Haftalık Huzursuz Psikoloji bültenine üye ol.

Teşekkürler!

Normal İnsanlar: En iyi arkadaşımın sevgilisinden ayrılmasına sebep oldum.



"Hayatınızda başka birine yaptığınız en büyük kötülük neydi?"


Instagram'ın bu haftaki sorusu yaptığımız kötülüklerle ilgiliydi. Gelen yanıtların bir kısmı çocukluk çağında yapılan kötülükler olduğu için, gerçek anlamda "kötülük" filtresinden geçemediler.


Bana en ilginç gelen "sıradan biri" rumuzlu okuyucumun attığı email'di. Aramızdaki emailleşmeyi paylaşıyorum:


Benim en büyük kötülüğüm kız arkadaşımın sırlarını sevgilisine ifşalamak oldu.

İletişimimiz çok iyiydi birbirimizle her şeyi paylaşırdık. Dışarıdan tuhaf görülen ya da yadırganan birçok şeyi birbirimizde yadırgamazdık. Hatta bunlar üzerine konuşur sebebini sorgulardık. Hayat üzerine derin sohbetler gerçekleştirirdik. İkimizin de kafası birbirine benziyordu ben onu o da beni çok iyi anlıyordu. Bir gün bu kız arkadaşım benim aracılığımla bir erkek arkadaşla tanıştı, ben tanıştırdım. Tanışma amacı evlilik yönlüydü. Ve ikisi de kafamda çok uyuşuyordu. Tahmin ettiğim gibi de oldu. Çok iyi anlaştılar birbirlerine karşı yoğun şeyler hissettiler. 4 ay oldu 5 ay oldu derken her şey güzel gidiyordu. Yol ciddiye koyuluyordu iyice. Sonrasında kız arkadaşımın, birçok şeyi, tanıştırdığım şahsa söylemediğini öğrendim. Bu beni çok korkuttu. Birkaç kez konuştum ağzını aramaya yeltendim ama söylemeye 'henüz' pek niyeti yoktu. Kendimi sorumlu hissettim. Tanıştırdığım şahısla normalde çok samimi bir muhabbetim yok. Bir gün akşam onunla buluştum. Kızın ondan sakladığı her şeyi bir bir söyledim. Bir psikiyatri tedavisi gördüğünü, sigara alkol kullanımını. Kız en basitinden sigara kullandığını bile saklamıştı. Birkaç yalan vs daha vardı. Vs dediğime bakmayın basit şeyler değildi. Sonrasında ayrıldılar. Çok sevdiğim bir insana böyle bir kazık atmış olmak içimde büyük bir yara, çok büyük bir kötülük yaptım. Siz siz olun eğer böyle iki insanı tanıştırırsanız da gerisine kulaklarınızı kapatın. Hatta siz siz olun en çok tanıdığım canını ciğerini bildiğim biri dediğiniz kişiyi bile evlilik gibi büyük bir amaçla birisiyle tanıştırmayın. Çünkü bu tanıştırma meselesinden sonra iki tarafın da hiç bilmediğim huyları alışkanlıkları olduğunu öğrendim. Aslında ikisi de benim bildiğim insanlar değillermiş. İki tarafı da tanıyor olunca bir sürü yalan yakaladım. Tanıştırdıktan sonra olaya karışmak büyük yanlıştı. Yalan söylüyorsa yalan söylüyor. Bundan sonrası iki insanın meselesiydi. Ben ne diye gidip müdahil oldum. Kimsenin bilmediği yalnızca benim bildiğim bilgileri gidip tanıştırdığım şahsa söyledim. Böyle korkunç bir ihanet yaptım. Belki de söylemeseydim de yine buraya gelmiş bu mesaja şöyle cevap yazıyor olurdum: Bir arkadaşım benim aracılığımla biri ile tanıştı evlendiler. Kızın yalanları ortaya çıktı. Çocuk geliyor bana hesap soruyor, bunları bile bile nası sustun. Bu aşamaya gelene kadar nasıl bir şey demedin. Bu sefer de yaptığım en büyük kötülük konuşmak değil de susmak olurdu belki de.. Bu arada kızın bilgilerini gidip de ona buna anlatmadım. Aileme anlatmadım, başka kimseye anlatmadım. Gittim o çocuğa anlattım. O da çok olgun biri değilmiş ki bu bilgileri kızı utandırmak, yerin dibine geçirmek için kullandı. Çünkü aralarında bir ego savaşımı vardı. Stajyer bir psikoloğum. Şu an geriye dönüp bakınca ilişkilerinin hiç sağlıklı olmadığını henüz çok bir deneyime sahip olmadığım halde anlayabiliyorum. Bu iş bitecekti buna eminim ama benim yüzümden bitmiş olması ve acabalar beni yiyip bitiriyor. Her iki taraf da 20 yıllık aile dostlarımızdı. Şu an iki aileyle de görüşmüyoruz. Anlatırken mümkün olduğunca kötülük yaptığımı düşündüğüm kısımla sınırlı kalmaya çalıştım. Olay bu anlattıklarımla sınırlı değil, çok daha çirkin yönleri var. Sevgiler Sıradan Biri


