Maskelerimiz ve gizli dayatmalarımız
- 18 Tem
- 2 dakikada okunur
Fark etmeden sergilediğimiz davranışlar, bazen tam da kaçınmak istediğimiz sonuçları doğurur.
James Hollis, eskide kalmış gündemleri yüzünden dayatmacı davranan çok sayıda iyi niyetli çiftle çalıştığını söyler. Onlara şu soruyu sorar:
“Üzgün, öfkeli, isteksiz bir eş ile yaşamak ister misiniz?”
Hepsi tam tersini arzuladıklarını dile getirir. Ama gizli kaynakların yönlendirdiği eylemleri tam da o korktukları, huysuz, isteksiz eşi yaratır. Peki nedir bu gizli kaynaklar?
...
James Hollis’in “gizli kaynaklar” olarak adlandırdığı, çocuklukta veya geçmiş ilişkilerde kök salmış bilinçdışı yansıtma ve aktarımlardır.
Çözülmemiş yaralarımızı yeni ilişkimizde onarmaya çalışırız.
Bilinçaltımız, bize tanıdık gelen ama çoğu zaman yıkıcı olan rolleri, senaryoları ve beklenti listelerini yeniden üretir.
Aslında farklı insanlarla karşılaşırız ama hep aynı mercekten bakar, aynı senaryoyu oynar, sonunda da aynı tanıdık sona varırız.
...
Döngüyü güçlü kılan, bir ilişkinin nasıl olması gerektiği konusundaki sabit inançlarımızdır.
Felsefeci Byung-Chul Han’ın dediği gibi, bizi mutsuz eden, ilişkide sürekli kendi doğrularımızı mutlak ölçü alıyor oluşumuzdur.
Hatta kendi doğrularımızı sanki evrensel doğrularmış gibi güzel maskelerin ardına saklarız.
Bu maskelerin dördünü inceleyelim:
1. Ölçülülük maskesi
2. Sağlıklı iletişim maskesi
3. Fedakarlık maskesi
4. Mizah maskesi
...
1. Ölçülülük maskesi
Çocukken duygularımızı göstermek zayıflık sayıldıysa, başkalarının yoğun duygusal tepkileri bize yorucu gelebilir. Partnerimiz coşkulu davrandığında onu “aşırıya kaçmakla” suçlayabiliriz.
Duygularımızdan kaçtığımızı fark etmeyiz de “ölçülü” olduğumuzu iddia ederiz.
Her coşkusunu mimiklerimizle, sözlerimizle ya da uyarılarımızla bastırdıkça, zamanla içindeki canlılık sönmeye başlar. Sonunda anlaşılmamışlığın yorgunluğunu taşıyan solgun bir çiçeğe döner.
...
2. Sağlıklı iletişim maskesi
Belirsizliğe tahammül edemediğimizde sürekli konuşma, açıklama ve tartışma ihtiyacı duyarız.
En küçük anlaşmazlığı bile uzun uzun masaya yatırır, bunu da “sağlıklı” ve “açık” iletişim maksadıyla, iyi niyetle yaptığımıza inanırız.
Oysa partnerimiz bazen sorunları konuşmak yerine zamana bırakmayı seçebilir.
Bizim “iyi niyetli” ısrarımız ise bir noktadan sonra onu bunaltır, tartışmalardan kaçan birine dönüştürür.
3. Fedakarlık maskesi
Fedakarlık, bazen bilinçdışı bir borçlandırma projesidir. Partnerimizin ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarımızın önüne koyar, bunu sevgi göstergesi olarak sunarız. Ancak vazgeçtiklerimizden oluşan yüklü bir fatura keseriz. Bunu zaman zaman önüne koyar, ondan istediğimiz şekilde davranmasını bekleriz.
Beklentimiz karşılanmadığında ise kırgınlık ve öfke biriktirir, hep haklı ve kızgın kalırız.
Bernard Shaw’ın bilgece söylediği gibi bazılarımız için fedakarlık, yüzümüz kızarmadan başkalarını feda etmemizi sağlar.
...
4. Mizah maskesi
Mizah bilinçdışı değersizleştirme stratejisi olabilir.
Kendimizi değerli hissetmek için karşımızdaki insandan daha üstün bir konumda olmamız gerektiğine inanabiliriz. Mizah burada eşsiz bir görevi üstlenebilir. Michael Billig’in gösterdiği gibi, özellikle alaycılık, utandırma yoluyla uyumluluğu sağlayan sosyal bir silaha dönüşebilir.
Mizahı ilişkideki hoşgörünün temeliymiş gibi sunup, zararsız, hatta zekice görünen bir maskeyle, farkında olmadan partnerimizin özgüvenini yavaş yavaş unufak edebiliriz.
...
Bu hoş olmayan dayatmalarımızı önleyebilmek için kendimize şu iki soruyu sormak iyi bir başlangıç olabilir:
“İlişki için evrensel doğru olarak kabul ettiklerim kaynaklarını hangi yaralarımdan alıyor?”
“İyi niyetle yaptığım dayatmalar partnerim üzerinde nasıl bir etki yaratıyor?”
Kendi yaralarımızdan ördüğümüz gizli senaryolarla partnerimizi şekillendirmeye çalışırken, sonunda hep aynı çıkmaza saplanırız: Korktuğumuz huysuz ve isteksiz eşi, kendi ellerimizle yaratırız.
Kaynaklar:
James Hollis - Yaşamın İkinci Yarısında Anlam Arayışı
Michael Billig - Laughter and Ridicule
Byung-Chul Han - Eros'un Istırabı







Yorumlar