top of page

Haftalık Psikoloji Bülteni'ne üye ol

Teşekkürler.

HUZURSUZ EMOŞ.jpg

Eski kalıplardan kurtulmak neden bu kadar zor?

  • 18 Tem
  • 2 dakikada okunur

Yetişkinliğin en büyük çelişkisi, bütün aklımıza rağmen eski kalıplardan kurtulamamızdır.


Kendimize ne kadar hatırlatırsak hatırlatalım, yine de ufak bir eleştiri değersizlik hissimizi tetikleyebiliyor.


Mükemmeliyetçiliğin zararlarını anladığımız halde hata yapma korkusu bizi hareketsiz bırakabiliyor.


Yüzleşecek güce sahip olduğumuz halde, hala bazı tartışmalardan çocuk gibi kaçıyoruz.


Ve zaman ensemizden fısıldıyor: “Ne zaman döngüyü kırıp yaşamaya başlayacaksın?"



Yaşımız ilerledikçe daha hızlı bir çözüm bekliyoruz. Yazar Dennis Lehane, Zindan Adası adlı eserinde hepimizin arzusunu dile getiriyor:


“Korkmaktan bıktık. Üzülmekten bıktık. Bunalmaktan bıktık. Bıkmaktan bıktık. Herkes hızlı bir çözüm istiyor.”


Modern hayat, her soruna anında çözüm bulmamız gerektiği fikrini dayatıyor. Çözüm geciktiğinde, başarısız olduğumuzu sanıyoruz. Yine de yazar, hızlı çözüm arayışının kendisinin en büyük engelimiz olduğunu hatırlatıyor:


“Sabır ve tahammül, ilerleme isteğinin ilk kurbanlarıdır.”



Yıllarca psikoloji kitapları okuduktan sonra kendimi aynı depresif döngüde, aynı işi yaparken bulduğumda hissettiklerimi Neden Böyleyim Nasıl Değişirim’de yazmıştım:


“Hiçbir şey değişmiyordu. Hiçbir şey ilerlemiyordu. Ne oldu o kadar Nietzsche, Fromm, Jung? Boşuna mı okuyordum?”


Oysa eskinin hükmünden tamamen kurtulma beklentisi, yaşadığım ilerlemeyi görmemi engelliyordu. Bruce Perry’nin dediği gibi, eski yol bir yere gitmiyordu.


Beynimizde yeni yollar açmamız gerekiyordu. Bu yollar da sadece durumu anladık diye kendiliğinden açılmıyordu.



Psikolog Lori Gottlieb, değişime hazır hale gelene kadar aynı şeyi gülünç gelecek kadar çok tekrarlamamız gerektiğini söyler.


Ancak gündelik hayatın telaşında ve hızlı çözüm arayışında bu gerçeği kolayca unutabiliriz.


Belki de Alain de Botton’un metaforunu kullanmalıyız:


Düşünce ve davranış kalıplarını değiştirmek, dil öğrenmeye benzer. Defalarca pratik gerektirir ve yaşımız ilerledikçe, bu süreç zorlaşır.


Geç yaşta yeni dil öğrenmenin zorlukları


Dünyaya herhangi bir dili öğrenmeye açık geliriz. Çevremizde hangi dil konuşuluyorsa onu öğreniriz. Üstelik derslerle, pratiklerle değil; her şey kendiliğinden, biz bir kenarda agularken olur.


Ama tek öğrendiğimiz şey ana dilimiz değildir. Bir yandan da “duygusal dilimizi” geliştiririz.


Çevremizden gördüklerimizle güvenin, iletişimin, saygının, zulmün, utancın, öfkenin, empatinin, bencilliğin ve sorumluluğun ne olduğunu öğreniriz.


En içteki çekirdek inançlarımızı bu dil belirler.



Büyüdüğümüzde, duygusal dilimizin hem düşünce yapımızda hem de ilişkilerimizde sorunlara yol açtığını fark ettiğimizde, kimimiz terapiye gider, kimimiz kitaplar okur.


Ama çoğu zaman değişimi hemen göremeyiz.


Alain de Botton’a göre alçakgönüllü olmalıyız. Nasıl ki üç İtalyanca dersi almak ya da iki kitap okumak bizi akıcı konuşur hale getirmezse, duygu dilimizin değişmesi için de çokça pratik gerekir.


Çocukken dil öğrenmek doğaldır, yetişkinlikte ise zorlu bir mücadeleye dönüşür.



Üstelik uygun ortamda değiliz. Çevremizde, öğrenmek istediğimiz duygu dili konuşulmuyor. Eğer İtalyanca öğreniyorsak ama etrafımızdaki kimse bu dili konuşmuyorsa, süreç çok daha zor olur.


Kaotik bir dünyada, bizi üretmedikçe değersiz hissettiren bir sistemin içinde değişmeye çabalıyoruz. Etrafımız, bizim gibi kaygıyla, tükenmişlikle, psikolojik sıkıntılarla boğuşan insanlarla çevrili.


Dolayısıyla sadece öğrenmiyoruz. Duymamaya, başa çıkmaya ve unutmaya da çalışıyoruz.



Psikolog Lori Gottlieb, yaşadığı krizi nedeniyle meslektaşına giderken beklentisini doğru ayarlamaya çalışır: “Terapistler, kişilik nakli gerçekleştirmezler, sadece sivri uçları törpülerler.”


Dünyanın zorluklarını düşündüğümüzde, bazı sorunların devam ettiğini görmek tüm çabaların boşuna olduğunu göstermez.


Belki de gerçekten törpüleniyoruz. Belki de aynı sorunları eskisi kadar sık ve yoğun yaşamıyoruz.


Kolay değil. Sonuçta yeni bir dil öğreniyoruz. Geçmişin yankılarına rağmen döngüyü kırıp yeni bir sayfa açmaya çalışıyoruz.



Kaynaklar:

Lori Gottlieb - Belki de Biriyle Konuşmalısın

Emre Özarslan - Neden Böyleyim Nasıl Değişebilirim?

Dennis Lehane - Zindan Adası

Alain de Botton - A Therapeutic Journey

Bruce Perry - Ne Oldu Sana?

Yorumlar


30.000 üyeli haftalık Huzursuz Bülten'e ücretsiz abone olabilirsin:

Teşekkürler.

HUZURSUZ BEYİN

  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
bottom of page