1_3UQvdyNNeTLE0TVU_EMnKg.png

GİRİŞ

Kitap, ünlü blogger ve yorumcu Andrew Sullivan'ın "Bir Zamanlar Ben de İnsandım" adlı makalesinden bir cümle ile başlıyor:

"Sonu gelmez haber, dedikodu ve görsel bombardımanı bizi manik bilgi bağımlılarına çevirdi. Ben çöktüm, sizi de çökertebilir."

Yazarın basit bir iddiası var: yeni teknolojilerin, zamanımızı anlamsız ve tatsız hale getirdiğini iddia ediyor. Buna rağmen onları kullanmadan edemiyoruz çünkü bağımlılık yaşıyoruz.

Önemli: Herhangi bir teknolojik ürüne tek başına bakmamalıyız. Teker teker baktığında hepsi güzel icatlar. Ama toplamda bizi mahvediyorlar:

 

"Bunlar yüzünden zaman o kadar çok ufak parçalara bölünüyor ki anlam ve amaç dolu bir hayat için gerekli odaklanma haline imkan kalmıyor."

 

Peki şu konuda haksız mı?

 

"Birçoğumuz Facebook'a veya Instagram'a arkadaşlarımızla irtibatta kalmak için kaydolduk. Ama onlarla aynı masadayken bile konuşmuyoruz."

 

Üstelik toplamda sağlığımızı nasıl etkiledi? Dikkat çekmek üzerine kurulmuş sanal dünyalardan sağlığımız nasıl etkilenir? Zorbalığın, hakaretlerin, kötü imajların, sonu gelmez son dakikaların, suçlamalarla dolu bir dünya neden bizi bu kadar etkileyebiliyor?

 

Çoğu insan sosyal medya kullanımından rahatsız. Ama durduramıyor.

 

Cal Newport kitabını bu noktada işe yarayacağını söylüyor. Çünkü ona göre ihtiyacımız olan şey teknolojileri bırakmak değil: bir kullanım felsefesi oluşturmak.

 

Adını: "Dijital Minimalizm" koymuş.

 

Thoreu'dan örnek vererek bitiriyor bölümü. Etkileyici bir bitiş:

 

“Sayısız insan, sessiz bir ümitsizliğin hakim olduğu hayatlar sürüyor. Gerçekten başka seçenekleri olmadığını düşünüyorlar. Oysa uyanık ve sağlıklı ruhlar, güneşin pırıl pırıl doğduğunu hatırlarlar. Önyargılarınızdan vazgeçmek için hiçbir zaman geç değildir."

 

Ve bizi kitabın sonraki üç bölümüyle tanıştırıyor:

   1. Eşitsiz Silahlanma Yarışı
   2. Dijital Minimalizm
   3. Dijital Temizlik

 

1. BÖLÜM

- eşitsiz silahlanma yarışı - 

Bölümün bence çok önemli bir ana fikri var:

 

"Tembel olduğumuz için değil, beyinlerimizle oynandığı için dijital dünyayı azaltamıyoruz."

 

Newport'a göre milyar dolarlık araştırmaların ürünü olan dijital unsurlar duygularımızı ve davranışlarımızı kontrol etmede her gün giderek güçleniyorlar. İsteediğimiz halde daha sık kullanmaya zorluyorlar bizi. Üstelik en değerli faaliyetlerden bizi ayırarak yapıyor bunu.

 

Bu güce nasıl ulaştılar?

 

Aptal mıyız? Bağımlılara bakalım: başarılı profesyoneller, parlak öğrenciler, sevgi dolu anne, babalar.

 

Yani konu zeka gücümüz, entelektüel durumumuz, irademiz değil.

 

Bu platformların içeriğinde gizli.

 

Bağımlılık yaratmak üzerine kuruluyorlar.

 

Amerikalı Komedyen Bill Maher şöyle diyor:

 

“Sosyal medya sektörünün kodamanları, daha iyi bir dünya için çalışan iyi niyetli bilgisayar kurtları ayağına yatmaktan vazgeçip, çocuklara bağımlılık yapıcı ürünler satan bisiklet yaka tişört giymiş tütün tacirlerinden başka bir şey olmadıklarını kabul etseler iyi olur artık. Çünkü şu gerçekle artık yüzleşmemiz gerek: kaç “beğeni” aldığımıza bakmak sigara içmenin yerine geçti."

