Haftalık Psikoloji Bülteni'ne üye ol

Teşekkürler.

HUZURSUZ EMOŞ.jpg

Sahtekar (Imposter) Sendromu




Imposter (sahtekar) sendromundan muzdarip kişiler, kişisel başarılarının şans eseri veya tesadüf olduğuna inanırlar ve bu nedenle bir gün maskelerinin düşmesinden, herkesin gerçek yüzlerini görmesinden korkarlar.


Yakalanmamak için kaçıngan davranırlar ve uzman olduğu konularda bile konuşmaktan çekinirler. Kendilerini arka plana atarlar.


Başarıları ne kadar somut olursa olsun, insanların önemli bir çoğunluğu zaman zaman bu sendromun pençesine düşerler.


Örneğin iki sene önce Charlize Theron, bu sendroma yakalandığını belirtmiş ve şöyle demişti:


“Projeye başlarken ’Aman tanrım, kovulacağım. Rezalet bir aktris olduğumu anlayacaklar. Tamamen bir yalandan meydana geldiğimi fark edecekler' diyorum kendi kendime.”


Yaşamının son dönemlerinde Albert Einstein da benzer bir sendromun işaretini verir:


“Yaptığım işe atfedilen abartılı itibar beni hasta ediyor. Üçkağıtçının teki olarak görmekten kendimi alamıyorum.”


Sendromun ana nedeni başarıyı içselleştirememek. Genellikle özsaygıyla karıştırılsa da aslında bir özyeterlilik sorunu olarak biliniyor. Özsaygı, kişinin toplamda kendisine duyduğu saygı iken, özyeterlilik kişinin spesifik bir konudaki becerisi hakkında duyduğu inançtır.


Bir konudaki yeteneğine inancı olan bir insanın özsaygı sorunu olabilir. Örneğin çok iyi futbol oynadığına inanan bir insan hala özsaygı sorunu yaşayabilir. Tam tersi de geçerlidir, özsaygısı güçlü olan bir insan, araba kullanma konusunda yeterlilik sorunu yaşayabilir.


Imposter sendromu aslında bir "kendini değerlendirme" sorunudur. Ortadaki somut delillere ve bizi başarıya ulaştıran yöntemlerimize rağmen bir türlü başarıyı kucaklayamayız. Ne kadar sık tekrarlanırsa tekrarlansın, başarı kesinlikle bizim kontrolümüzde değildir. Bu gibi durumlarda dört konuya odaklanarak bu sendromun gücünü azaltabiliriz:


1. Kendi değerlendirme sisteminizi anlamak

2. Doğru karşılaştırmalar yapmak

3. Doğru kişilerden geri bildirim almak

4. Duygularımızın kaynağına odaklanmak


1. Kendi değerlendirme sisteminizi anlamak


Çoğu insan bir konuda başarılı olduğunda bunu o konu hakkındaki yeteneğine atfeder. Imposter sendromundan muzdarip kişiler ise, yeteneğine, yani içsel dinamiklerine değil dış dinamiklere; yani şansa, zamana, çok çalışmaya atfeder.


Oysa bu kişiler, eğer kendilerine başarıyı getiren süreç ve sistemi kendilerinden bağımsız bir şekilde düşünebilirlerse sendromun etkisi hafiflemeye başlar. Örneğin bir program hakkında 100 saat boyunca eğitim aldıysam, artan şey yeteneğim olur, şansım değil.


2. Doğru karşılaştırmalar yapmak


Genellikle ne kadar başarılı olduğumuzu benzer işi yapan kişilerin sonuçlarıyla karşılaştırırız. Imposter sendromundan muzdarip kişiler genellikle yaptıkları işleri ya çok iyi, ya çok kötü örneklerle karşılaştırırlar. Dolayısıyla kendi başarıları ve yetenekleri hakkında gerçekçi bir içgörü kazanamazlar.