Haftalık Psikoloji Bülteni'ne üye ol

Teşekkürler.

HUZURSUZ EMOŞ.jpg

Bölünmüşlüğümüzün çok kısa tarihi



Neden aynı anda farklı şeyler isteyebiliyoruz?


Bunu sorgulayan filozoflar bir sonuca vardılar:


Arzularımızın kaynağı olan zihnimiz tek parçadan oluşmuyordu.


Farklı bölümler birbirleriyle savaşıyor, bu savaş sonucu tek bir davranış ortaya çıkıyordu.


 

Örneğin Buda, zihni vahşi bir file benzetti.


İrademizi ise onu kontrol etmeye çalışan güçsüz bir biniciye...


Yani büyük, düşüncesiz ve dürtüsel tarafa karşılık küçücük bir akıllı tarafa sahiptik.


Biniciyi eğitirsek kendimiz için daha yararlı davranışlar sergileyebilirdik.


 

Platon, zihni at arabasına benzetti.


Bu sefer iki hayvan vardı; şehvet gibi olumsuz duyguların atı bizi felaketlere, şeref gibi olumlu duyguların atı bizi güzelliğe doğru çekmeye çalışırdı.


Binici iyi atı koşmaya çabalardı.


Şöyle dedi Platon: kötü at duvar gibi sağırdır.


 

Freud isim verdi: Arabacı egoydu. Atlar id.


Arkada bir de arabacının babası duruyordu ve sürekli ona neyin doğru neyin yanlış olduğunu söylüyordu: Buna da süperego dedi.


Psikanalizin amacı, id üzerinde denetim, superego üzerinde bağımsızlık kazanması için egoyu güçlendirmekti.


 

Sonra beyni açtık. Nörobiyoloji bize dört farklı bölünmeyle daha geldi:


Zihne karşı beden: Beynimiz tek sorumlu değildi; örneğin midemizin de bağımsız süreçleri vardı.


Sola karşı sağ: beynimizin farklı yarım küreleri, farklı konularda uzmanlaşabiliyordu.



 

Yeniye karşı eski: Beynimizin eski ve büyük bölümü dürtüleri, sonradan evrilmiş bölümü ise akıllı planlar yapmamızı sağlıyordu.


İradeye karşı kendiliğinden: Hem bilinçli hem de içgüdüsel süreçlere sahiptik.


Bütün bu bölünmeler, çelişkiler yaratıyordu.


 

Yani, aynı anda farklı isteklere sahip olmamızın nedeni muamma değil.


İstek ve davranışlarımız arasında çelişki yaşarız, çünkü bölünmüş bir zihne sahibiz.


Fil, yani dürtülerimiz, önündeki yemeği isterken, binici, yani irademiz, perhiz yapmayı isteyebilir.



 

Önemli olan kim olmak istediğimiz.


Çünkü kim olmak istediğimize karar verirsek, binicimizi de ona göre eğitebiliriz.