Öze yükselen tek kişilik merdiven




Geçen hafta paylaştığım “kendini gerçekleştirmek” başlıklı yazı, Karen Horney’in “kendini gerçekleştirmek için ne yapman gerektiğini kendine sormayı denedin mi hiç?” sorusuyla bitiyordu.


Bu belirsiz ve soyut yanıt birçok arkadaşımı tatmin etmemiş ki, daha ayrıntılı bir yanıt isteyen birçok mesaj aldım.


Öncelikle kendini gerçekleştirmek için önerilecek herhangi bir davranış örüntüsünün, değil bütün insanları, tek bir insanın hayatının her dönemini bile kapsayabileceğine inanmıyorum. Martin Buber bu inancımı güzel açıklıyor:


"Yaşamak için hiçbir mutlak formulü kabul etmiyorum. Hiçbir önceden belirlenmiş kod bir insanın hayatında olabilecek her şeyi öngöremez. Yaşadıkça büyürüz, gelişiriz ve inançlarımız değişir. Değişmeleri de gerekir. Bu yüzden, bu sürekli keşif haliyle yaşamamız gerektiğini düşünüyorum. Sürekli yükselteceğimiz farkındalığımızla böylesine bir maceraya her an açık olmalıyız."


Yani Buber'e göre, varoluşumuzu, kişilere, kurallara veya her kapıyı açtığını iddia eden kodlara değil sürekli olarak deneyimlemeye ve kendimizi keşfetmeye bağlamalıyız.


Nietzsche de “Eğitimci Olarak Schopenhauer” eserinde bu konuya eğilir.


Filozof, çok değil birkaç yüz kilometre ötemizde geçerliliğini yitirecek görüşlere kendimizi bağlamanın, kendimize karşı kabalık olduğunu düşünür. Kişiliğimizi, altımızda çılgın bir nehir akarken üzerine inşa etmeye çabaladığımız köprüye benzetir:


"Hayat nehrinden geçerken yalnızca senin kullanman gereken köprüyü senden başka hiç kimse inşa edemez. "


“Seni nehrin ötesine memnuniyetle taşımak isteyecek sayısız yol, köprü ve ‘yarı-tanrı’ vardır, ancak bunun bedeli senin özün olur. Bu dünyada sadece senin üzerinden yürüyebileceğin tek bir yol var. Bu yol nereye gider? Bunu sorma, sadece yürü o yolu!”


Ancak, kendini gerçekleştirmek için kişinin önce ne olduğunu bilmesi gerekir. Nietzsche bunun zorluğunun farkındadır:


“Eğer bir tavşanın derisi yedi katlıysa, bir insan derisini yetmiş çarpı yedi kere soysa dahi 'bu tamamıyla sensin; dış tarafın kalmadı' diyemez.”


Yine de bize bir yöntem önerir. Önerdiği yöntem ne Buber'in bahsettiği kodlara benzer, ne de dinler, ideolojiler gibi kurallar bütününe:


"Tek bir soru hayatımızı yönlendirsin: şu ana kadar gerçek anlamda neyi sevdin? Ruhunu ne canlandırdı? Ona aynı anda hem hükmedip hem mutluluk veren şey neydi? Bunları bir araya getirdiğimizde belki bize bir yasanın varlığını haberdar ederler:


Kendi özünün temel yasası."


"Bu hususları karşılaştır, nasıl tamamlandıklarını, genişlediklerini, kendilerini aştıklarını, birbirlerine dönüştüklerini gözlemle; kendi özüne doğru tırmanmana olanak sağlayan merdiveni nasıl oluşturduklarına bir bak; çünkü senin gerçek benliğin içinde saklı değildir, ölçülemez biçimde senden ya da en azından senin ‘Ben’in olarak gördüğün şeyden yüksektedir.”


Nietzsche'ye göre her ne kadar benliğimize çıkan merdiven tek kişilik olsa da, bütün bu süreç içerisinde kendimizi ve çevremizi sorgulamaya itecek eğitimcilere ihtiyaç duyarız. NE olmak istediğimize göre kendimize eğitimciler seçmeliyiz:


“Kendini bulmanın, kendimizi kasvetli bir bulutla örtünmüşçesine içinde hissettiğimiz uyuşukluktan kurtulmanın başka yolları olabilir. Ancak ben, kişinin kendi eğitimcileri ve yetiştiricileri üzerine düşünmesinden daha iyi hiçbir yol bilmiyorum.”


Dolayısıyla kendini gerçekleştirmek, bir hedef bulma sorunu değil, bir süreç sorunudur. Nasıl ki Dante, cehenneme rehber olarak Vergilius'la indiyse, bizim de kendi derinlerimize inmemiz için kendi rehberlerimize ihtiyacımız olur. Nietzsche için bu rehberlerden biri Schopenhauer'di.


Ben son yıllarda evrimsel psikolojiyi, nörobilimi ve stoacılığı rehber seçtim. Herkese de tavsiye ederim.


Alıntılar:


Friedrich Nietzsche - Eğitimci Olarak Schopenhauer

Scott Barry Kaufman - In Defense of the Psychologically Rich Life