Güncel bir zen meseli




Çin ve Japon Budist geleneklerinde sık sık anlatılan bir Zen meseline göre, ağaç kesme ve budama konusunda uzmanlaşmak isteyen bir öğrenci, uzun süren bir araştırma sonunda tırmanma ve budama konusunda ünlü bir öğretmen bulur.


Gider öğretmenle tanışır, derdini anlatır, öğretmen de onu öğrencisi olarak kabul eder.


Bir gün öğretmen, öğrencisini köyün kenarındaki bir alana götürür ve ona upuzun bir ağacı gösterip, bu ağaca tırmanmasını söyler.


Öğrenci baltasıyla ağacın gövdesine tırmanmaya başlayınca bütün köy halkı da merakla bu upuzun ağacın etrafına toplanmaya başlar.


Öğrenci bir yandan bazı dalları budaya budaya bir yandan bazı dalları kese kese, yavaş ve dikkatlice yukarı tırmanır.


Öğrencisinin tehlikeli tırmanışını izleyen öğretmenin ağzından tek bir kelime bile çıkmaz.


Saatler sonra ağacın en tepesine ulaşan öğrenci bu bölgeyi de budar ve bir süre öğretmeninden bir talimat veya bir onay gelsin diye bekler.


Ama öğretmen yine tek kelime etmez.


Öğrenci de kesme ve budama işlemlerini tekrarlayarak yavaş yavaş inmeye başlar.


Öğretmenden hala ses çıkmaz.


Öğrenci ine ine en alçaktaki dala ulaştığında öğretmen ellerini ağzında birleştirip öğrencisine bağırır:


“Dikkat et!”


Herkes meraklanır; neden öğrenci en yüksekteki dallara ulaştığında öğretmen hiç ses etmez de, öğrenci en alçaktaki dala ulaştığında dikkat etmesi için bağırır?


Zen meseli burada, açıklama olmadan biter. Çünkü bu mesellerin uyandırmak istediği bilgeliğin zaten insanların içinde hali hazırda bulunduğuna inanırlar. Dinleyicinin zihninin sisleri gittiğinde bilgi de apaçık şekilde ortaya çıkacaktır.



Ama güncel bir örnek; salgın ilk başladığında kendimizi tehlikede hissederken en yüksek dikkati gösteriyorduk.


Salgın tepe noktasına ulaşıp inmeye başladığında ise bir adam markete gidip kek aldı diye feryat ediyorduk.


Ama salgın son dala indiğinde artık dikkat etmemeye başladık ve bugün ikinci dalgadan bahsediyoruz.


Bu, zen meselinin dokunduğu ve hepimizin zihninin derinlerinde bildiği bir bilgi: kendimize en çok güvendiğimiz an, hata yapmaya da en açık olduğumuz andır.


Salgın için de bu böyle, ilişkilerimiz için de bu böyle.