Haftalık Huzursuz Psikoloji bültenine üye ol.

Teşekkürler!

Normal İnsanlar: Hatırlayabildiğiniz en eski anınız ne?




Instagram hesabımda bu hafta takipçilerime hatırlayabildikleri ilk anıyı ve bu anıyı kendi bedenlerinin içinden mi yoksa dışarıdan mı hatırladıklarını sordum.

Bazılarını paylaşıyorum:


...


Hatırlayabildiğim en eski anımda üç yaşındayım. Annem külotumun göründüğünü, düzgün oturmadığımı söyledi, daha önce de uyarmıştı fakat sanırım büyümektendi; bacak kemiklerim çok ağrıyordu. Halının üzerine yattım, sırtım halıda, ayaklarımı sedire yükseltmiştim. (Z harfi gibi düşünün pozisyonu) Bağırmaya başladı, hırpalamaya.. dakikalarca sürdü, kötü bir şey yapmamıştım tek derdim bacak ağrım geçsindi. Israrla "bir daha yapacan mı, hı" diye bana onaylatmaya çalıştı, ben de onaylamadım. Onaylamadığım için kilotumu sıyırarak, yanan sobanın üzerine doğru popomu tuttu. Hala onaylatmaya çalışıyordu, onaylamadım kötü bir şey yapmamıştım. O da beni sobaya değdirdi. Çok ağladım çok bağırdım ama onaylamadım. Kıçımı yaktığı halde beni dize getiremediği için fırlatıp attı sedirin üzerine. Acıdan ve başıma gelenlerden dolayı ağlıyordum. Bana sürekli "senin suçun" dedi. Sonra kendini haklı çıkarmak için defalarca başkalarına anlatırken duydum, babama ve evdeki diğerlerine: "bacaklarını açıp oturuyor."


Beni korkutmak için sürekli "Allah yakar." diyordu. Oysa yakan kendisiydi.


Bu anıyı kendi içimden görüyorum, dışarıdan izler gibi değil.


İçimden bakıyorum


...


Annemle beraber çorap katlıyorduk, ben koltukta oturuyordum. Annem bir an için gitti sanırım onu hatırlamıyorum, tatlı tatlı sallanmaya başladık, hiçbir anlamı yoktu benim için, hiçbir şey düşünmeden sadece seyrettiğimi hatırlıyorum. Sonradan seneler seneler sonra anneme anlattığımda çok şaşırdı hatırlamama, "sen o zaman iki yaşındaydın nasıl hatırlarsın" diye :) Aslında hafızam çok ilginç. İşimde ezber yaparken çok iyiyimdir hemen ezberlerim sayfa sayfa sahneleri, ama insanların isimlerini, yüzlerini hemen unutuyorum çok zorlayıcı, utanç verici oluyor. Travmatik anıları ve etrafında ne kadar anı varsa hepsini unutuyorum. Zamanla fark ettim ki artık normal anılarımı da berrak bir şekilde hatırlayamıyorum, arkadaşlarımın anlattığı şeyleri bazen çok zorlayarak hatırlayabiliyorum onda da her ayrıntıyı hatırlayamıyorum. Çok ilginç... Ama mesela evde otururken hiçbir tetikleyici de yokken bir anda çok geçmişten bir anım canlanıveriyor, neredeyse o zaman aldığım kokulara kadar hatırlıyorum.


...



Merhaba, bir sonraki haftanın bülteni konusundaki sorunuzu yanıtlamak istedim.


Hatırladığım en eski anılar ben iki buçuk yaşındayken anneannemle olan anılarım. Anneannem ben üç yaşındayken öldü. Onun ölümü hayatım açısından çok travmatik oldu. Küçük yaşlardayken mezarından toprak getiriyordum ruhu benimle olsun diye. Sürekli onunla alakalı aynı rüyayı görüyordum. Hatta dedemin başka bir kadınla yattığını gördüğümde öyle üzüldüm ki onu hiç affedemedim. Zaten daha sonrasında da o bana küstü ve yaklaşık on yıldır konuşmuyor benimle.


Anneannemle olan anılarıma gelirsek hatırladığım en eski anı anneannemin beni sürekli ayağında sallayarak ninni söylemesi. Yıllar sonra o ninniyi annemden duyduğumda bir an aklıma geldi ve beni salladığı yere kadar anneme anlattım. Daha sonra annem de beni doğruladı ve zihnimin yanılmadığını anladım. Sonra anneannemin bana söylediği cümleleri, beni gezdirişini, bana aldığı oyuncakları, bana son bakışını (en son bana baktı, gülümsedi ve öldü) hatta anneannemin öldüğü günü en ince ayrıntısına kadar hatırlıyorum. Giydiğim kıyafetler dahi hala aklımda. Ama tuhaf olan durum kendimi hep dışardan gözlemliyor oluşum. Sanki bu olayları başkaları yaşıyormuş da ben izliyormuşum gibi.


