Haftalık Psikoloji Bülteni'ne üye ol

Teşekkürler.

HUZURSUZ EMOŞ.jpg

Gerçeklik duvarına çarptığımızda





Dünyanın en mutlu ülkesi olarak bilinen Finlandiya'da bile her yedi gençten birinin depresif özellikler taşıması, bireysel mutluluğun toplumsal verilerle ölçülmesinin zorluğunu gösteriyor. Ne kadar mutlu olduğumuzu kendi mutluluk ideallerimize göre belirliyoruz, Tanzanya veya İran halkından daha iyi şartlarda yaşayıp yaşamadığımıza bakarak değil. Bugün ne yazık ki birçok genç, sosyal medyanın da etkisiyle, kendi mutluluk idealleri altında eziliyor.


Dün ölüm yıl dönümü olan Arthur Schopenhauer'e göre en büyük sorunumuz, dünyaya mutlu olmak için geldiğimize inanmamızdır. Büyüyüp gerçeklik duvarına toslayınca fark ederiz ki, dünya bizim mutluluk ideallerimize veya acılarımıza kayıtsız bir yerdir. Bunu ne kadar erken öğrenirsek, bu çarpmanın acısından ve şokundan o kadar az etkileniriz.





Finlandiya iki senedir dünyanın en mutlu ülkesi. Yine de her yedi gençten biri depresyon özellikleri sergiliyor.


Eminim en istikrarlı, en özgür, en iyi eğitim sistemine sahip, organize suçun en az olduğu, en güvenli ülkede yaşamak mükemmel bir duygudur. Ama görünen o ki, gençler için mutluluk endeksi verileri yeterli gelmiyor. Her sosyolojik olgu gibi, bu olgunun da çok katmanlı nedenleri bulunuyor. Ancak okuduklarımdan yola çıkarak, en önemli nedenlerden birinin, gençlerin büyürken çarptığı GERÇEKLİK DUVARI olduğuna inanıyorum.