Yalnız olmak, yalnız hissetmek




“Hiç yalnız hissetmedim kendimi.”


Edebiyatın pis moruğu Charles Bukowski, 1987 yılında aktör Sean Penn’e verdiği röportajda, genellikle yalnızlıkla geçen hayatında bunu olumsuz bir duygu olarak yaşamadığını ifade eder:


"Bir odada intiharın eşiğinde tek başıma kaldım, depresyona girdim, kendimi berbat hissettim ama hiç bir zaman kapıma gelecek bir veya birkaç insanın sorunlarımı iyileştireceğini düşünmedim. Başka bir deyişle, yalnızlık beni hiçbir zaman rahatsız etmedi çünkü tek başına kalmaya dair hep güçlü bir arzu hissettim."


Yazar, asıl sıkıntıyı kalabalıkların içinde yaşadığını anlatır. Ona göre dışarısı çoğunlukla aptallıktır:


"Eğer insanların coştuğu bir partiye veya stadyuma gidersem, işte orada yalnız hissedebilirim. Ibsen, “En güçlü insanlar genellkle yalnızdır” der. Hiç, “bir sarışın gelsin, oramı buramı okşayıp beni tatmin etsin de kendimi iyi hissedeyim” diye düşünmedim. Bu işe yaramaz. Tipik cuma gecesi sözünü bilirsiniz “hey bugün Cuma, ne yapacaksın? Burada kös kös oturacak değilsin ya?” Evet, bunu yapacağım. Çünkü dışarıda hiçbir şey yok. Sadece aptallık var. Aptal insanlar aptal insanlarla fingirdeşiyorlar. Bırakalım aptallıklarına aptallık katsınlar."


Bu sözler biz okuyucularına ilginç gelir çünkü eserlerinde onu hep dışarıda görürüz; özellikle de barlarda. Hatta bu nedenle biyografi filminin ismi de Barfly / Bar sineğidir. Ancak Bukowski, barı da bir tür korunma yeri olarak görür:


"Hiç gecelere akmak gibi bir ihtiyacın içinde olmadım. Barlarda saklandım çünkü fabrikalarda saklanmak istemedim. Hepsi bu. Milyonlarca insana özür dilerim ama hiç yalnız hissetmedim. Kendimden hoşnutum. En iyi eğlence kendimim. Hadi biraz daha şarap içelim.”


Tek başına oldukları halde yalnızlık hissetmeyenlerin aksine, etrafında insanlar olmasına rağmen kendini yalnız hissetmek acıların en büyüklerinden biri olarak bilinir. Erich Fromm, Sevme Sanatı adlı eserinde bunu bütün huzursuzlukların kaynağı olarak görür:


"Ayrı olma duygusu huzursuzluğu doğurur, daha gerçeği, bu tüm huzursuzlukların kaynağıdır. Ayrı olmam demek, insanca güçlerimi kullanma olanağımdan yoksun bırakılmam demektir. Ayrı olmam demek, çaresiz olmam, dünyayı (eşyaları ve insanları) etkin bir şekilde kavramamam, dünya üzerime çullandığında, direnecek gücü bulamamam demektir."


Yalnız olan kişiler, kendilerini yalnız hissetmeyebilirler. Bukowski gibi birçok yazar, sanatçı, bilim insanı ve filozof kendi düşünceleri ve yaratımlarıyla hayatla aralarında bir bağ hissederken, birçokları kalabalıklar içinde olsalar da hayatla bağ kuramadığı için yalnızlık duygusu altında ezilebilirler. Robin Williams'ın oynadığı bir karaktere ait söz, bunu etkileyici bir şekilde özetler:


"Eskiden dünyadaki en kötü şeyin yalnız başına ölmek olduğunu düşünürdüm. Değilmiş. Dünyadaki en kötü şey sana yalnız olduğun hissettiren kişilerin yanında ölmekmiş."


Alıntılar:


Charles Bukowski, 1987 Interview röportajı

Erich Fromm - Sevme Sanatı