Anhedoni




Nefes alıyorsun ama yaşamıyorsun. Bir şeyler yapmaya niyetleniyorsun ama hiçbir şey çekici gelmiyor sana. Neye başlasan bir angarya hissi eşlik ediyor, hemen yoruluyorsun. “Hoşlandığın şeyleri yap” gibi tavsiyeler de fayda etmiyor, her şey yelkovanı izlemek kadar sıkıcı. Önceden, birkaç tane de olsa sana heyecan veren şeyler vardı; bunlara yönelik ilgini gitgide kaybederken elinden bir şey gelmemesi zihinsel bir işkenceye dönüşüyor.


Hayata yeniden tutunmak, elinle dumanı yakalamaya çalışmak gibi. Yaşamadığın halde ölümü bekliyorsun.


Bunun adı, anhedoni.


Anhedoni, haz yitimi anlamına geliyor. Normalde zevk alınması gereken faaliyetlerden zevk alamama, yaşam zevkinin kaybolması hali için kullanılıyor.


Genellikle depresyondaki kişilerde görülse de, depresyondaki her kişide görünmüyor.


Nedenleri arasında yakın zamanda gerçekleşmiş travmatik veya stresli bir olay, geçmişte yaşanan suistimaller ve ihmaller, yaşam kalitesini düşüren rahatsızlıklar, ciddi hastalıklar ve yeme bozuklukları sayılıyor.


Yaşadığımız salgın ve deneyimlediğimiz karantina hali beyinlerimizi birçok "sosyalleşme ödülünden" mahrum bırakıyor. Ödülünü alamayan beyin zevk yoksulu haline geliyor. Zevk yoksunluğu ise yaşam enerjimizi düşürüyor. Düşük yaşam enerjisi ise bizi cinsel isteksizlikten varoluş isteksizliğine kadar geniş bir isteksizlik okyasunda boğuyor.


Bugünlerde "neden daha çok zevk alamıyorum" diye kendimizi hırpalamak yerine, zevk alabildiğimiz kırıntılara odaklanmak zihin sağlığımız için daha uygun bir yaklaşım olabilir.


Zira, depresyonda olmasak bile karantinada çoğu depresyon semptomuyla birlikte yaşamak zorunda kalıyoruz.