Otuz yaş sendromu yanılsaması




Japonların büyük sanatçısı Hokusai, hayatı boyunca 30 binden fazla resim yapar, yine de bu üretken adam seksenlerine geldiğinde kendisinden memnun değildir:


"Yetmiş yaşından önce resmini yaptığım bütün o şeyler arasında sözünü etmeye değecek bir tek şey yok. Yetmiş iki yaşında kuşların, hayvanların, böceklerin ve balıkların gerçek nitelikleri ve otlarla ağaçların canlı doğaları üzerine nihayet bir şeyler öğrendim. Yüz yaşına gelince mükemmel olacağım."


Hokusai, hayatı boyunca ölüp dirilmesini sembolize edecek şekilde kimilerine göre otuz, kimilerine göre altmış farklı imza kullanır. On dört yaşında Gius imzasıyla çizimlere başlayan ünlü yazar Eduardo Galeano ise, bir roman denemesi sonrasında yaşadığı başarısızlıktan sonra nasıl "Galeano" soyadını aldığını anlatırken Hokusai'den bahseder:


"Sonra pek çok kere öldüm ve yeniden doğdum. Hokusai, göz kamaştırıcı Japon sanatçı, altmış kez yeniden doğuşuna işaret etmek için altmış farklı isim seçmişti. Bende onun cesareti yok; ne de ondaki yeteneğin gölgesi."


Büyük tarihçimiz Halil İnalcık'ın yüz yaşında verdiği röportajı hatırlıyorum. "Hayatınızda bir gün tembellik ettiniz mi?" diye sorulduğunda şu cevabı verir:


"Hayır. 72 kitabım var, çoğunu 80 yaşından sonra yazdım."


İnalcık Hoca, yüz yaşında bile hala hoca olarak faaldir; yedi doktora öğrencisi bulunur, daha yeni makaleleri yayımlanmıştır. Gülümseyerek anlatır:


"Bir şeye aşık oldunuz mu her şeyi unutursunuz işte. Uykunuzu, sıhhatinizi... Ama hedefe varmak için ömür, onun için de iyi sıhhat lazım."


Sık sık otuz yaş sendromuna girmiş, artık hayatı ıskaladığına inanan, kendisini yetersiz, başarısız, ezilmiş hisseden veya hayatında büyük değişiklikler yapmak istediği halde bundan korkan arkadaşlarımdan mesajlar alıyorum.


Oysa, zamanımızın aşıladığı rekabetçilik ve mutluluk zorunluluğu ne derse desin, otuzlu - kırklı yaşlar, bir vazgeçme durağı, bir bitiş çizgisi olmak zorunda değil.


Gençliğin hormonal dalgalanmalarından kurtulan insanların daha akıllı ve olgun kararlar verebildiği, daha anlamlı işlere ve ilişkilere adım atabildiği bir dönem de olabilir.


Hayat, sembolik olarak onlarca kez ölüp, yeniden doğduğumuz bir maratonsa, bu maratonun sonuna yaklaşanlar bize sıklıkla aynı öğüdü verir: "aradığınız şey çoğunlukla bir insan, bir meslek, bir ünvan değil; bir amaç, bir neden."


Çünkü, Nietzsche'nin yazdığı gibi; yaşamak için nedeni olan, nasılına da katlanıyor.


Otuzlu yaşlar bu nedeni bulmak ve peşinde koşmak için hiç de geç sayılmaz.


Alıntılar:


Eduardo Galeano - Aynalar

Eduardo Galeano - Biz Hayır Diyoruz

Hürriyet - 100 yaşındaki bilge Halil İnalcık: Bu sıkıntılı devir geçecek

Friedrich Nietzsche - Putların Alacakaranlığı