Can Sıkıntısı ve Anlamsızlık



Bir öğrenci bölgedeki tapınağa gider ve Zen ustasına tapınağa katılırsa aydınlanmasının ne kadar süreceğini sorar.


“On yıl” der Zen ustası.


“Peki, gerçekten çok çalışıp çabalarımı iki katına çıkarırsam?”


"Yirmi yıl."





Bazı sorunlarımızla ne kadar çok savaşırsak, derdimizi de o kadar çoğaltırız; istemsiz düşünceler, depresyon, kıskançlık gibi.


Kaşıdıkça daha çok kaşıma hissi duyarız içimizde ve yarayı çoğaltırız.


Can sıkıntısı da bunlardan biri.



İçimizde güçlü bir uyarılma olduğu halde bu uyarılmayı genellikle hayal gücü, motivasyon ve konsantrasyon eksikliği nedeniyle bir nesneye yönlendiremediğimiz durumlarda canımız sıkılır.


Bir şeyler yapmak isteriz, ne yapabileceğimizi bulamayız ve içeriden gelen baskı ruhumuzu daraltır.


Çoğunlukla bir kontrol ve özgürlük sorunudur can sıkıntısı; kaçınamadığımız, belirsiz ve kontrolümüzün dışındaki durumlarda daha çok canımız sıkılır; örneğin havaalanında veya bir toplantı öncesinde beklemek gibi. Çocuklara bakın, oynamak isteyip ikinci bir kişiyi bulamadıklarında gerçekten acı çekerler.


Ama yetişkin hayatını asıl zorlayan sıkıntı türü, anlam sorunuyla ilgili olandır. “Can sıkıntısı hayatın boşluğu hissinden başka bir şey değildir.” diyen Schopenhauer muhtemelen haklıdır. Albert Camus ise Düşüş adlı eserinde anlamsal can sıkıntısının nelere yol açabileceğini bir paragrafa şöyle sığdırır:



Bir adam tanıdım, kafasız bir kadına yaşamının yirmi yılını verdi, her şeyi feda etti ona, dostlarını, emeğini, dürüstlüğünü bile, ama bir akşam, kadını hiç sevmemiş olduğunu anladı. Canı sıkılıyordu, hepsi bu, insanların çoğu gibi canı sıkılıyordu. Böylece karmaşa ve dram dolu bir yaşam yaratmıştı kendine. Bir olayın olması gerek, insan bağlantılarından çoğunun açıklaması işte bu. Bir olayın olması gerek, hatta aşksız bir köleliğin, hatta savaşın ya da ölümün bile. O halde yaşasın ölü gömme törenleri!



Psikiyatrist Neel Burton’a göre durumsal can sıkıntısını azaltmamız için yapmamız gerekenler, sıkıntının etken maddeleri olan kontrol, motivasyon, konsantrasyon ve hayal gücüne odaklanmak.


Üzerinde az kontrolümüz olan durumlardan mümkün olduğunca kaçınmak, dikkat dağıtıcı şeyleri ortadan kaldırmak, kendimizi motive edebilmeye alıştırmak, beklentilerimizi azaltmak, hayatımızda var olan her şeyi önem derecesine göre sıralamak durumsal sıkıntıdan duyduğumuz acıyı hafifletecektir.


Ancak hayatımızdaki anlam eksikliği nedeniyle sıkıntı yaşıyorsak, onunla mücadeleye girişmek nafile olacaktır. Bunun yerine sıkıntının “anlama dair” uyarılarını dikkate almalı ve şapkayı önümüze koymalıyız: kendimize göre daha değerli bir hayat yaşamak için ne yapmalıyız?


Samuel Johnson'ın dediği gibi,


" Küçük şeyleri inceleyerek, olabildiğince az sefalete ve daha çok mutluluğa sahip olma sanatına ulaşabiliriz."




Yazan: Emre Özarslan (Huzursuz Beyin)

Alıntılar: Neel Burton - Sunny Side of Boredoom

Albert Camus -Düşüş