Kendimizi kandırmanın yedi seviyesi
- 18 Tem
- 3 dakikada okunur
Bazen anlayamadığımız, hatta kendimize yakıştıramadığımız tepkiler veririz.
Kötü alışkanlıklarımızı mantık dışı şekilde savunur, sevmediğimiz birine aşırı sevgi dolu davranırız. Patronumuza duyduğumuz öfkeyi partnerimize, kendimizden duyduğumuz hayal kırıklığını dünyaya yansıtırız.
Savunma mekanizmaları devreye girdiğinde, ipleri çekilmiş bir kukla gibi hareket ederiz.
Sigmund Freud haklıdır; “ego, kendi evinin efendisi değildir.”
…
Peki, savunma ve baş etme mekanizmaları arasındaki farkı biliyor muyuz?
Savunma mekanizmaları bilinçdışı, otomatik süreçlerdir ve temel amacı, içsel çatışmalar ve kabul edilemeyen duygulardan kaçınarak benlik bütünlüğünü korumaktır.
Baş etme mekanizmaları ise stresle başa çıkmak için bilinçli olarak geliştirdiğimiz ve farkındalık gerektiren stratejilerdir. İkiye ayırabiliriz:
Uyumlu mekanizmalar; meditasyon, okuma, spor, sosyalleşme gibi sağlıklı; uyumsuz mekanizmalar ise kaçınma, uyuşturucu, alkol, aşırı yeme gibi sağlıksız başa çıkma yollarıdır.
…
Savunma mekanizmalarımız olgunlaştıkça yaşadığımız stres ve kaygıyı daha “kabul edilebilir” ve “yönetilebilir” formlara aktarırız.
Silverman ve Doorn’un 2023 yılında yaptığı geniş ölçekli inceleme, olgun savunma mekanizmalarına sahip olduğumuzda stresle daha sağlıklı ve uyumlu bir şekilde başa çıktığımızı gösteriyor.
Ayrıca, 2024 yılındaki bir araştırma, başkalarını suçlayan ve kendilerini aklayan ilkel savunma mekanizmalarına sahip kişilerin daha narsist ve manipülatif olduğunu; aksine, olgun savunma mekanizmalarına sahip kişilerin daha nazik ve barışçıl olduğunu ortaya koyuyor.
…
Engin Geçtan, psikolojik bir tehditle karşılaştığımızda, hepimizin, kendi değerini korumak için bilinçdışı savunma mekanizmalarını kullandığını yazar.
Ama görüyoruz ki “bastırma” ve “suçlama” gibi ilkel stratejilerden çok “olaylara mizahi yönden bakma” ve “sorunu yaratıcı bir yöne yansıtma” gibi olgun stratejiler bize daha iyi geliyor.
Üstelik, savunma mekanizmalarımız olgunlaştıkça, stres ve kaygıyla başa çıkma yetimiz de gelişiyor.
Ancak önce onları tanımamız gerekir. Bunun için Christopher Perry’nin geliştirdiği yedi aşamalı savunma hiyerarşisine bakabiliriz.
Savunmanın hiyerarşisi:
Hiyerarşinin en alt katında “eylem savunmaları” bulunur: Sinirimizi başkasından çıkarma, pasif agresif davranma ve sürekli şikayet edip yardım geldiğinde reddetmeyi sayabiliriz.
Altıncı katta, “büyük imaj bozma” stratejilerini görürüz: Kendimizde hoşlanmadığımız duyguları başkasına yansıtmak ve insanları duruma göre “melek” veya “şeytan” olarak görmek gibi.
Beşinci kat,“inkar stratejilerini” içerir: Gerçeklikten kaçıp hayallere sığınma, duygulara mantıklı bahaneler uydurma ve tüm kanıtlara rağmen inkar etme bu seviyede yer alır.
…
Dördüncü katta, “küçük imaj bozma” stratejileri var: Kendimizi her şeyi bilen olarak konumlarız, sevdiklerimizi idealleştiririz, reddedilmekten korktuklarımızı değersizleştiririz.
Üçüncü kat, “nevrotik savunmalar” olarak bilinir: Bilinçaltına bastırma, güçlüye olan olumsuz duygumuzu güçsüze yansıtma, ilgi gösterdiğimiz birine kaba davranma gibi stratejiler buradadır.
İkinci katta, “obsesyonel savunmalar” bulunur: Yaptığımız bir hatayı pahalı hediyelerle telafi etme, kötü durumları 'hayatın gerçekleri' diyerek mantıksal çerçeveye oturtma ve duygularımızı tecrit etme gibi stratejileri burada bulabiliriz.
…
Hiyerarşinin en üst basamağında ise yüksek uyumlu ve olgun savunma stratejileri yer alır:
Yüceltme: Kabul edilemez dürtüleri, toplum tarafından kabul gören alanlara yönlendirme (örneğin, öfkeyi sanat yoluyla ifade etme).
Bağlılık: Duygusal destek almak için başkalarına yönelme.
Kendini ortaya koyma: İhtiyaç ve duygularını doğrudan, açık ve saygılı bir şekilde ifade etme.
Baskılama: Rahatsız edici düşünceleri -bilinçli olarak- erteleme veya kontrol altına alma.
Özgecilik: Başkalarına yardım ederek kendi içsel çatışmalarını çözme.
Mizah: Zor durumları mizahi bir perspektiften ele alma.
…
Savunma mekanizmalarını bir refleks gibi kullanırız. Bu yüzden yaşımıza ve olgunluğumuza rağmen bazı tepkilerimizin saçma, çocukça veya düşmanca olmasını doğal görebiliriz.
Bize düşen, bu tür davranışları inkar etmek, yansıtmak veya bastırmak yerine fark edip bir üst olgunluk seviyesine taşımaktır.
Freud’un dediği gibi, ego, kendi evinin efendisi değil ve hiçbir zaman da olamayacak. Ancak, olgun savunma mekanizmaları ve uyumlu başa çıkma stratejileriyle daha bilinçli, mutlu ve dengeli bir hayat sürebiliriz.
Kaynaklar:
Silverman, J., & Aafjes-van Doorn, K. (2023). Coping and defense mechanisms: A scoping review.
Mariagrazia Di Giuseppe, Christopher Perry - The Hierarchy of Defense Mechanisms: Assessing Defensive Functioning With the Defense Mechanisms Rating Scales Q-Sort
Baumeister RF, Dale K, Sommer KL. Freudian defense mechanisms and empirical findings in modern social psychology: reaction formation, projection, displacement, undoing, isolation, sublimation, and denial.
George Vaillant - Ego Mechanisms of Defense: A Guide for Clinicians and Researchers
Anna Freud - Ben ve Savunma Mekanizmaları
Selçuk Budak - Psikoloji Sözlüğü
Engin Geçtan - Psikanaliz ve Sonrası
Duane Schultz, Sydney Shultz - Modern Psikoloji Tarihi







Yorumlar