Başlarda o kadar küçük bir çocuk bunları hatırlayamazmış gibi geliyor ama olaylarda var olan diğer insanlara bu durumu sorduğumda doğruluyorlar. Belki de anneanneme bu kadar bağlı olmam zihnimde sadece onu hatırlamama sebep oluyor. Yine de onu hatırlayabildiğim için mutluyum:)


...


Merhaba, hatırladığınız en eski anınız ne sorusuna cevaben yazıyorum. Bu soru çok ilgimi çekti çünkü ne zaman bir sohbette konu çocukluğa gelse insanlara cevabını çok merak ederek bu soruyu sorarım ben de. Benim hangisi önce hangisi sonra emin olamadığım iki ilk anım var. Birinde beş yaşından küçüğüm tam yaşımı bilemiyorum; babamla tartışan annem mutfakta tek başına ağlıyor, ben yanına gidip gözyaşlarını silip onu teselli ediyorum, ne dediğimi hatırlamıyorum. Diğer anı dördüncü doğum günüm. Halam bana doğum günü pastası yapmış ve benimle aynı yaşta ama doğum günü o gün olmayan bir akraba çocuğu da evimizde. Halam beni mutfağa çekip o günün benim doğum günüm olduğunu ve mumları tek başıma üflemem gerektiğini öğütlüyor. Ben içeri döndüğümde pasta geliyor ve mumları akraba çocuğuyla birlikte üflüyoruz. Sonra halamın yanına yeniden mutfağa gidiyorum halam da bana, bak ben sana demedim mi ona üfletme diye, pastana tükürdü o çocuk diyor.:) Her ikisinde de bedenimdeyim.


Kolaylıklar dilerim. :)


...


Dört, beş yaşlarındayım, annem uyurken acıktım. yoğurdun içine koyup yemek için toz şeker bulamadığım için 1 kutu çocuk vitamini karıştırıp yedim. tv izlerken annem uyandı. yüzün niye bembeyaz ne yedin vs derken söyledim heralde ne yediğimi, aceleyle evden çıktık. taksiyle hastaneye gittik. ben ağlıyodum kusmayacağım di mi diye.. annemin yüzündeki paniği hatırlıyorum. sonra gıcık yaşlı kadın bir hemşire midemi yıkadı. sinirli gibiydi çok. akşam bütün aile bize yemeğe geldi, herkesin kendimin de rahatlamış ve mutlu olduğumuzu hatırlıyorum. çoğunu kendi gözümden hatırlıyorum, ama bazı genel dışarıdan resimler de var.


...


Evde canımın sıkıldığını ve makasla saçımı kesmeye karar verdiğimi hatırlıyorum. Üç, dört yaş civarı. Balkonda saçımı keserken kendimi uzaktan izler gibi hatırlıyorum. Başka kişilerde de böyle olmasına sevindim doğrusu 🙂


...


Merhaba, en eski anıyı sormuşsunuz. Kılıç bitkisi tarzı bir bitkiyi hatırlıyorum, salonun ucunda duruyor, ben de yerdeyim, çünkü bitkiye aşağıdan bakıyorum. Dışarıdan bakma şeklinde değildi. Bu anıda iki yaşında olduğumu tahmin ediyorum..


...


En küçük iki buçuk yaşındaki bir anımı hatırlıyorum. Sulanmış toprağın kokusu var, akşam üzeri gün batımı çalıların arkasına saklanmışım yemek saati. Yemek yemek istemiyorum. İştahsız bir çocuktum. Başımın sağ tarafında bir salkım söğüt ağacı var. Babam beni arıyor, sesleniyor sofraya geleyim diye. Çalıların arasından masayı görüyorum. Babamın tabağının kenarına yan konmuş çatal ve rakı bardağı.


Bir yandan babamı görüyorum hem bana sesleniyor hem de ağaçtan dal koparıyor. Yapraklarını koparıyor. Bir anda yanımda olduğunu fark ediyorum. Kızıyor bana bacaklarıma o ağaç dalıyla vuruyor sofraya gelmediğim için. Ağlıyorum.

Sonra sofraya beraber gidiyoruz sağ tarafa dönük babamın kucağına oturuyorum, gönlümü almaya çalışıyor ve neden yemek yemem gerektiğini anlatıyor bana.


