Mutluluk yetersiz bir kelimedir
- 18 Tem
- 2 dakikada okunur
Seneca, dostu Lucilius’a yazdığı mektupta “Herkes mutlu bir hayat istediğine göre, yanıldıkları nokta neresi acaba?” diye sorar. Çünkü çevresindeki herkes mutsuzdur.
Yanıtı da kendisi verir: “Mutluluğun araçlarını mutluluğun yerine koyuyorlar da ondan. Bu nedenle onu ararken ondan uzaklaşıyorlar.”
Aradan iki bin yıl geçer, Berkeley Üniversitesi’nden bir araştırma şu başlıkla çıkar:
“Mutluluğa odaklanmak insanları daha mutsuz kılıyor.”
..
Mutluluk, yetersiz bir kelimedir.
Tren dediğimizde hepimizin aklına gelen şey benzerdir. Bulut dediğimizde yaklaşık olarak aynı imgeyi düşleriz. Pişmanlık dediğimizde aynı yerlerimiz sızlar.
Ama “mutluluk nedir” diye sorduğumuzda herkesin aklına başka bir şey gelir. Üstelik çoğu zaman yanıt bile veremeyiz.
“Komik değil mi,” diye sorar Mutluluk Bilimi kitabıyla ünlenen psikolog Csikszentmihalyi:
“Kırk yıldır mutluluk üzerine çalışıyorum ama hala belirgin bir tanımını yapamıyorum.”
..
Mutluluğu ararken yaptığımız en kritik hata ise onu sadece haz toplamı olarak görmektir. Bize haz veren eylemleri ne kadar çok tekrarlarsak o kadar mutlu olacağımıza inanırız.
Bu nedenle alırız, yaparız, tüketiriz, güzel yerlere gider, güzel şeyler deneriz ama kısa süreli bir memnuniyet halinden sonra mutluluk seviyemiz eski haline geriler.
Evrim bilimcilerin deyimiyle hedonik koşu bandında bütün zamanımızı, birikimlerimizi ve enerjimizi harcar ama olduğumuz yerde sayıklarız.
..
Psikolog Tal Ben-Shahar, mutluluğu güneş gibi düşünmemizi tavsiye eder.
Nasıl ki güneşe direkt bakmak yerine onu çevremizdeki her şeyin yansımasında hissediyorsak, mutluluğu da hayatımızın merkezine değil kenarına koymalıyız.
Peki mutluluğu, dolaylı yoldan ve haz peşinde koşmadan nasıl elde edebiliriz?
Odağımızı dışsal hedefler yerine içsel değerlerimize çevirerek. Böylelikle mutluluğu, benliğimizi kuvvetlendiren eylemlerimizin yansımasında hissedebiliriz.
HEDEF DEĞİL, DEĞER ODAKLI YAŞAM
Haz, mutluluğun yalnızca küçük bir parçasıdır. Anlamlı eylemlerde bulunmak, sağlıklı ilişkilere sahip olmak, zorlukların üstesinden gelmek ve yeteneklerimiz dahilinde serpilmek ise çok daha büyük parçalardır. Üstelik sadece hazzı değil, acıyı da barındırır. Bu nedenle, değer odaklı yaşamda iki stratejimiz bulunur:
1. Acı veren duygu ve düşüncelerle başa çıkabilme gücümüzü artırmak.
2. Anlamlı ve değerli bir hayat sürdürebilme iradesini sürekli olarak gösterebilmek.
Peki nedir değerli olan?
Mutluluk Tuzağı yazarı Russ Harris’e göre kalbimizdeki en derin arzulardır: Nasıl olmak istediğimizi, hayatımızda neyi temsil etmek istediğimizi, çevremizdeki dünyayla nasıl bir ilişki kurmak istediğimizi; yani, mutluluk denklemindeki her elemanı kapsar.
Değerlerimiz, hayatımızı sürdürürken bizlere rehberlik eden yol gösterici ilkelere dönüşür.
Onların rehberliği sayesinde koşu bandında debelenmeyi bırakır, kendimize adım atmaya başlarız.
Harris’e göre tercihlerimizin bize değer katıp katmadığını şu soruları sorarak anlayabiliriz:
•Bu düşünce veya eylem olmak istediğim kişi olabilmemde yardımcı olacak mı?
•İstediğim ilişkileri kurmama katkısı olacak mı?
•Gerçekten değer verdiğim şeylerle bağlantı kurmama yardım edecek mi?
•Şu andaki yaşantımı daha dolu bir şekilde yaşayabilmeme bir katkısı olacak mı?
•Daha iyi bir hayat için etkin bir şekilde harekete geçmeme yardımcı olacak mı?
•Uzun vadede daha değerli, dolu ve anlamlı bir hayata erişmeme katkısı olacak mı?
Eğer bu sorulardan birine bile evet diyorsak, eylemimiz kendilik ve mutluluk yolunda önemli bir adım sayılabilir.
Elbette bu iradeyi sürdürmek kolay değil. Ancak hedonik koşu bandında debelenmenk yerine kişisel mutluluğumuza dair bir tanıma ve benliğimizi güçlendirecek bir yol haritasına sahip olmak büyük önem taşır. Seneca’nın dediği gibi, “Yol yürüyen için bir son vardır, yolunu şaşıran için sonsuzluktur sınır.”
Ve dünya, mutluluğu ararken özgürlüğünü yitirenlerle kaplıdır.







Yorumlar