Açık öğretim psikoloji




Bir dönem yurt dışındaki bir psikanaliz merkezinin sosyal medya danışmanlığını yapıyordum. En zorlandığım hesaplardan biri oldu. Üç dil olmasının yanı sıra, o kadar çok etik sınırlar vardı ki, kolay kolay içerik üretemiyor, reklam veremiyordun.


Etik değerlerin önemini anlıyor ama gevşemelerini istiyordum. İşini ahlakıyla yapan bilim insanları geri planda kaldıkça yerlerini şifacılar, üfürükçüler, kuantumcular alıyordu.


Çünkü onların etik değerleri yoktu. Moğol ordusu gibi saldırıyorlardı çaresizce umut arayan insanların üstlerine.





Bu sorumsuz paragözlerden ve ilgi arsızlarından o kadar sıkılmıştım ki, içerik üretme konusunda yardımcı olması için buluştuğum psikolog arkadaşıma bile çıkışmıştım, “neden sosyal medyayı aktif kullanmıyorsunuz, meydanı bunlara bırakıyorsunuz” diye.


O da “meslek etiği” diye yanıtlamıştı kısaca. “Bizim dikkat etmemiz gereken çok şey var; danışanlarımızı takip etmemeliyiz mesela."


Avrupa'nın göbeğindeki etik anlayışı Türkiye'de de görünce ister istemez etkilendim. Ama geri adım atmadım.


“Sizi denetleyen bir mekanizma var mı ki” diye sordum makyevalistçe. Sıkılarak “diğer psikologlar şikayet edebilirler ama zaten dediğim gibi etik değil, danışanlar olumsuz etkilenebilir” diye yanıtladı beni.


O gün kızgındım. Çünkü bilime odaklanmış insanların sosyal medyada daha çok mücadele etmesi gerektiğine hala inanıyorum.


Ama bu ülkede mesleğinin namusuna, etik değerlerine sahip çıkan gençleri görmek mutlu etmişti beni.


Geçtiğimiz gün, psikoloji eğitiminin açık ve uzaktan verileceği haberini duydum.




Psikolojinin albenisine kapılmamak imkansız. İnsanlığın psikolojik konulara ilgisi antik Yunan filozoflarına kadar gider. Ancak bir bilim dalı olarak psikoloji çok gençtir. Hermann Ebbinghaus’un söylediği gibi “psikoloji uzun bir geçmişe fakat kısa bir tarihe sahiptir."


Çünkü psikoloji bilimi sadece bilgilerin aktarılmasını kapsamaz, öğrenciler bilgilerini akademik ortam içinde uygular, laboratuvar ortamında öğrenirler, bilim kültürünü edinirler, genç arkadaşımda olduğu gibi mesleki sorumluluğu ve etik ilkeleri içselleştirirler.


Bunlar açık ve uzaktan eğitimle verilemez.


Kaldı ki, psikologların gelecekleri zaten tehdit altında.


Tek liyakatları akrabalık olan rektörlerin yönettiği üniversitelerde, para hırsıyla açılan yeni bölümlerle ürün yetiştirilir gibi meslek eğitimi alıyorlar.


Okul bitince birbirinden pahalı sertifikaları alabilmek için didiniyorlar.


Kendilerini hazır hissedip iş mülakatına girdiklerinde “ehliyetiniz var mı, arada bir çocukları da alırsınız evlerinden“ diye soruluyor bu insanlara.


Sonunda işe girdiklerinde her gün robot gibi davranıp onlarca danışanın dertlerini çözmeleri bekleniyor. Üstelik inanmadıkları tedavi ve iletişim yöntemleri dayatılıyor.


Kendi kliniklerini açsalar, ucube bir ortamda mücadele etmeleri gerekiyor.


Hayatlarında tek bir çocukla terapi seansına girmemiş insanların kimin iyi kimin kötü anne olduğuna karar verebildiği bir dönemde yaşıyor bu insanlar.


Elektron ve nötron farkını bilmeden kuantum yoluyla dilek terapisinden bahseden fikirsizlere karşı mücadele ediyorlar.


Genin ne olduğunu anlamadan okudukları tek bir kitapla epigenetik uzmanı kesilip her şeye kalıtımsal travma diyen pervasızlarla yarışıyorlar.


İnsanların, yüz binlerce takipçili üfürükçülerin üfürerek otizmi tedavi ettiğine inandığı bir gerçeklikte,


TEDAŞ gibi enerji dağıtan şifacıların, whatsapp gruplarında binlerce insanı aynı anda enerji yönlendirmeye teşvik ederek deprem engellediği çılgın bir dünyada kılıç gibi kuşandıkları etik değerleriyle yeldeğirmenlerine karşı savaşıyor bu insanlar.


Hal böyleyken, meslek kanununun çıkartılıp gerekli düzenlemelerin yapılması, eğitimin kaliteleştirilmesi, ücretsiz seminerlerin yaygınlaştırılması gerekirken böyle bir fikrin uygulanması psikolojinin tabutuna son çiviyi çakmak olur.


Bu ülkenin bir vatandaşı olarak üzülüyorum. Özellikle sorumluluklar üstlenmeye, saatler boyunca çalışmaya hazır, etik ve ahlak sahibi pırıl pırıl genç öğrencilerin durumuna üzülüyorum.


Ama onlara, geleceğe ve bu yanlışlar karşısında birleşmelerinden doğacak güce de inanıyorum.


Alıntılar:


Duane P. Schultz - Modern Psikoloji Tarihi

BirGün - Uzaktan Psikoloji Olmaz


(O gün tartıştığım P.'ye ithafen)