top of page

Haftalık Psikoloji Bülteni'ne üye ol

Teşekkürler.

HUZURSUZ EMOŞ.jpg

Hayır diyememenin ağır maliyetleri

  • 18 Tem
  • 2 dakikada okunur

Ünlü nörobilimci Oliver Sacks, çalışma odasının duvarına koskocaman “HAYIR!” yazan bir hatırlatıcı koymuştu.


Bir talep veya istek geldiğinde o nota bakar, zamanını ve enerjisini sadece gerekli, önemli ve anlamlı işlere harcaması gerektiğini kendisine hatırlatırdı.


Çünkü bu bilgiyi unutmanın hem fizyolojik hem de varoluşsal maliyetleri vardı.


Ve hayır demek çok zordu.


...


Hayır diyememenin fizyolojik maliyetini hepimiz yakından tanırız: Kronikleşmiş stres.


Harvard Tıp Fakültesi profesörü David Rosmarin, kurucusu olduğu Anksiyete Merkezi’nde stresin formülünü şöyle çizer:


Stres yükü = Dışarıdan gelen talepler - Sahip olduğumuz içsel kaynaklar


Dolayısıyla stresi yönetmenin iki yolu bulunur:


İçimizdeki kaynakları güçlendirebilir, ya da dışarıdaki talepleri azaltabiliriz.


Her ikisini de yapabilirsek ne mutlu.


...


İçsel kaynaklarımızı güçlendiren faktörler çoğu kültürde teşvik edilir: İyi uyku, sağlıklı yeme-içme alışkanlıkları, yakın ilişkiler, ritmik hareketler ve doğru perspektif.


Ancak dışarıdan gelen talepleri azaltmak konusunda pek teşvik edilmeyiz, hatta ne kadar çok talep karşılarsak o kadar değer görürüz.


İş yerinde bizden beklenenler, evde bizden beklenenler, sosyal hayatta bizden beklenenler derken talepler birikir birikir ve onları içsel kaynaklarımızla karşılayamaz oluruz.


Stres kronikleşir. Sürekli borçlanır ve zaman içinde tükenmişlik sendromuna yakalanırız.


...


Dışarıdan gelen talepleri azaltmak için bazılarına hayır demeye alışmamız gerekir. Ancak araştırmalar, tanımadığımız insanlara bile hayır demekte zorlandığımızı gösterir.


“Evet” dediğimizde olası bir çatışmadan kurtulduğumuzu zannederiz. Oysa tek yaptığımız dışarıdaki çatışmayı içimize taşımaktır.


Zamanla dışarıda çatışmayan ama içerisi harap olmuş birine dönüşürüz.


Ve Kierkegaard’a göre hayır diyememenin varoluşsal maliyetiyle karşılaşırız:


Sadece beden olarak değil, benlik olarak da tükeniriz.


Varoluşsal maliyet


Paulo Coelho, başkalarına “evet” derken, kendimize “hayır” demediğimizden emin olmamız gerektiğini söyler.


Kierkegaard ise her şeye evet demenin, “Büyük Yanılgı’ya” sebep olacağından bahseder.


Filozofa göre, başkalarının taleplerini hızlıca kabul etmemiz çoğunlukla iyi niyetimizden kaynaklanır.


“Ama unutmayalım,” der filozof; “cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşenmiştir.”


...


Kierkegaard’ın cehennem olarak gördüğü Büyük Yanılgı, bütünlüğe yaklaştığımızı zannederken eksilmemiz ve bunu asla fark etmememizdir.


“Aslında yaptığımız,” der filozof, “yüzümüz ileriye baktığı halde geri adım atmaktır.”


Talepleri bütün iyi niyetimizle, peşin peşin kabul ettikçe, “Ben senin için buradayım,” deriz.


Oysa zamanla kendimizden o kadar veririz ki, vaatleri gerçekleştirme vakti geldiğinde orada bir “benlik” kalmaz.


...


Dönemin batıl inancına göre, yeni doğum yapmış annelerin dikkati coşkunluktan dağılınca kötü güçler bu durumu fırsat bilip, bebeği bir diğer bebekle değiştirirmiş.


“Bize de olan budur,” der Kierkegaard, “tam hayata yeniden başlayacakken, kötü güçler coşkun halimizden yararlanır ve asıl niyetimizi alıp, yerine sahte olanı koyar.”


Asıl yapmamız gerekeni, bizim için anlamsız olanla değiştiririz.


Kronik stresin enerjimizi tüketmesi gibi, kronikleşmiş evetlerimiz de benliğimizi tüketir.


...


Duvara “Hayır!” yazan Oliver Sacks da en acı deneyimin benlik kaybı olduğunu söyler:


“Bacağımızı kaybettiğimizde bunu fark ederiz ama benliğimizi kaybettiğimizde bunu asla fark edemeyiz. Ortada bilecek biri kalmaz çünkü.”


Dolayısıyla Steve Jobs’un yaratıcılık için dediklerini hem bedenimizi hem benliğimizi korumak için hatırlayabiliriz:


“Bizim için iyi olana odaklanabilmemiz adına yüzlerce parlak vaate hayır dememiz gerekir.”


Ve “evet” dediklerimizle olduğu kadar “hayır” dediklerimizle de gurur duymayı öğrenmeliyiz.



Kaynaklar:

Oliver Sacks - Hareket Halinde Bir Hayat

David Rosmarin - Thriving with Anxiety

Vanessa K. Bohns - (Mis)Understanding Our Influence over Others

Soren Kierkegaard - Provocations: Spiritual Writings of Kierkegaard

Yorumlar


30.000 üyeli haftalık Huzursuz Bülten'e ücretsiz abone olabilirsin:

Teşekkürler.

HUZURSUZ BEYİN

  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
bottom of page