 

Peki bunu nasıl sağlıyorlar? Sosyal medyayı koskocaman bir kumarhaneye çevirerek.

 

Evet, şu anda otrumuş bu yazıyı yazıyorum. Ama aklım Instagram'daki paylaşımımda. Birazdan telefonu açıp ekrana bakacağım ve göreceğim: kaç beğeni aldı? Kimler beğendi? Kimler paylaştı? Kimler yorum yazdı? Takip ettiğim kişiler de paylaşım yaptı mı? Twitter'da yeni bir tartışma çıktı mı? Youtube'a yeni bir video yüklendi mi?  Whatsapp'ta kimlerden mesaj geldi? Trendyol'da nelere indirim geldi? Sahibinden'e hangi yeni evler konuldu? Hangi kriptoparalar düştü hangileri uçtu?

 

Yani her düğmeye basışım ve telefonu açışım bana dopamin salgılatacak yüzlerce minik ve kontrolümde olmayan unsurdan oluşuyor. Nasıl bağımlı olmayayım?

 

Bunun kumarhanedeki dopamin kolunu çekip beklemekten farkı ne? Gerçekten Newport'un görüştüğü insanlar da benzer şeyi söylüyorlar:

 

“Her telefona baktığımda makinen kolunu çekip 'Bakalım ne kazandım?' diyorum sanki. "

 

Her bağımlılık aşırı yaşanmıyor. Bugün ekranlarımıza bağımlıyız.

 

Bağımlılık, bir insanın, tüm zararlı sonuçlarına rağmen, ödüllendirici etkilerinin cazibesine kapılması sebebiyle belli bir maddeyi tekrar tekrar kullanması veya belli bir davranışı tekrar tekrar sergilemesidir.

 

Bağımlılıkta iki etkinin önemli olduğunu iddia ediyor Newport:

 

Aralıklı olumlu pekiştirme ve toplumsal onay dürtüsü.

 

  • Aralıklı olumlu pekiştirme: Ne zaman verileceği öngörülemeyen ödüller, belirli bir düzen içinde verilen ödüllere göre daha cezbedicidir. Beklenmedik olurlar. Kumarhane makineleri de böyledir. Bize ara ara dopamin verirler.

  • Toplumsal onay dürtüsü: Küçük gruplar içinde yaşadığımız çağlarda gelişen beynimiz sosyal statüyü en önemli ihtiyaçlardan biri olarak görüyor. Kabile onayı her şeydi.

 

 Sosyal medya platformları da "beğenilerle" bu onayı sunuyor.

 

Sonuç:

 

Sosyal medya şirketleriyle savaşamayız. Arkalarında milyar dolarlık araştırmalar bulunuyor. Büyük veri sayesinde bizi bizden daha iyi tanıyorlar. Beynimizin içine giriyorlar ve nöropazarlama yöntemleriyle davranışlarımızı değiştiriyorlar.

 

Bunun için bir şey yapmalıyız: dijital minimalizm.

2. BÖLÜM

- dijital minimalizm - 

Dijital minimalizm: Çevrimiçi vaktinizi, değer verdiğiniz şeylere faydası dokunan, titizlikle belirleyip optimize ettiğiniz az sayıdaki faaliyete odaklı halde geçirmenizi ve geri kalan her şeye gönül rahatlığıyla sırt çevirmenizi öngören bir teknoloji kullanım felsefesi.

Dijital hayat, büyük ve somut faydalar sağlamak amacıyla kullanılacak araçların titizlikle seçilmesiyle kurulabilir ancak.

Minimalistler ufak tefek şeyleri kaçırmayı dert etmezler. Onları asıl kaygılandıran , hayatı güzelleştirdiğinden halihazırda emin oldukları büyük şeylere zarar vermektir.

