Kadın cinayetleri ve erkek bilgiçliği




Pınar Gültekin’in cansız bedeninin bulunmasından bir gün önce Habertürk’te kadınları yakından ilgilendiren İstanbul Sözleşmesi'yle ilgili bir yayın yapıldı. Konukların tamamı erkekti.


Yıllar yılı böyledir bu; kürtaj, doğum, tecavüz hakkında programlar yapılır ama tartışanlar hep erkektir.


Sadece erkeklerden oluşan "Başörtüsüne Özgürlük" mitingi bile gördük bu ülkede.


Her kadın cinayetinden sonra da birçoğu çıkar ve her gün aynı cehennemi yaşayan kadınlara ateş hakkında akıl vermeye kalkar.


Kadınların her gün yaşadığı, çok daha iyi bileceği, anlayacağı ve açıklayacağı, onları çok daha fazla ilgilendiren önemli konularda bile sadece erkeklere söz verilmesi ve onların mikrofonu kapma konusundaki hevesleri asıl sorunu da özetliyor:


"Bu dünya erkek dünyasıdır."


Yazar Rebecca Solnit, "Bana Bilgiçlik Taslayan Adamlar" adlı kitabında, uzman olduğu konularda bile sözünü kesip ona işini öğreten bazı erkekleri anlatırken küstahlıklarının kaynağının bu bilgi olduğunu söylüyor:


"Bu dünya senin dünyan değil. Ben daha iyi bilirim."




“Hangi alanda olursa olsun her kadının ağzını açmasını zorlaştıran, konuşmaya cesaret etse bile sesini duyurabilmekten alıkoyan bu küstahlıktır insanın zoruna giden; sokaktaki taciz gibi bu da dünyanın kadınların dünyası olmadığını işaret ederek genç kadınları sessizliğe mahkum eder. Bu bize kendimizden şüphe duymayı ve kendimizi kısıtlamayı öğretirken erkeğin dayanaksız aşırı özgüvenini pekiştirir.”


Solnit'e göre, bu tür erkekler, içten içe, kadınların özgür olması durumunda kendilerinin güç kaybedeceklerine inanıyor:


"Kadın özgürlüğü nedense, erkeklerin elindeki ayrıcalıkları ve iktidarı sinsice ele geçirmek isteyen bir hareket gibi algılanıyor; sanki bir tarafın kaybetmeye mahkum olduğu, taraflardan sadece birinin özgür ve güçlü olabileceği bir savaş var ortada.


Oysa birlikte özgürleşir ya da birlikte köleleşiriz.


Kazanmayı, karşısındakine diz çöktürmeyi, ceza vermeyi ve üstünlüğünü sürdürmeyi planlayan bir zihniyet, özgürlükten çok uzaktır. Bu hedefin peşini bırakmak insanı özgürleştirecektir. "




Adaletsiz bir dünyada yaşıyoruz.


Bazen bütün içtenliğimizle ve iyi niyetimizle eşitsizliğe, adaletsizliğe karşı çıkmak isteyebilir ve dünyayı düzeltmek için yoğun bir arzu duyabiliriz.


Ama bu kibirli dünyada, eşitsizliğin asıl mağdurlarına akıl vermek yerine, onları dinlemeye ve bu mücadele nasıl destek olabileceğimizi onlardan öğrenmeye alışmamız ve kendi sesimizden ziyade, onların seslerinin duyulmasını sağlayabilmenin önemini kavrayabilmemiz gerekiyor.


Bazen sessizce yan yana yürüyebilmek, desteklerin en güçlüsü olabiliyor:


"İşte önümüzde upuzun bir yol, belki de binlerce kilometre. Yola çıkmış olan kadın henüz bir kilometreyi bile katetmemiş. Daha ne kadar yürümesi gerektiğini bilmiyorum ama biliyorum ki tüm engellere rağmen geri dönmeyecek. Üstelik bu yolda yalnız yürümüyor. Yanında sayısız erkek ve kadın var, daha farklı cinsiyetlerden insanlar var."





Erkekler tartışıyor.



Alıntılar:


Rebecca Solnit - Bana Bilgiçlik Taslayan Adamlar