...


Ben kendisine şöyle bir email attım:


Merhaba,


İçten ve detaylı yanıtın için çok teşekkür ederim.


Dilersen daha da detaylandırabilirsin. Özetlenmesi gerekiyorsa, bültene koymadan önce bazı yerlerini kırpabilirim.


Bir de merak ettiğim bir şey var: Neden buluşup, söyleme gereği duydun? Neler hissettin?


Adama söylemek yerine arkadaşını söylemeye zorlamayı neden seçmedin?


Lütfen yanlış anlama, bir okuyucu olarak, merakımdan soruyorum.


Yine, çok teşekkür ederim.


Sevgiler,

Huzursuz Beyin


...


Huzursuz beyinlere buluşup kaynaşma fırsatı sunduğunuz bu platform için asıl ben teşekkür ederim.


Merak ettiğiniz nokta ve sorduğunuz soru çok yerli yerinde. Bu soru zihnimde serbest çağrışım yapmama sebep oldu. Asıl pişmanlığım söylemekten de öte kızgınlık, kırgınlık gibi bir duyguya yenik düşerek söylenmiş, harekete geçilmiş olmasıymış şu an bunu anlıyorum. Kız arkadaşımın erkek arkadaşından sakladığı şey kadar benden sakladığı şeyler de varmış. Bir olaydan örnek vermek gerekirse:


Bir gün kız arkadaşımın evde olduğunu düşünüyorum, bana evde olduğunu söylüyor. Ama o gece yakın arkadaşlar listesinde instagramda gece kulübünde fotoğraf çekilip paylaşıyor. Yakın arkadaş listesine beni almadan paylaştığı için doğal olarak bu resmi ben o gece görmüyorum. Sonrasında tanıştırdığım şahıs aracılığı ile tesadüfen böyle bir hikayenin varlığından haberdar oluyorum. Birçok paylaşım için de bu dediğim gizleme durumu gerçekleşmiş. Benden saklamış. Neden saklama gereği duydu onu da anlamadım.


İkimizinde ailesi fazlaca muhafazakar, toplumsal cinsiyetle alakalı birçok basmakalıp yargı ile donanmışlar. Evin kız çocukları olarak bizde bu zihniyetlerden çokça payımızı aldık tabi, çeşitli kısıtlanmalar vs. Biz ise onunla sabahlara kadar oturur evrimden konuşurduk. Bir kadının kolu ya da gülüşünün neden saklanması gerekli olabilir acaba, diye kafa patlatırdık. Yani o da ben de her görüşe her düşünceye her yaşama açıktık. Benim onu yargılamayacağımı ya da yadırgamayacağımı biliyordu. Onu zor duruma sokacak bir şey yapmayacağımı da biliyordu. Neden saklamıştı benden, anlamamıştım. Hala da anlamadım. Ama şunu biliyorum ki içimde yer alan bu pişmanlıktan önce yoğun bir acı, öfke, kızgınlık, hırs ve çokça da kırgınlık vardı. İçinde bulunduğumuz hücrede koğuş arkadaşıydık, o parmaklıkların ardında gökyüzüne beraber bakıp yükselirdik. O beni anlar ben onu anlardım.


