"Normal" takıntılar (masumlar apartmanı projesi #4)




Açıklamaktan utanıyorum ama bazen masum bir kedi gördüğümde, sanki onu tekmeleyecekmişim gibi hissedip korkuyorum. Cenaze törenlerinde de, ne kadar üzgün olursam olayım, sanki gülüp bütün dikkatleri üzerime çekecekmişim gibi hissediyorum. Bir ara balkondeyken sık sık “acaba atlar mıyım” diye düşündüm. En sık olan ise metro ve metrobüs duraklarında oluyor; raylara atlar mıyım veya birilerini iter miyim diye şüpheye düşüyorum.


Böyle eylemlerde bulunmayacağımı biliyorum. O zaman bu istenmeyen düşünceler, yani takıntılar ne anlama geliyor?





Ortalama bir insanın aklından günde dört bin düşünce geçiyor. Bu düşüncelerin yüzde 13’ü (520’si) spontan, yani herhangi bir niyetle değil kendiliğinden oluşuyor. Yapılan araştırmalarda insanlar, bu tip spontan düşüncelerin çoğunun kendilerine aykırı ve hatta hayrete düşürücü olduğunu bildiriyorlar.


Örneğin üniversitede yapılan bir araştırmada, öğrencilerin yarısında aile bireylerine zarar verme, yabancılara zarar verme ve üçte birinde başka bir yetişkini cinsel ilişkiye zorlama gibi istenmeyen takıntılı düşüncelerin bulunduğu bulgulandı. (son üç ayda, en az bir kez)


Dolayısıyla neredeyse herkes takıntılı düşüncelerle mücadele ediyor. Peki nüfusun yüzde 2-3’ünde görülen obsesif-kompulsif bozukluk ile arasındaki fark ne?


Christine Purdon, Takıntılarla Başa Çıkma adlı kitabında aradaki farklardan birinin, “aynı düşünce, farklı tepki” olduğunu söylüyor. Örnek olarak araba kullanırken birden bire ters şeride doğru sürme düşüncesine sahip iki farklı insanı anlatıyor; Neema ve Ravi.


Neema, bu düşünce aklına geldiğinde “ne tuhaf bir düşünce bu! Neyse ki ben öyle biri değilim” deyip geçiyor. Oysa Revi, “Neden böyle düşündüm? Demek ki içimde bir katil yaşıyor, kötü bir insanım vs vs diye düşünmeye devam ediyor ve “ya gerçekten yaparsam” korkusuyla araba kullanmayı bırakıyor.


Yani en büyük fark, bu zorlantılı düşüncenin beynimizde oluşması değil, ona atfettiğimiz değerde başlıyor. Masumlar Apartmanı'nda da sorun Safiye'nin mikroplardan korkması değil. Sorun, düşünceye atfettiği değer, düşüncenin sıklığı ve en önemlisi, Ravi gibi rahatlamak için aldığı önlemlerin boyutuyla farklılaşıyor.





Bilim insanlarına göre en sık karşılaşılan “normal” takıntılar:


- Masum insanlara zarar verme dürtüsü

- Dini mekanlarda müstehcence bağırma dürtüsü

- Doğru bulunmayan cinsel ilişki düşünceleri

- Arabayı yayaların üzerine sürme düşüncesi

- Ebeveynlerin ölü hallerinin görüntüsü

- Dua ederken cinsel düşüncelerin akla gelmesi

- Bir buluşmada huzuru kaçıracak bir şeyler söyleme dürtüsü

- Bir hayvana saldırma dürtüsü

- Dinsel bir figürle cinsel ilişki düşüncesi


Önümüzdeki günlerde istenmeyen düşünceleri ve takıntıları kategoriler halinde inceleyeceğim.


Ancak ısrarla hatırlatmak istiyorum, çünkü birçok insanın acı çektiğini biliyorum; spontan gelen, kendiliğinden var olan istenmeyen düşünceler bizi, kişiliğimizi, karakterimizi, istek ve arzularımızı yansıtmaz.


En vicdanlı ve şefkatli insanlar şiddet içeren spontan düşüncelere, en dindar insanlar da cinsellik içeren spontan düşüncelere sahip olabilirler.


Kim olduğumuzu niyetlerimiz ve davranışlarımız belirler, istemediğimiz halde beynimizde türeyen düşünceler değil.



Alıntılar:

Christine Purdon , David A. Clark - Takıntılarla Başa Çıkma

Stanley Rachman, PAdmal de Silva - Obsessive-Compulsive Disorder

David Adam - The Man Who Couldn't Stop