top of page

Haftalık Psikoloji Bülteni'ne üye ol

Teşekkürler.

HUZURSUZ EMOŞ.jpg

Karakter ve öz saygı

  • 18 Tem
  • 2 dakikada okunur

Yazar Joan Didion, üniversiteden mezun olurken Onur Kulübü’ne alınmayı bekler. Reddedildiğini öğrendiğinde büyük bir düş kırıklığına uğrar. Bu anı masumiyetin yitimi olarak tarif eder:


“Artık ışıkların benim için sürekli yeşil yanacağının tatlı kesinliğini yitirdim. Çocukken bana onay kazandıran o pasif erdemlerin başarıyı, gururu ve sevgiyi garanti edeceğine olan saf inancı kaybettim. Öz saygım, işte böylesine güvenilmez tılsımlara bağlanmıştı.”


“Masumiyet, insanın kendini sevdiği yanılgısından sıyrıldığı anda sona erer.”



Yazara göre kendimize saygımızı kaybetmek, ödünç aldığımız bir kimlikle sınırı geçmeye çalışırken yakalanmaya benzer.


Dünya tekinsizdir. Kendimiz ise bir yabancı.


Kim olduğumuzu sorguladığımızda ise kırılmış benliğimiz bize bütün kusurlarımızın sergilendiği, tek taraflı, orantısız bir filmi gösterir:


“O ekranda işlediğimiz ve işlemediğimiz günahları, ihanet ettiğimiz güvenleri, zaman içinde çürüyen vaatleri, tembelliğimiz, korkaklıklığımız ya da dikkatsizliğimiz nedeniyle heba ettiğimiz fırsatları görürüz.”



Kendimizi orantısızca suçladığımızda değersiz hissederiz. Bu da bizi başkalarının onayına muhtaç bırakır. Didion’un deyimiyle, içten içe küçümsediğimiz insanların merhametine kalırız.


Zamanla, biri bir şey isteyecek korkusuyla telefonu açamaz, bir teklifi suçluluğa boğulmadan reddedemez hale geliriz:


“O zaman her karşılaşma fazla gelir, sinirleri parçalar, iradeyi tüketir, cevapsız bıraktığımız küçücük bir mektubun hayaleti bile öyle orantısız bir suçluluk uyandırır ki, akıl sağlığımız dost çevremizde tartışma konusu haline gelir.”



Öz saygı, zihnimizin oynattığı bütün kötücül sahnelere rağmen kendimize bütün olarak bakabilme iradesidir. Ama bunu, sorumsuz kişilerin yüzsüzlükleriyle karıştırmamak gerekir.


Yalnızca kendine saygısı olan insanlar, hatalarının sorumluluğunu içtenlikle üstlenebilir, yenilgiye rağmen mazeret üretmeden devam etmesini bilir.


Didion’a göre öz saygısı olan kişilerde biraz sinirlilik, hatta ahlaki bir sertlik bulunması taşıdığı yükümlülük bilincinden kaynaklanır.


Bu sertlik, artık “esneklik” adı altında kaybettiğimiz, atalarımızın “karakter” dediği şeydir.



Karakter, Richard Sennett’in belirttiği gibi kendimizde değerli bulduğumuz ve başkalarının değer vermesini beklediğimiz kişilik özelliklerimizdir.


Bu değerler çoğunlukla sabır, güven ve bağlılık gibi erdemlerde somutlaşır.


Karakterli insan, değer verdiği her şeyin bir bedeli olduğunu bilir ve o bedeli ödemeye hazırdır. Oyuna nadiren dahil olur ama oynadığında kuralları baştan kabul eder.


Karakter doğuştan gelmez, disiplinle oluşur. Taklit edilemez ama geliştirilebilir. Novalis’in dile getirdiği gibi “şekillendirilmiş iradedir.”



Yaşadığımız bunalımlar, bizi üstlendiğimiz sahte rollerden gerisin geri, en merkeze atar.


Ama Didion, bu huzursuz geri itilmeyi gerçek özsaygı için gerekli görür. Merkezden, bu sefer disiplinle, her adımda aynı amaca sadık kalarak ilerleriz:


Kendini başkalarının beklentilerinden azat et ve orantısız suçluluk duygusuna karşı iradenle kendine daha adil davran.


Bu sayede merkezimiz genişler, karakterimiz oluşur. Ve Didion’un dediği gibi, öz saygının eşsiz gücü burada yatar, en sonunda bizi kendimize kazandırır.



Öz saygısını yitiren kişi, sürekli kaçar ama eve vardığında kendini bulamaz. Didion’un o yeşil ışıkları kaybettiği an, aslında kendi yoluna girdiği andır.


Hayat yolculuğunda kaçınılmaz olarak hatalar, yanlış dönüşler yaparız. Öz saygı ve karakter, bunları sırtlayarak, bundan sonrasını değerlerimize uygun yaşayabilmemizi sağlar. Bize, kendimiz olma gücünü verir. Didion’un muhteşem sözleriyle noktalayacak olursak:


“Ne kadar ertersek erteleyelim; herkes kendi yarattığı o rahatsız yatağa uzanacaktır. O yatakta uyuyup uyuyamayacağımızı ise kendimize duyduğumuz saygı belirler.”



Kaynaklar:

Joan Didion - On Self-Respect

Richard Sennett - Karakter Aşınması

Susan Sontag - Bilinç Tene Kuşanınca

Yorumlar


30.000 üyeli haftalık Huzursuz Bülten'e ücretsiz abone olabilirsin:

Teşekkürler.

HUZURSUZ BEYİN

  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
bottom of page