Pazar bilgeliği: insan affetmelidir ama





İnsan düşmanını sevmeli mi, sorusu üzerine Heine‘nin verdiği kısa ama derin yanıt:


“Son derece yumuşak başlı bir yaratılışım vardır.Arzularım şunlar: Mütevazı bir kulübe, sazdan dam ama iyi bir yatak ve iyi yemek, tazecik süt ve tereyağı, pencerede çiçekler, kapının önünde birkaç güzel ağaç ve yüce tanrı beni tam anlamıyla mutlu kılmak istiyorsa, bu ağaçlarda şöyle altı-yedi düşmanımın sallandığını görme sevincini tattırır bana. Ölmelerinden önce, müteessir bir halde, bana yaşamda çektirmiş olduklarının hepsini affedeceğim - evet, insan düşmanlarını affetmelidir, ama ancak onlar asıldıktan sonra.“




Freud bu örneği, Batı'nın "komşunu sev" ilkesine karşı çıkmak için kullanıyor:


"...bir yabancı olarak bana saygı ve hoşgörü gösterirse, ben de zaten hiçbir kurala bağlı kalmadan ona aynı şekilde karşılık verirdim. Şu muhteşem emir "Komşun seni nasıl seviyorsa sen de komşunu öyle sev" olsaydı, buna karşı çıkmazdım tabii. Bana daha da akıl almaz gelen ve içimde daha da şiddetli bir direnci ayaklandıran bir emir daha var: "Düşmanlarını sev." Ama iyice düşününce, bu emri öncekinden daha büyük bir küstahlık saymakta haksız olduğumu görüyorum. Aslında her iki emir de aynı şeyi söyler çünkü."


Alıntılar:


Heinrich Heine - Aktaran Sigmung Freud, Uygarlığın Huzursuzluğu Üzerine