Haftalık Huzursuz Psikoloji bültenine üye ol.

Teşekkürler!

Bir saniyede aydınlanma




Bir tablonun değiştirdikleri


Ünlü alman dinbilimci Paul Tillich, gençliğinde şımarık, vurdumduymaz olduğunu ve sanattan hiç etkilenmediğini yazar anılarında. Birinci Dünya Savaşı çıkınca yıllar boyu cephede savaşır. Arkadaşlarının neredeyse hepsini kaybeder. Geceleri oradan buradan bulduğu kitaplardaki tablo görsellerini izler mum ışığında. Savaş biter bitmez bir müzede alır soluğu, orada Sandro Boticelli’nin Çocuklu Bakire ve Şarkı Söyleyen Sekiz Melek tablosuyla karşılaşır.


Bakirenin o bilgece, yumuşak ve şefkatli bakışlarıyla karşılaşır karşılaşmaz diz çöküp, hıçkırıklara boğulur.


Kendisini, iç güzelliği önceleyen, daha manevi hayata adar.



Bir gazete küpürünün değiştirdikleri


Ahlat Ağacı’nın sonlarına doğru, dünyayı bir varoluşçunun gözüyle çözmüş olduğuna inanmanın verdiği uyuşuk ve sorumsuz bir kibirle yaşayan Sinan’ı, emekli maaşı ailesi tarafından paylaşıldıktan sonra kendisini köydeki yıkık bir kulübeye atmış öğretmen babasının cüzdanını karıştırırken buluruz. Sinan artık eski Sinan değildir; kitap denemesi başarısız olmuş, onunla övünen annesi bile okumamıştır.


Kişiliği nedeniyle aşağıladığı babasının cüzdanında kitabıyla ilgili bir makaleyi sakladığını görünce bir saniye süren büyük bir değişim yaşar Sinan. Tam karşıtı bildiği kişiye olan benzerliğini, ayrıklığını ve böyle bir toplumdaki kaderini anlar.



Aydınlanma bir karşılaşmadır


Paul Tillich, ilahi vahye benzettiği deneyim için şöyle yazar:


"Sonra, o tablonun daha güzellerini de gördüm. Ama o duyguyu bir daha asla yaşamadım."


Tillich ve Sinan'da olduğu gibi bazen sadece birkaç saniye süren bir deneyimin, kavrayışımızda yarattığı devasa etkiye şaşırırız.


Oysa aydınlanma bir karşılaşmadır.


Ve karşılaşmanın kendisi birkaç saniye sürse de, karşılaşmaya hazırlanmak bazen yıllar sürer.


Alıntılar


Paul Tillich: One Moment of Beauty

Nuri Bilge Ceylan: Ahlat Ağacı

Alain de Botton: Mutluluğun Mimarisi