%100 sağlıklı, mükemmel, robot terapist




Her mesleğin sınırları içinde, o mesleği uygulayanların mükemmellik arayabileceği bir nokta bulunur. Bir psikoterapist için bu bölgeden, bu asla tamamlanıp mezun olunamayan bitmez tükenmez kendini düzeltme programından kontr-transferans diye söz edilir.


Transferans ile hastanın hatalı biçimde terapiste bağladığı ("transfer ettiği") ama gerçekte daha önceki ilişkilerden kaynaklanan duygular kastedilirken, kontr-transferans bunun tam tersi olan, yani terapistin hastaya karşı beslediği, benzer türde mantık dışı duyguları kapsar.


Bazı durumlarda kontr-transferans çok aşikar olabilir. Örneğin geçmişinde cinsel saldırıya uğramış bir terapistin, cinsel saldırıdan hüküm giymiş danışanıyla olan etkileşiminde ortaya çıkabileceği gibi.


“Ama çoğu zaman” der Irvin Yalom, “kontr-transferans bu kadar belirgin değildir ve her terapi sürecine sokuluverir.”


Kendisinin de karşı aktarım konusunda zorlandığı durumlar olur; şişman insanlara karşı güçlü önyargıları ve tahammülsüzlüğü bulunur Yalom'un. "Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri" adlı eserindeki "Şişman bir Hanım" bölümünde bu kusurunu bütün samimiyetiyle irdeler.




Hastası Betty’nin 155 kiloluk bedeniyle ofisine girdiği günü anlatır bize, büyük bir kontr-transferans sınavının kendisini bekleyeceğini anlamıştır Yalom:


“Şişman kadınlar bana hep itici gelmiştir. Onları iğrenç bulurum: gülünç badi badi yürüyüşlerini, bedenlerinin dış hatlardan yoksunluğunu - göğüslerin, kalçaların, omuzların, çene çizgilerinin, elmacık kemiklerinin, her şeyin, bir kadında görmek istediğim her şeyin bir et çığı içinde bulanıp gitmesini iğrenç bulurum.”


Çok zor ve sıkıcı geçen ilk saat sonunda Betty ile ilgili yargılarını açıkça anlatır bize:


"Birini tedavi için kabul ettiğim anda kendimi o insana destek olmaya hasrederim: hastanın iyileşmesi için gerekli olan bütün zamanı, bütün enerjiyi harcamaya ve en önemlisi, hastayla yakın ve yapmacıksız bir ilişki kurmaya.


Ama Betty ile bir ilişki kurabilir miydim? Açık söylemek gerekirse bana tiksinti veriyordu. Budalaca yorumları da aynı derecede can sıkıcıydı. İlk saatimizin sonuna geldiğimizde kendimi sinirli ve bezgin hissediyordum. Onunla yakınlaşabilir miydim?


Yakınlaşmayı daha az istediğim tek bir insan bile düşünemiyordum.“


"Ama bu Betty'nin değil benim sorunumdu. Meslekte yirmi beş yıl çalıştıktan sonra artık değişmemin zamanı gelmişti. Kontr-transferans sorunu Betty'nin şahsında bana meydan okuyordu ve işte bu tam nedenle orada ve o anda, onun terapisti olmayı önerdim."


Sonra otuz sayfa boyunca bize terapideki süreci anlatır Yalom, terapist olarak bazı noktalarda çuvalladığını kabul etse de, sonuçta danışanı Betty sorumluluk alır, grup terapilerine de katılmaya başlar, git gide kilo verir ama kilo verdikçe daha mutsuzlaşır. Rüya analizleri, kanser nedeniyle zayıflayarak ölen babasıyla ilişkisi derken, Betty bir noktadan sonra daha ileri gitmek istemez.

“Ben sadece dış pervazları boyatmaya gelmiştim” der Betty, “daha içlerini değil.” Terapiyi sonlandırma kararı alırlar.


Ayrılma günü geldiğinde Yalom, onunla birlikte nasıl değişime uğradığını açıklamak ister. Elbette kolay değildir “senden iğreniyordum” demek. Ama kendisinin de hayatını etkilediğini bilmesini ister Betty'nin. "Ben de değiştim ve bu değişimi senden sonra da koruyacağım" der.


Betty onu sorguladığında, gerçeğin epey hafif bir versiyonunu söyler: “ben şişman insanların yanında pek rahat hissetmiyorum.”


Betty için alay etme fırsatı doğmuştur:


“Rahat hissetmiyorum mu? Bence bu hafif kalıyor sayın Yalom. İlk altı ay boyunca bana hemen hemen hiç bakmadığınızın ve bir buçuk yıl boyunca bana dokunmadığınızın farkında mısınız?”


(Betty'nin katıldığı grup terapisinde kanser bir adam vardı ve terapistlerinin bazen elini kendisinin omzuna attığını anlatmıştı.)


Sonunda Yalom, terapiye başladıklarında Betty'nin bedenini itici bulduğunu kabul etmek zorunda kalır.


"Farkındaydım" diye yanıtlar Betty. Ve buna rağmen neden terapiye devam ettiğini açıklar.

Birincisi zaten alışkındır; hiç olmazsa terapist onun söyledikleriyle ilgilenmiştir. İkincisi ise terapistle benzeşiyorlardır; o da şişmanlara tahammul edemez.


Ayrılırken kucaklaştıkları zaman Yalom, kollarıyla onu tamamen sarabildiğini fark edince şaşırır.


Herkes gibi terapistler de insan olmanın getirdiği birçok zorlukla birlikte yaşıyor. Ama "%100 sağlıklı mükemmel robot terapist" beklentisinden kurtulmamız için hem Yalom gibi kusurlarından ve hatalarından bahsedebilen terapistlerin, hem de açıklığı ve dürüstlüğü, politik doğruculuğa yeğ tutan insanların çoğalması şart görünüyor.



Alıntılar:


Irvin Yalom - Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri