Narsisizm Dizisi 3: Grup terapistinde bir narsist




Kendilerinin özel ve üstün olduğuna dair güçlü bir inançla yaşayan kişiler, genellikle ilişkilerinde büyük zorluklarla karşılaşırlar. Eğer bu inanca bir de başkalarının haklarının ve özel oluşlarının reddi eşlik ederse, bu durumda birey narsisistik kişiliğe erişmiş olur.


Narsist örüntü pek çok şekilde kendisini gösterebilir. Bazıları başkalarını gücendirebileceklerini ama kendilerinin eleştirilerden muaf olduklarına; bazıları aşık oldukları insanın aynı şekilde karşılık vermesi gerektiğine; bazıları kimseyi beklememesi gerektiğine ama hep başkalarının onu beklemesi gerektiğine inanır. Bazıları yalnızca orada oldukları için sevilmeyi ve hayran olunmayı beklerler.


Irvin Yalom, kendi terapi grubundaki Hal adlı kişinin durumunu anlatır.


Eğlenceli ve güzel anlatımlarıyla grubun zamanının yüzde kırkını tüketen Hal ismindeki bu fizikçi, biraz da sivri dillidir. İlk zamanlarında onun zeki anlatımlarından hoşlanan gruptaki diğer insanlar, gün geçtikçe onun bu kadar zaman tüketmesinden ve sivri dilliliğinden rahatsız olurlar. Hal hikayelerini anlatırken önce sabırsızlanmaya, sonra da dikkatlerini gruptaki diğer üyelere yöneltmeye başlarlar.


Onlar böyle yapınca, Hal’in öfkesi ve sivri dilliliği artar. İyi huylu alaycılığı kontrolden çıkar ve huysuzluk nöbetlerine girer. Bu arada kişisel ve mesleki hayatında da sorunlar çıkar, eşi onu ayrılmakla tehdit eder ve bölüm başkanı öğrencilerle kötü ilişkisi nedeniyle onu azarlar.


Bu sırada gruptaki diğer üyeler de Hal’in öfkesini incelemesi için ısrar etmeye başlar. Tekrar ve tekrar “Neye karşı öfkelisin?” diye sorarlar. O bazı yanıtlar verdiğinde grup üyeleri bununla yetinmez, yeni bilgiler eşliğinde yine sorarlar “neye karşı öfkelisin Hal?”


Hal en sonunda itiraf eder:


“Öfkeliyim, çünkü buradaki herkesten daha iyiyim ve kimse bunu fark etmiyor. Daha zekiyim, daha akıllıyım, daha iyiyim ve lanet olsun kimse beni takdir etmiyor. Zengin olmalıyım —bir Arap kadar zengin— her konuda uzman biri olarak tanınmalıyım, ama bana da herkes gibi davranılıyor!"


Bu keşif ve itiraftan sonra grup terapisi Hal için gittikçe yararlı olmaya başlar. Yalnızca bu duyguları ortaya çıkarması ve bu duyguların üzerinde mantıklı düşünmesi bile oldukça önemli bir ilk adımdır.


Diğer üyeler de yavaş yavaş Hal’e kendilerinin de bilinçli varlıklar olduklarını gösterirler; ilgileri ve takdirleriyle Hal’in özdeğerini yükseltmek amacıyla etrafa serpiştirilmiş dekor süsü olmadıklarını anlatırlar.


Hal'in durumu için “Eşduyum” önemlidir. Bunu geliştirmek için ara sıra grup üyeleri arasında dolaşmaya, tam o anda karşısındaki insanın neler hissettiğini tahmin etmeye başlar.


Bu yöntem Hal’in eşduyum geliştirmesine yardımcı olur ve yavaş yavaş diğer insanların da otantik benliklerini hissetmeye başlar.


Onun için tuhaf bir deneyim olur: diğer insanların da isteklerinin, düş kırıklıklarının, acılarının, sevilme, takdir edilme ve onaylanma ihtiyaçlarının olduğunu derinlikle fark eder.



Alıntılar


Irvin Yalom - Varoluşçu Psikoterapi