Bu anıyı flashback olarak 17 yaşımda hatırladım. Gidip annem ve babama anlattım. İki buçuk yaşında olduğumu söylediler, tarif ettiğim yer o yaşımdayken ailece gittiğimiz çadır kampıymış.


Üç yaş üç aylıkken kardeşim doğmuştu. Onu evde beklerken babannemle soba başında oturmuştuk. Babannem çantasından altın çıkarmıştı. Bak bunu kardeşine hediye edeceğiz, demişti. Çok heyecanlanmıştım.


Kardeşimin doğup eve geldiği gün ise onu kucağıma aşmak istemiştim. Lacivert bir beşikte yatıyordu pencere önünde, bir yetişkin onu benim kucağıma vermişti. İnanılmaz mutlu hissetmiştim.


...


Ben küçüklüğümü baya iyi hatırlıyorum. Ama hatırladığım en eski anım biraz tatsız. :’) Erdek’te bir yazlığımız var. Oradayız ve gecenin karanlığında pencere pervazına tutunup güneş doğana kadar ağladığımı hatırlıyorum. Bir de metalik gri bir fitil paketi hatırlıyorum. İki sene önce anneme sordum, "ben böyle sahneler hatırlıyorum birbirinden kopuk, sana bir şey ifade ediyor mu" diye. İki buçuk yaşındaymışım o zaman. Yemek konusunda çok nazlı bir çocuktum. Sebze yediremiyorlarmış bana. O yüzden ağır bir kabızlık geçirmişim ve fitil tedavisi uygulanmış. Nasıl zorlandıysam artık, çok net hatırlıyorum o geceyi. Allahtan sık denk gelecek bir şey değil, ama fitil görünce hala irkilirim.


...


Benim ilk anım kaç yaşlarıma denk geliyor emin değilim fakat durum gereği üç yaş civarı olduğunu tahmin ediyorum. Anımda annem babam ve ben onların odasında yatakta oturuyoruz. Neşeli bir halleri olduğunu hatırlıyorum. Annem bana babamın ismini sormuştu. Babama hep baba dediğimiz için o ana kadar onun da bir isminin olduğunu hiç düşünememiştim. Sanki tabi ya neden olmasın hepimizin var sonuçta der gibi düşündüğümü hatırlıyorum. Ama bilememiştim ismini. Neticede annem ve babam bana gülmüşlerdi.


Burada ilk anılara eşlik eden duyguların da sonraki süreçte insanın hayatında ne denli etkisi olduğunu hem bildiğim hem de tecrübe ettiğim için o esnada yoğun bir utanç duygusu ve zamanında aklı edememenin verdiği geç kalmışlık hissiyle karışık pişmanlık duygusunu hatırladığımı söylemek istiyorum.


...


Ben de yazmak istedim. Üç yaşlarındayken Erzurum'da yaşıyorduk benimle aynı yaşlarda olan Yusuf la büfeye meybuz almaya gittik sonra dönüşte bizi kaybolduk sanıp ararlarken karşılaştık annemlerle, Yusuf da benim meybuzumu yere atmıştı kırmızıydı onu da hatırlıyorum.


...


Hatırlayabildiğim en eski anım yatağımda geçiyor. Yaklaşık olarak üç dört yaşlarında olduğumu düşünüyorum. Aslında anımın sebebi yatakta bulunmam değil orada düşündüğüm düşünceler. Küçüklüğümden beri fazlasıyla "büyüyünce anlarsın" ya da "büyüdüğünde farklı düşüneceksin" denildi. Bu yüzden şu anki halimle küçüklük halimi kıyaslamak için o anı düşünüyorum. Üç dört yaşlarındayken de yatağımda tek başıma yatarak büyüyünce nasıl olacak acaba diye düşünüyordum. Bu düşünceler yüzünden o yaşımda kullandığım çarşafın deseninden yatağıma yapıştırıp daha sonrasında azar işittiğim için söktüğüm çıkartmanın geri kalan yapışkan artığını bile hatırlıyorum.


Bu arada bu alışkanlığım yüzünden hala bir şey üzerine düşüneceğim zaman yatağıma yatar ve gram uyku gelmeden saatlerce vakit geçirir ve odayı incelerim.


...


Dört yaş civarlarındayım. Annem, babam, ben evdeyiz. Annem bağırmaya başlıyor sonra elindeki çay bardağını fırlatıyor. Bardak duvarda paramparça oluyor. Bardağı direkt duvara mı fırlatıyor yoksa babama mı hiç emin olamadım, ama sanki babamla yakın mesafedeler, direkt duvara fırlatıyor gibi. Sonra annem hıçkıra hıçkıra ağlayarak yatak odasına koşuyor. Ben öyle sessiz şaşkın onları izliyorum. Babam bana annenin sinirleri bozuk korkacak bir şey yok gibi bir şeyler söylüyor. Bütün sahneleri hem kendi bedenimden hem de üçüncü bir gözden görüyorum. Yıllar sonra annemle konuştuğumuzda, onun babama ilk karşı çıktığı an olduğunu söylemişti. Hatta sadece babama da değil, sanıyorum herhangi birine karşı ilk isyanıydı.


