Haftalık Psikoloji Bülteni'ne üye ol

Teşekkürler.

HUZURSUZ EMOŞ.jpg

Normal İnsanlar: Sizi en çok etkileyen öğretmeniniz kimdi?



Instagram hesabımda bu hafta takipçilerime en çok etkilendikleri öğretmenlerini sordum:


Aldığım yanıtlardan bazılarını paylaşıyorum:


...


Merhaba Emre Bey. Bu haftaki bültenin sorusuna cevap yazmam istedim. Biliyorum çok geç gönderiyorum sebebi de hala paylaşıp paylaşmama konusunda kararsız olmam.


Ama yazarken bana iyi geldiği için paylaşmak istedim.


Ortaokul 2'deydim. İmamhatip'te okuyordum. Okulumuzda sınıfta şarkı dinlemek, erkeklerle yan yana bulunmak, dar giyinmek, Atatürk'ü sevmek yasaktı. Bu haddi hesabı olmayan, çoğunu yazmadığım yasaklara bir yenisi eklendi. Üst nokta buydu benim için. Okula başı açık gelme yasağı... 11-14 yaşlarındaki çocuklar... Sene 2013... O okulda velilerin yardımıyla 28 şubatı yaşattılar ama hiç kimse duymadı. Duyuracaklarla yapanlar aynıydı çünkü.


Ben sanki başım kapalı değilmişçesine dert edindim bu yasağı. Sanki beni etkileyen bir şey vardı bana neydi niye günlerce ağlıyordum öfkemden sürekli bağırıp çağırıyordum ki? Cevabı çok basitti aslında çok değil yakın zaman önce ilk regl olduğum o günde başıma zorla geçirilen o örtü. Bunun dank etmesiyle her şey bir anda değişmeye tepe taklak olmaya başladı. Değişiyordum artık. Doğup büyüdüğüm, yasa haline gelmiş değerleri reddediyordum. Bunu 12-13 yaşında yapıyor olmaksa çok yıpratıcıydı.


İşte bu kıvılcımı başlatan ikinci şeyse ortaokul Türkçe öğretmenimdi. Okuldaki herkes öğrencisinden temizlik görevlisine ondan nefret ediyordu. Solcuydu çünkü. Başı açıktı. Atatürk'ü seviyordu. Ama o da maalesef faturasını öğrencilere kesiyordu.


Öğretmenimle ilişkimiz nefretle başladı o benden ben ondan nefret ediyordum. Dünya görüşlerimiz çok zıttı. İkimiz de düşündüğü şeyi yüksek sesle savunan insanlardık.


Sonrasında buzları eriten edebiyata olan aşkım oldu. Münazaralara katılır, kompozisyonlar şiirler yazardım. Ve deli gibi kitap okurdum. Muhabbetimiz ilerledikçe kitap alışverişi yapmaya başladık.


Sonrasında kitabın içine konulan bir teşekkür notu mektuplaşmaya dönüştü. Yazmak konuşmaktan çok başkaydı. Daha etkileyiciydi daha derindi daha özenliydi yazarak konuşmak. Konuşarak söyleyemeceklerini söylüyordun.


Zaman ilerledikçe muhabbetimiz arttıkça benim sevgim bağımlılığa dönüştü belki onunki de saplantıydı bilemiyorum belki de ben sadece bir projeydim, ego tatminiydim, intikamdım bilemiyorum... Bağımlılığa dönüşen sevgim en başta ailem olmak üzere herkesi rahatsız etmeye başlamıştı. Benim lezbiyen olduğumu söylemeye kadar gitmişti iş. En sonunda ailemi karşıma aldım. Çitlerden atlayıp evden kaçmalar, öfke nöbetleri, kendine zarar vermeler başladı. Ailem beni hem o kadından korumak kurtarmak istiyor hem de beni buna daha çok itiyorlardı. Sorunun temeli sevgi açlığıydı. Anne sevgisinin yokluğuydu.


Ben 3 yaşımda bulunmak için saklanmıştım ama hiçkimse beni aramamıştı... Bunu anlayamadılar... Sorunu psikoloğa gitmekle çözmeye çalıştılar. İlk gittiğim psikolog onlar gibi düşünen, onlar gibi zorba onlar gibi yobaz biriydi. Ve duygusal anlamda en zayıf hissettiğim anda bana baskı uyguladı. Odasının duvarında asılı sayısız ödül hala aklımda... Önce beni psikoloğa götüreceklerdi sonra psikolog yardımıyla yavaş yavaş öğretmenimden koparacaklardı. Ama olmadı ben onların seçtiği onlar da benim seçtiğim psikoloğu kabul etmediler. Çareyi de öğretmenimle görüşmeyi yasaklamada buldular. Hatta bir dönem babam imkanlarını da kullanarak bizi takip ettirdi.


Artık lisedeydim ve bizi artık görüşmüyor biliyorlardı. Fakat bütün bu olanlarda bir terslik vardı ben farkındalığımı kazanmıştım ama özgürlüğümü daha çok kaybetmiştim.


Önceden de başım kapalıydı ama en azından sokakta yürürken kendimi kasmaktan bacaklarım ağrımazdı, insanlarla konuşurken göz teması kurabilirdim. Özgüvenim daha fazlaydı. Bir yerlerde yanlışlık vardı. Adına o zamanlar sevgi dediğim şey kontrolsüzce artarken toksik bir duyguya çoktan dönüşmüşken bir yandan ben göz göre göre yok oluyordum. Sevginin onarması, iyileştirmesi gerekmiyor muydu?..


Bir gün öğretmenim bana şöyle seslendi:


'Kızım'