Haftalık Psikoloji Bülteni'ne üye ol

Teşekkürler.

HUZURSUZ EMOŞ.jpg

Şule Çet davası ve tesadüfler




Dün, Şule Çet Davası nihayet sonuçlandı; Çağatay Aksu'ya verilen müebbet ve Berk Akand'a verilen 8 yıl 9 ay hapis cezaları onandı.


İki yıl süren dava, Çet ailesi avukatına komplo kurulup gizlice ses kaydının alınmasından, “o saatte plazada iki erkekle ne işi varmış?” algısı yaratmak için internete sızdırılan kamera görüntülerine kadar ülkemizdeki hukuk etiğini de gözler önüne serdi.


Davanın içinde, adalet sistemimizin kemikleşmiş sorununu gösteren "tesadüfler" de vardı.


1989 yılında Ulucanlar Cezaevi'nde gördüğü çarmıha gerilme işkencesinde kolu kırılan Kutay Meriç, adli tıpa götürülür. Doktor“sağlam” raporu verir. Oysa yapılan işkenceler daha sonra mahkemede tescillenir ve iki polis memuru 4.5 yıl ceza alır.


Sağlam raporu veren doktor ise davada suçlu bulunmaz, ancak Ankara Tabip Odası tarafından 9 ay meslekten men edilir.


2010 yılında Siirt'te öğretmenlik yapan Esin Güneş, şiddet gördüğü iddiasıyla eşine boşanma davası açar. Dava sürerken cansız bedeni bir uçurumun dibinde bulunur. Eşi, “pikniğe gitmiştik, ayağı takıldı, düştü” der. Olayla ilgili bütün şüphelere rağmen savcı “takipsizlik” vererek dosyayı kapatır.


Aile, çetin bir mücadeleden sonra davanın tekrar açılmasını sağlar. Yeniden açılan davada, ODTÜ Fizik bölümünden gelen "kendisi düşmüş olamaz" raporundan sonra Esin Güneş’in eşi Güven Güneş suçlu bulunup, müebbetle cezalandırılır.


1989 yılında işkence gören Kutay Meriç’e “sağlam raporu veren doktor, otuz yıl sonra Şule Çet davasında bilirkişi raporu hazırlayıp “Bir kadın bir erkekle tenha bir yerde içki içmeyi kabul etmişse cinsel ilişkiye rıza göstermiş sayılır” der.