gizli. Erich Fromm’un anlattığı gibi, rekabet, başarı ve ilerleme zorlantısıyla çocukluğun o güzel nitelikleri bizden alınırken sadece bir tanesine izin verilir:
“Arzunu hemen doyur!”
Artık kıvılcım içimizde hissettiğimiz bir duygu olmaktan çıkar. Bir ürün, hizmet veya deneyimle satın almaya çalıştığımız bir dış etkene dönüşür.
…
Fromm’a göre dünya, sürekli saldırmamız gereken, bitmeyen bir tatmin vaadiyle sunulur. Bizler de her yeni ürün, hizmet ve deneyimle o kayıp kıvılcımı arayan sonsuz aç çocuklara dönüşürüz.
Her yeni ihtimalle umutlanır, sonunda yine aynı boşluğa döneriz.
Oysa aradığımız çoğu zaman yeni bir ürün veya hizmet değildir.
O utanç duymadan deneyebilen, meraklı, hayal kuran, bütün dünyaya bembeyaz sayfa gibi bakan ve oyunlarına tüm varlığıyla katılan halimizi ararız.
…
Bugün kıvılcımsızlıktan yakınırken bunu ürün ve hizmetlerle yamamaya çalışmamız epey hüzünlü.
Aslında istediğimiz o içsel eleştirmenin işe karışmadığı, kendi düşüncelerimizle kesilmediğimiz merak, keşif, ilerleme, öğrenme hali.
Bu nedenle bu kadar zor.
Bu nedenle Picasso, çocuk gibi çizebildiği için sevinmiş. Bu nedenle Rilke, “Çocukluğum için Tanrı'ya yakardım, işte geri geldi çocukluğum ve öyle hissediyorum ki, çocukluk, eskiden nasılsa yine öyle ağır ve hiçbir şeye yaramamış yaşlanmak.” diye yazmış.
…
Çocukken, dünyaya saldırmazdık. Onu keşfetmeye, anlamaya çalışırdık. Ölçmezdik, yönetmezdik, hükmetmezdik.
Ve biz onunla ilgilendikçe dünya da kendisini bize sunardı. Büyüsü de bunda saklıydı.
Bugünse, en nazik halimizde bile, ölmeden önce yapılacaklar listemizi tamamlamak için, hunharca saldırıyoruz dünyaya.
Çocukluğu yeniden kazanmak için belki de çocukken ne olmadığımızı hatırlamalıyız.
Telaşsızdık, hesapsızdık, sadece oynamak isterdik ve bununla yetinirdik.
Kaynaklar:
Yale Courses - Nature of Genius
Craig Wright - Dahilerin Gizli Alışkanlıkları
Eugenio Borgna - Ruhun Yalnızlığı







Yorumlar