O saatlerce odada ağladı biz normal hayatımıza geri döndük. Tabi o yaştaki zaman algımla saatler neye denk geliyor bilemedim :D


...


İki buçuk yaşında kendi gözlerimden hatırlıyorum kardeşim çok küçüktü daha bir iki aylıktı yatakta uyuyordu nefes alıp verirken göğsü aşağı inip kalkıyordu güneş batmak üzereydi saçlarına yüzüne kızıl ışıkları vuruyordu her şeyi o kadar net hatırlıyorum ki belki kardeşimin gerçek olduğunu anladığım ilk an olabilir😂


...


En erken anım şu;


Kreşte bize fashion runway yaptırdılar. Benim yanımda sümüklü ağlayan bir çocuk vardı el ele tutuşturdular ve kusuyordu heyecandan. Üç yaşındaydım çok utandığımı hatırlıyorum çünkü harika olmak istemiştim.


...

Arka arkaya bıkmaksızın gördüğüm(e emin olduğum), aklım erdiğinden beri rüya olarak konumlandırdığım bir sahne; bizim apartman boşluğu daracıktır, apartman da az katlıdır. Bakınca tahta tutamaçların arasından en aşağıyı doğru ışık vurduğunda görebilirsiniz. İkinci kattan bir ayağımı demirlere yaslanarak sarkıtışım ve ağırlığımı tamamen demirlere bırakışım + bazen de hayal meyal eklenen oradan kendimi o boşluğa bitmek bilmez sureyle bırakış minicik bir bebek olarak> dışarıdan görüyorum hepsini


...



Hatırlayabildiğim en eski anım üçüncü yaşımdan. O zamanlar ablam sekiz yaşındaydı, annemde erkek kardeşime hamileydi. Annemin doğumu evde başlamıştı ve babama ulaşamamıştık, telefonu kapanmıştı. Kardeşimi kanlar içinde görmüştüm ve onun küçük bir köpek olduğunu düşünmüştüm. Korkudan ve panikten sanırım ablamla beraber evin en uçtaki odasına gidip duvarın köşesine yapışmıştık. Tüm bu anılarımı dışardan izlemişim gibi hatırlıyorum senelerdir. Şu an Yirmi beş yaşındayım ve bu zamana kadar ne zaman aklıma bu anı gelse hep dışardan izlemişim gibi hissediyorum.

...


Hatırlayabildiğim en eski anım kardeşimin doğduğu gün. Aslında o yıla ait bir sürü net hatırladığım anılar var. Hangisinin önce olduğu konusunda da emin değilim, ama nedense kardeşimin doğum gününü ilk anım olarak kabul etmişim. Üç yaşındaydım, annemin ve babamın doğu görevlendirilmesi sebebiyle Ağrı'daydık. Annem ve kardeşim yatakta uyuyorlardı. Ben yüklüğün üstüne oturmuş onları izliyordum, arada sırada komşular bakmaya geliyordu. Annemin siyah saçlarının yastığa dökülüşünü bile hatırlıyorum. Kardeşimin bana küçük olacağını söylemişlerdi ama çok büyük gelmişti gözüme. Kocamandı. Beyaz yün örme bir battaniyeye sarılmıştı, battaniye renkli kurdeleler ile süslenmişti. Biraz büyüyünce anladım ki battaniye çok büyüktü kardeşim için, kundak şeklinde sardıklarından fazlalık kısmı kardeşimi çok büyük gösteriyordu. Kırmızı bir bebek olarak doğmuştu. Bana sessiz olmamı annemin çok yorgun olduğunu söylediler, ben hiç konuşmadım bu sebeple.


Çok tuhaf üç yaşındaki anılarım beş ve dokuz yaş aralığındaki anılarımdan çok çok daha fazla.


...


Merhaba, paylaşımlarınız dikkatimi çekti. Hatırlayabildiğim en eski anım iki buçuk yaşıma ait. Kırmızı bir ayakkabı almışlardı ve ayağımı çok sıkmıştı çıkarmıştım ve onlara bakıyordum bedenimin içinden gözlemliyorum.


...


Konu hakkında Instagram paylaşımıma gelen yorumlar için tıklayabilirsiniz: