Unutarak cezalandırmak




Alman şair Schiller “affetmek ve unutmak iyi insanların intikamıdır.” der. Birçok Budist doktrin de unutmayı över. Ama bu, pasif bir kabullenme değil, aksine aktif bir seçimdir.


Affetmek ve unutmak, yapılan kötülüklerin sorun teşkil etmediği anlamına gelmez Bütün bu yaşananlardan dolayı duyduğumuz acının artık hayatımızı etkilemesine izin vermeyeceğimiz anlamına gelir.


Nefret salonlarında geviş getire getire volta atmayı bırakıp bahçeye çıkmamızı ve nefes almamızı sağlar.


Bize kötülük eden insanlara duyduğumuz nefretin altında bütün bunlara izin verdiğimiz için kendimize yönelttiğimiz gizli nefret yatar.


Bu nedenle unutmak, karşımızdakiyle değil, kendimizle barışmak anlamına gelir.


Bu tür insanlara hayatımızda ve zihnimizde yer vermemek, onlara yönelik bir ceza olduğu kadar, daha iyi ve sağlıklı bir hayat sürebilmemiz için elzemdir de.


Tutunamayanlar’daki Selim karakterinin vaazı bunu çok iyi özetler:


Ne yazık onlara ki, çıkarlarına dokunulmadıkça doğru yola girmezler ve Allah’ın kendilerine sunacağı nimetleri bilmezler.


Ne yazık onlara ki, kalpleri temiz olmadığı için herkesi kötü sanırlar ve günahsıza ve günahkara bir fark gözetmeden kötülük ederler.


Ne yazık onlara ki, duygulu çekingenliği korkaklık, samimiyeti yaltaklanma ve yardımı bir baskı sayarlar.


Ne yazık onlara ki, kendilerine açılan saf bir kalbi zaaflarından istifade edilecek, istismar edilecek bir akılsız sayarlar.


Onların, geleceği yaratan insanlar arasında yeri yoktur.


Unutulacaklardır.



Alıntılar:


Oğuz Atay - Tutunamayanlar