Pandemi yorgunluğu





İkinci dalgadan yakınıyoruz ama üzerimizde umursamazlık bulutu dolaşıyor. Bir taraftan durumun nisan/mayıs aylarından daha feci olduğunu iddia ederken, diğer taraftan tatile çıkıyor, risk grubunda bulunan ebeveynlerimizi ziyaret ediyoruz.


Bu çelişkili davranışımızın bir nedeni “habituation” denilen psikoloji terimi; yani kabaca “alışkanlık.” Aynı uyarıcıya sürekli maruz kaldığımız için uyarıcı etkisini yitirdi. O gazete manşetleri, whatsapp mesajları zihnimizde ilk aylardaki etkisini göstermiyor artık.


İkincisi ise, pandemi yorgunluğu.





Psikolog Guy Winch, pandemi yorgunluğunun on belirtisini şöyle sıralıyor:


1. Maske takmak veya elleri yıkamak konusunda eskisi kadar hassasiyetiniz kalmadı.


2. Fiziksel mesafe konusunda daha az dikkatli davranıyorsunuz.


3. Yeterince uyumanıza rağmen bitkin hissediyorsunuz.


4. Daha sabırsız ve sinirli hissediyorsunuz.


5. Daha önce keyfinizi kaçırmayan konular keyfinizi kaçırıyor.


6. Daha önce yönetmekte zorlanmadığınız durumlarda artık stres altında hissediyorsunuz.


7. Keyifli bulduğunuz şeylerden pek keyif alamıyorsunuz.


8. Gelecek için umutsuz hissediyorsunuz.


9. Alkol, madde veya yiyecek tüketiminiz arttı.


10. Odaklanmakta ve konsantre olmakta zorluk yaşıyorsunuz.


Eğer bu maddelerden birçoğu sizi yansıtıyorsa, muhtemelen pandemi yorgunluğu yaşıyorsunuz. Guy Winch mücadele için üç katmanlı bir çözüm planı sunuyor:



A) Korunmakla ilgili sorunlar


Maske takmak, ellerimizi yıkamak ve fiziksel mesafe koymak konusunda duyarlılığımız azaldığında, kendimize pandemi sürecini kontrol altına almanın asıl yöntemlerinin bunlar olduğunu hatırlatmamız gerekiyor. COVID 19 süreci sadece fiziksel sağlımıza değil, yarattığı belirsizlik nedeniyle psikolojik sağlımıza da saldırıyor. Bu üç eylemi aksatmadan yapmak, kontrol ve sorumluluk duygusunu bize geri kazandırırken, içimizdeki suçluluk duygusunu azaltarak psikolojimizi dengede tutuyor. Ayrıca bizi ve çevremizi fiziksel olarak da güvenli kılıyor.


B) Stres yönetimiyle ilgili sorunlar


Açlık hissetmediğimiz halde bir şeyler tüketmek, strese yönelik verdiğimiz tepkilerden biri. Ancak bizi strese sokan faktörler bir süre daha bizimle kalmaya devam edecekler. Bu nedenle yiyeceklerden ziyade bizi tüketmeye iten duygulara odaklanmak ve onlarla birlikte yaşamaya alışmamız gerekiyor. Bunun ilk yolu ise hissettiğimiz duyguların adlarını koymak ve nelerden kaynaklandığını fark etmek. (Yazının sonunda bir duygu çizelgesi bulunuyor.)


Stresle baş etmenin bir diğer yolu ise başka bir şeye odaklanmak. Pandemi sürecinde her şeyi tükettiğinizi düşünebilirsiniz. Yine de daha önce yaptığınız halde bir süredir uğraşmadığınız aktiviteleri düşünün. İlk başta sizde heyecan yaratmasa bile bu aktivitelerden neden keyif aldığınıza dair üç maddelik bir liste hazırlayın.


(Bir süredir Pacman ve Mario gibi 90’lardan kalma refleks oyunlarını oynuyorum. Odaklanmamı, heyecanlanmamı, hızlı hareket etmemi ve en önemlisi sinirlerimi boşaltmama yardımcı oluyor.)



C) İlişkilerle ilgili sorunlar


Aynı sorunu yaşadığımız için etrafımızdaki birçok insan da bizimle aynı mücadeleyi veriyor. Onlarla konuşmak, yaşadığımız zorlukları paylaşmak ve anlaşıldığımızı hissetmek mücadelede bize güç kazandırır.


En önemlisi, olası kalp kırıklarının önüne geçmek için stresli olduğumuzu, bu nedenle sinirli veya sabırsız davranabileceğimizi bilmelerini sağlamamız gerekiyor.

Benzer şekilde, sağlıklı ilişkiler için bizim de karşımızdaki insanların yaşadıkları stresli hayata odaklanmamız ve her söyleneni kişisel algılamamız büyük önem arz ediyor.




Alıntılar: Guy Winch - 10 Signs You Have Pandemic Fatigue and How to Cope