Bu hikaye gizleme olayından 2 gün sonra o şahısla buluşup söyledim her şeyi. Hava hafif karanlıktı. Dışarıda oturuyorduk bu yüzden çok ışıkta yoktu. Yüzü çok seçilmiyordu. Ama o an o söylediklerimi duyarken yüzünde beliren ifadeler, işte onlar tam benim duygularımın bir yüze yerleşmiş halleriydi. Sanki içimde kız arkadaşıma karşı hissettiğim duygular, karşımda o adamın bedenine bürünmüş oturuyorlardı.


Evet, tanıştırdığım şahsa söyleyip söylememek konusunda uzun süredir düşünüyordum. Arkadaşımın benden bir şeyler sakladığını öğrenmeseydim yine söyler miydim. Bilmiyorum.. gerçekten bilmiyorum.


Sevgiler

Sıradan Biri





Gelen diğer bazı yanıtlar da şöyleydi:


Teyzemin dördüncü derece kanser olduğunu öğrendikten sonra aynı şehirde olmamıza ve kimseyi sevmediği kadar sevdiği yeğeni olmama ve sadece yarım saatlik bir uzaklıkta olmasına rağmen ne yanına gittim, ne yürüyüşe çıktım, ne elini tuttum, ne de aradım. o yanında kendini hiç de iyi hissetmediğini pek ala bildiğim insanlarla son günlerini geçirirken ben sevgilimle beraber olmayı seçtim. arayıp çağırdığında işim var diyerek gitmedim. nasıl ve neden kesinlikle anlayamıyor, o zamanki benle empati kuramıyor, ne düşündüğümü hatırlayamıyorum bile. ama göz göre teyzemi, öleceğini öğrendiği gün itibariyle terk ettim, ve sonra mecbur bir iki görüşmemde de hiçbir şey yokmuş gibi davranmaya ve havadan sudan konuşmaya devam ettim. ve teyzem ölürken sadece annemin ölmemesi için dua ettim.


.........................


Benim de erkek şiddeti mağduru olduğum bir konuda, başta faille el ele verip ardından mağdur olduğunu beyan eden bir kadının bazı yalanlarını yakaladığım için, onu yalnız bırakmıştım.


Hatta bana destek vermem için ulaştığında onu ezdim, küçük düşürdüm, üzdüm. Üstelik beni bir dost olarak tekrar kazanmaya ihtiyacı olduğunu bildiğim halde yaptım bunu. Öfkemi hak etmediğini hâlâ düşünmüyorum, ama bu davranış bana yakışmadı.


......................


Hayatımda yaptığım en büyük kötülük, evli olduğunu bilmeden birinin sevgisine karşılık vermem ve sonra öğrendiğim halde kopamamam oldu. Hem kendime hem onun ailesine bilmeden çok büyük kötülük yapmışım. Yaşım çok küçüktü. Benden 11 yaş büyüktü. Hala çok üzülürüm. Ömrümün en güzel yıllarını mahvetti, mahvettim. Yıllar sonra kurtuldum ama diyeti bitecek gibi değil sanırım. Yani hala da cezasını çekiyorum. Çok cahil ve aptalmışım.


..........................


