Masalların evrimi




Geceleri, anneannemin kocaman bedenine rağmen koyun koyuna sığabildiğimiz, koyu yeşil yastıklı dar divanda dinledim ilk masallarımı. Leylek, güvercine akıl verdi ama sonra kibiri yüzünden kendisi yem oldu, üvey annesi tarafından evden atılan kızın iyi kalpliliği su içtiği dereden altın akmasına neden oldu; kötü kalpli kardeşlerinin payına nehirden zehir içmek kaldı.


Anneannemin vefatından sonra aylarca kendimi masalların tarihini araştırırken buldum. Ondan dinlediğim masalların yöresel olmadıklarını, tarih boyunca farklı kıtalardaki farklı çocuklara anlatıldıklarını öğrenince mistik bir bütünleşme hissettim dünyayla.



Ama öğrendiğim asıl bilgi, masalların evrimi oldu. Benim dinlediğim masallar iyiliği, sebatı ve uysallığı överken neredeyse hep mutlu sonla bitiyordu. Oysa tarihin uzun bir dönemi için bu böyle değildi.


Örneğin, Kırmızı Başlıklı Kız’ın çeşitli dönemlere ait 35 farklı versiyonu bulunur ve bunların çoğunun sonunda kurt kızı midesine indirir. Bazılarında tecavüz bile eder. 105 farklı versiyonu olan Kül Kedisi’nin bazı versiyonlarında ise Kül Kedisi, tacizkar babasından kaçmaya çalışır.


Bu nasıl bir delilik, diye düşündüm. Çocuklara bunlar anlatılır mı?




Little Red Riding Hood - ZhuZhu (Deviantart)


Ama bugün bildiğimiz anlamda "çocukluk" diye bir dönem, geçmişte yoktu. Onlar, "küçük yetişkinlerdi." Ve dahası, ölüm, şiddet ve cinsellik dolu bir dünyada yaşıyorlardı.


Fransa'yı ele alalım. Bundan iki yüz yıl önce Fransa’da doğan çocukların neredeyse yarısı on yaşını görmeden ölüyordu. Herkes aynı yatakta yattığı için sık sık bebekler ebeveynlerinin altında ezilerek ölüyordu. Kadınların ölüm oranı da çok yüksek olduğundan her yer üvey annelerle kaynıyordu.


Harvard Üniversitesi Kütüphanesi müdürlüğü de yapmış Tarihçi Robert Darnton'u dinleyelim:


"Bütün aile bir ya da iki yatağa doluşuyor ve ısınabilmek için etraflarını hayvanlarla kuşatıyordu. Çocuklar da böylece ebeveynlerin cinsel aktivitelerini yakından gözleyebiliyordu. Kimse onları masum yaratıklar olarak görmüyor, çocukluğu ergenlik, gençlik ve erişkinlikten ayrılan hayatın farklı bir evresi olarak algılamıyordu.”


Dolayısıyla masallar, bugünkü çocuklara değil, ölümü ve cinselliği görmüş küçük yetişkinlere anlatılıyordu. Darnton'a göre masalların iki amacı vardı:


1. Dünyanın düzenini anlatmak.

2. Bu düzenle baş edebilmek için stratejiler sağlamak.




Mutluluğun Resmi - Dianne Dengel (Herkesin aynı yatakta uyuması çocuk gelişimi için pek sağlıklı olmayabilir.)


Yani geçmişteki ebeveynler manyak oldukları için çocuklarına bu tür şiddetli masallar anlatıyor değillerdi. Yaşadıkları çevre tekinsiz, okur yazarlığın bulunmadığı, ölümlerin kol gezdiği bir yer olduğu için "küçük yetişkinleri" bu dünyaya hazırlıyorlardı.


18. yüzyıldan sonra şehirlileşmenin ve pedagojinin de gelişimiyle masallar devletler tarafından filtrelerden geçirildiler. İçeriğinde ensest, tecavüz, aşırı şiddet olanlar ehlileştirildiler. Ülkemizdeki örnekleri için Kadriye Türkan’ın “Anadolu’dan Seçilmiş Masallarda Cinsel Taciz” makalesini tavsiye ederim.





Benzer ehlileştirmeyi biz Nasreddin Hoca fıkralarından biliyoruz. Orijinallerin bazılarında ensest, hayvan tecavüzü gibi öğeler bulunduran bu fıkralar da zamanla filtrelerden geçirildi. Öyle ki Nasreddin Hoca olduğundan bambaşka bir kişiye dönüştü.


Bu konuyla ilgilenenlere Pertev Naili Boratav’ın "Nasreddin Hoca" kitabını tavsiye ederim. Uzun önsözünde Enis Batur, "Nasreddin Hoca'yı böyle bilmezdik" cümlesinin aslında "Nasreddin Hoca'yı böyle istemiyoruz" anlamı taşıdığını belirtir. Ancak son yıllarda yeşillenen duyarlılığımız nedeniyle böyle öğeler bizi tiksindirse de, orijinal Nasreddin Hoca metinleri ortadadır.




William Hogarth, küçük yetişkinleri resmetmiş.



Sonuç olarak masallar canlıdır ve her canlı gibi çevreye göre evrilir. Dün, elektriğin olmadığı ürkütücü gecelerde çocukları tehlikelerden sakınmak için anlatılan şiddet dolu masallar bugünkü çocukların beyinleri ve gelecekleri için çok zararlı olabilir.


Benzer şekilde bugün "çeşitliliği" öven masalların, birkaç yüzyıl önce ebeveynleri cinsel ilişkiye girerken aynı yatakta uyumak zorunda kalan, beş yaşına gelmeden çoktan birçok ölümle karşılaşmış, okuma yazma bilmeden ve eğitim görmeden ölmeye yazgılı küçük yetişkinlere pek bir şey ifade etmeyeceği gibi.


Bugün, böyle bir dünyada, çocuklarımızı şiddet öğelerinden kesinlikle korumalıyız.


Ancak bunu yaparken bugünün ahlaki normlarını geçmişe uyarlamak ve anlatılan masallara bugünün merceğinden bakmak yararsız, mantık dışı ve haksız bir çaba olur.


Bir de, unutmadan, masalların içeriğine verdiğimiz değer elbette önemlidir. Ama çocukların asıl ilgilendiği anlatanın ses tonu, sevgisi ve onlara ayırdığı zamandır.


Aynı masalı yüzlerce kez dinlediğim anneannemi sevgiyle anıyorum.



Alıntılar:


Robert Darnton - Büyük Kedi Katliamı

Pertev Naili Boratav - Nasreddin Hoca