Neden kadın bekareti bu kadar önemli oldu?



Kadın bekaretinin erkek bekaretine göre neden önemli olduğunu anlamamız için ataerkil kültürün nasıl geliştiğini irdelememiz gerekiyor.


Bu nedenle bu yazıyı okurken günümüzün dünyasından ziyade Suudi Arabistan’ın bile yanında daha eşitlikçi sayılabileceği bir çevreyi düşünmenizi istiyorum. Yaşamak için bütün araç, gereç ve kaynakların erkeklerin elinde bulunduğu, herhangi bir kadının dışlandığı takdirde ölüme terk edildiği, kadın doğurganlığını kontrol etmenin sistemin en önemli unsuru sayıldığı, sanki Margaret Atwood'un Damızlık Kızın Öyküsü'nden çıkmış bir dünyayı düşünün. Adım adım ilerleyelim:


1. Ataerkil kültürün bütün yaygarasına rağmen, kadınların tek eşli olmadıklarını biliyoruz. Kadınlar da erkekler gibi kısa dönemli ve uzun dönemli ilişkiler kuruyorlar. Ancak tek eşli gibi davranmak, ataerkil düzenin yoğun olduğu bir kültürde genlerini bir sonraki jenerasyona aktarmak isteyen kadın için en iyi strateji sayılıyor. Neden?


2. Çünkü bütün kaynakların erkeklerin elinde bulunduğu bir sistemde hayatta kalmak isteyen kadın, yiyecek, giyecek, barınma, fiziksel korunma gibi yaşamsal ihtiyaçlarını karşılaması için erkeğin ilgisine muhtaç duyuyor. Zaten sistem de bu muhtaçlık üzerine kuruluyor.


3: Kadınlar da çok eşli bir strateji güdüp, farklı erkeklerin kaynaklarını kullanabilirlerdi. Ama bir sorun var: çocuklarına hangi erkek kaynak ayıracaktı?


Burada cinsiyetler arasındaki ebeveynlik yatırımı farkı önplana çıkıyor. Erkeklerin ve kadınların çocuk sahibi olmak için yaptıkları yatırımlar farklı. Bir kadının hayatı boyunca sahip olacağı çocuk sayısına bir erkek bir gün içinde farklı farklı kadınları dölleyerek ulaşabiliyor. Üstelik kadının aksine 15 yaşında da yapabiliyor 80 yaşında da. Bir de üzerine hamilelik sırasında kadınların yaşadıkları sıkıntıyı eklersek, ataerkil bir kültürde kadın için her çocuğun ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz.


4. Dolayısıyla sınırlı zamanda sınırlı sayıda çocuk yapacak kadın, hem hamileliğinde kendisine, hem de doğurduktan sonra çocuklarına kaynak ayırması için uygun erkek yatırımcıyı ikna etmek zorunda.


Bu da şöyle bir sıkıntıyı doğuruyor: ikna etmek istediği adam, çocuğun babası olduğundan nasıl emin olacak?


Öyle ya, eğer kadın çok eşli bir strateji güdüyorsa, çocuğun babası herhangi bir adam olabilir.


Erkeğin kaynağını başka bir erkeğin çocuğuna aktarması ise, kendi jenerasyonunun sonu demek.


5. Kadın, bebek kendi bedeninden çıktığı için çocuğun annesi olduğundan emin. Yani yanlış çocuğa yatırım yapamaz. DNA testlerinin olmadığı bir dünyada erkek nasıl bu yatırım için emin olacak? Tabii ki geçmişte döllenmediği kesin olan, bakire bir kadınla birlikte olup, sonra da bu kadının diğer bütün erkeklerle ilişkisini kesmeyi sağlayarak. Yani, kendisinden olduğuna emin olduğu çocukları doğurması için onu evin içine hapsederek.


Ataerkil kültürün yapıtaşları olan gelenekler, görenekler dinler, adalet sistemleri işte bu "kadın bekareti / masumiyeti / saflığı" temelleri üzerine inşa ediliyor. Yazılı tarihin ilk dönemlerinden iki örnek vereyim:


Asurlularda bakire bir gelin almak, kocası için güç göstergesiydi ve onu evlilik öncesinde bozulmamış halde korumak, babalar ve erkek kardeşler için bir kontrol testiydi.

Kızı nişanlıyken tecavüze uğrayan Asurlu babaya kızını bakireler için öngörülen yüksek fiyata evlendirme şansını yitirdiği için kefaret ödenirdi. Adam, canı isterse tecavüzcünün annesini kendisine köle olarak alabilirdi.


Bu sistem Tevrat'la da değişmedi; kızlar tecavüzcüleriyle evlendirilmeye başladılar, çünkü artık kimse onlarla evlenmezdi. Yani tecavüzcünün cezası, ailesine para vermek ve tecavüz ettiği kadınla evlenmekti.


İbrani geleneğinde kızının bekaretini ispatlamak babaya düşerdi. Ortada gelinin bakire olmadığına dair bir suçlama varsa, baba genellikle ilk geceden çıkan kanlı çarşafı şehrin ileri gelenlerine sunardı. Eğer delil yetersiz gelirse gelin evinin önünde taşlanarak öldürülürdü.


Dikkat edin, kocası tarafından değil, şehrin bütün erkekleri tarafından. Çünkü yalnızca tek bir erkeğe değil, bütün erkekliğe karşı işlenmiş bir suç olarak görülürdü bu.


Peki bunlar çok mu eskide kaldı? Bugün kızlar hala babalarından isteniyor ve evlerinden çıkarken babaları bellerine bekaret simgesi kırmızı bir kurdele bağlıyor.


1998 yılında bu ülkenin Kadın ve Aile'den sorumlu bakanı Işılay Saygın, bekaret muayenesi yaptırmamak için intihar eden kızlara “Bekaret kontrolü önemli bir önleyici konudur. Eğer bir genç kız kendisini bekaret kontrolü yüzünden öldürüyorsa, kendisini öldürmüş olur, o kadar da önemli değil, sadece birkaç tane kız. Erkeklerle böyle bir diyaloga girmelerine izin vermeyin." diyordu.


Benim bu yazıyı yazdığım sıralarda ise eski erkek arkadaşı tarafından ailesine ifşalanan 24 yaşındaki Melek Arslan, ailesinin namusunu kirlettiği gerekçesiyle kardeşi tarafından sokak ortasında kurşunlanarak öldürüldü.



Alıntılar:


Hanne Blank - Bekaretin El Değmemiş Tarihi

Eric Berkowitz - Seks ve Ceza