Yargı. Kolektif hareketlerin, çalışmaların dünyasından geri çekilme kararı aldığım dönemdi. Psikolojik olarak zorlandığım bir süreç oldu. Ve aynı zamanda yenilendiğim bir süreç. Yıllarca inanarak emek verdiğiniz onca şeyden sonra hüsrana uğramış olmanızın getirdiği bir öfke de vardı tabi. Siyasilerin ayrıştırıcı politikalarının etkisinde kalmış da olabilirim belki, zaten onlara karşıyım ama çok karmaşık bir dönem geçirdiğim için ihtimal dahilinde. Yargılıyordum insanları. Direkt olarak yüzlerine bunu söylemiyordum fakat beden dilimle bunu yansıtıyordum. Yargılıyordum, farkındaydım, engel olamıyordum ve yaptığımdan dolayı kendime öfkeliydim, rahatsız ediyordu bu beni. Seans aldım bunun için o dönem. Psikologlar gerçekten mucizeler yaratıyorlar. Ve tabi ki ben de mucizeler yaratıyorum. :) O zaman topluma öfkeliydim. Hâlâ da öfkeliyim. Ama bu öfkenin kötü bir şeye dönüşmesine izin vermiyorum. Beni rahatsız eden bir şeye, hiçbir amaca hizmet etmeyen bir şeye. Duruyor olduğu yerde. İnsan, en büyük kötülüğü kendisine yapabiliyor. Söyledikleriyle, sustuklarıyla, yaptıklarıyla, yapmadıklarıyla vs vs. Her adımda muazzam bir öngörüye sahip olunmalı sanki. Bunu söylediğimde/yaptığımda nasıl bir insan olurum? Öncesinde nasıldım? Söylemeseydim ya da yapmasaydım nasıl bir insan olacaktım? Söylediğimde/yaptığımda bana ne kazandıracak? Bunları yazasım mı gelmiş anlamadım. Ne kadar uzun oldu. Okuyanlara teşekkür ederim.


............


Bana yaptığı haksızlıktan ve beni değersizleştirmesinden duyduğum öfke ile onu çok uzun bir süredir yok sayıyor olmam onun için en büyük kötülük olsa gerek. Aslında onu cezalandırırken, beraber yaşayarak kendime de eziyet ediyorum. Sanırım en büyük kötülüğü kendime yapıyorum. Ömrüm olur da yaşlanırsam, geriye dönüp baktığımda ''Neden bu insanla yaşamaya devam ettim'' diye üzüleceğimi biliyorum, ama bana yaşattığı mutsuzluğun aynısını yaşayıp yaşlanmasını diliyorum. Bu yüzden onu özgür bırakmak istemiyorum.

..........


Gençken başka bir ülke de salak bir nedenle yarı yolda bırakmıştım birini. Gereksiz kibir işte.


........


Birlikte olduğum kadınların, kendi güvenlik ve ilişki ihtiyaçlarını giderebileceği, aynı zamanda çok uzun vadeli bir adammış gibi görünüp -bir anlamda da role bürünüp- elimdeki özelliklere kanmalarını sağlamak ve deyim yerindeyse çoğuyla gönül eğlendirip sonrasında canım sıkılınca ne olduklarını bile anlamadan ayrılmak, hatta konuşmadan mesajlaşmadan, ne olduklarını bile anlamadan ortada bırakmak. Sonrasında bir şekilde iyi kötü hepsinin evli ve çocuklu hale büründüklerini görünce, en azından artık çok yeterli bulmadıkları eşleriyle arasında sıkıntı çıkarsa, her anlamda benim gibi özelliklere sahip biriyle birlikte olmak isteyeceklerinde başlarına neler geleceğini görüp bir şekilde ellerindeki bu basit ama naif, güzel aile ortamını korumak, huzurlu olmaya çalışacaklarını düşünerek de kendimi avutuyorum. Yoksa pişmanlığımı affettirecek bir yol bulamıyorum. Gençlere birbirlerine saygı ve değer vermelerinin, etrafta benim gibi vahşi yaratıklarda olabileceğinin, ama bu yaratıkların bile size öğretebileceği şeyler olabileceğini elimden geldiğince anlatmaya çalışıyorum.


......