Ünlü erkeklerin şiddeti





"Ne zannediyorsunuz, mesela bu kadın, çocuk, hayvan döven, öldürenlerin 3 kolu 5 bacağı mı var? Hepsi toplumdan soyutlanmış psikopatlar mı? Asla! Çoğu çevresinden saygı, sevgi, takdir gören birileri. Önümüzdeki örnekte olduğu gibi."


Hazal Kaya'nın Ozan Güven'le ilgili dünkü twitter iletisi, sosyal medyada epey konuşuldu.


Ünlü erkeklerin, partnerlerine şiddet konusunda sıradan erkeklerden bir farkları var mı? Görünen o ki, güdülenme konusunda değil sahip oldukları avantajlar konusunda var. Önce güdülenme kısmına bakalım:





Partnerlerine karşı şiddete başvurmuş ünlü kişilerle çalışan Steven Stosny, bu kişilerin sıradan insanlardan farkı olmadığını söylüyor:


“Daha zengin, bilgili ve prestiji olabilirler ama konu karşındakine zarar vermek olunca aynı nedenlerden dolayı güdülenirler. Utançtan ve zarar görme korkusundan kaçınma.”


Stosny’e göre partnerlerine psikolojik veya fiziksel şiddet uygulayan ünlülerin bazı ortak özellikleri bulunuyor.


Kırılgan benlik: Çevresindeki insanlar tarafından pohpohlanmaya daha alışkın olduklarından kendilerine yönelik olumsuz sözlerden ve eylemlerden dolayı kolayca aşağılanmış hissederler.


Zayıf öz-düzenleme: Kendi kendilerini neşelendirmede veya sakinleşmede zayıflar. Bu nedenle neşelenmek veya sakinleşmek için bir dış etkene, yani partnerlerine (veya sakinleştiricilere / uyuşturuculara) ihtiyaç duyarlar.


Hakediş inancı: Sahip oldukları prestij ve ün sayesinde her zaman en iyisini hak ettiklerine inanırlar. Böyle hissetmediklerinde bunu birisinin suçu olarak görürler.


Taraflı gözlem: Normal zamanlarda olmasa da, tartışma esnasında karşısındakilerin bakış açısını anlama yetenekleri düşük. Kendi yapmış oldukları hataların farkına varmadan sadece karşısındaki insanların hatalarını görürler. Bu nedenle ne yapsalar, saldırmış gibi değil, misilleme yapmış gibi hissederler.


Düşük empati/merhamet: Kendilerinin paylaştığı kırılganlıklar hakkında merhametli olsalar da, paylaşmadıkları kırılganlıklar hakkında merhamet geliştirmekte başarısızlar. Çoğunlukla, "benim yaptığım bana yapılsaydı ben kırılmazdım" diye düşünüp buna göre hareket ederler.


Ünlülerin sıradan insanlardan farkı ise kendilerini istisna olarak görmelerinde yatıyor. Liderler ve etik davranışlar konusunda uzman akademisyen ve filozof Terry Price bunu "istisna yaratıcıları" olarak adlandırıyor:


"İnsanlar, prestij kazandıkça, yanlış davranmalarına izin veren (monopoly oyunundaki gibi) ücretsiz bir geçiş kartı almaları gerektiğine inanmaya başlıyorlar. Yakalanmaları halinde, sahip oldukları güç, prestij ve servet sayesinde kurtulabileceklerine inanıyorlar. Gerçekten de aynı suçu işleyen sıradan insanlara göre pek azı hapse giriyor ve daha düşük cezalara çarptırılıyorlar."


Tarihin upuzun bir dönemi için bu doğru olsa da, son yıllarda özellikle sosyal medyanın etkisiyle dünyanın gelişmiş ülkelerindeki bazı prestijli erkekler de artık işledikleri suçların sonuçlarından kolay kolay kurtulamıyorlar.


Çünkü devlet mekanizmasının cezalarından kaçsalar da, daha görülür oldukları için toplumsal yaptırımlardan kaçamıyorlar.


Alıntılar:


Steven Stosny - Almost Infamous: Celebrity Abusers and Their Unknown Counterparts

Terry Price - Understanding ethical failures of leadership.