Minimalist felsefe: hayatınızı nasıl yaşamak istediğinize karar verirken gönülden bağlı olduğunuz değerleri temel alıp diğer her şeyi buna  göre belirlemenizi söyleyen felsefe.

 

Üç ilke

1. Kalabalık pahalıya patlar.

2. Optimizasyon önemlidir.

3. Amaca yönelik hareket etmek tatmin edicidir.

 

Thoreau:

 

“Amaçlı bir hayat sürmek, hayatın yalnızca asli gerçeklerine yönelerek bana sunduklarını öğrenip öğrenmediğimi görmek ve ölüm kapımı çaldığında hayatı kaçırdığıma hayıflanmamak için gittim ormana.”

 

Thoreau bir yandan da sanayileşmenin insanları makineleştiren ölümcül etkilerini geri püskürtecek yeni bir iktisat kuramı üzerine çalışıyordu.

 

Çok, aslında az olabilir.

 

Bir şeyin maliyeti, o şey karşılığında hemen ya da uzun vadede verilmesi gereken ömür miktarıdır.

 

Twitter’I aktif olarak kullanarak ara sıra edindiğiniz bağlantıların ve bilgilerin sağladığı ufak karları elde edebilmek için zamanınızın ve dikkatinizin ne kadarını feda edebilirsiniz?

 

Frederic Gros:

 

“Hesaplamaktan, tartmaktan asla vazgeçmeyin. Tam olarak ne kazanıyorum, ne kaybediyorum?"

Teknolojiyi olabilecek en faydalı şekilde kullanmamız, hangi teknolojilerin kullanılacağına daha en başından nasıl karar verdiğimiz kadar önemli bir husustur.

Max Brooks:

 

“80’li yıllarda aşka dair bildiklerimizi nasıl gözden geçirdiysek, bugün de çevrimiçi bilgiyle ilişkimizi gözden geçirmemiz gerekiyor.”

Bir şeyleri kolayca yapmanın heyecanı kısa sürer ve bir şey kaçırıyorum hissi de yavaşça sönüp gider, fakat zamanımızı ve dikkatimizi sömüren bir şeyin kontrolünü ele almanın getirdiği o anlam yüklü parıltı hep sizinle kalır.

3. BÖLÜM

- dijital temizlik - 

"Tecrübelerimden yola çıkarak söyleyebilirim ki alışkanlıkları teker teker, tedrici olarak değiştirmek işe yaramıyor. Hızlı bir dönüşüm öneriyorum."
 

Dijital temizlik süreci:
 

1. Zorunlu olmayan teknolojileri hayatınızdan çıkaracağınız otuz günlük bir periyot belirleyin
 

2. Bu otuz günlük mola süresince tatmin edici ve anlamlı bulduğunuz faaliyetleri ve davranışları belirleyip yeniden keşfe çıkın.
 

3. Molanın sonunda temiz bir sayfa açarak zorunlu olmayan teknolojilerden bazılarını hayatınıza tekrar sokun. Tekrar kullanmaya karar verdiğiniz her teknolojinin hayatınızdaki hangi değere hizmet ettiğini ve bunu en iyi şekilde nasıl kullabileceğinizi tespit edin.
 

Geçici bir detoks, hayatınızı temelli değiştirme çabasıyla karşılaştırıldığında çok daha zayıf bir karar olduğundan, işler zorlaşınca zihninizin sizi caydırması daha kolay olur.
 

Kate:

 

“Hayata geçirmek istediğim bir sürü fikir var. Fakat ne zaman bunlar üzerine çalışmak için kolları sıvasam ekranımda Netflix beliriyor.”
 

Dijital araçların sağladığı kolay oyalanma yollarının yerini dolduracak yüksek kaliteli alternatifler üretmek, bu araçların hayatınızdaki rolünü azaltma yolunda size büyük fayda sağlar. Aslında takıntılı telefon kullanımını biraz kazırsanız, altından iyi düzenlenmemiş serbest zamanların yarattığı boşluğun çıktığını görebilirsiniz.


Minimalist teknoloji elemesi:


1. Gönülden değer verdiğiniz bir şeye hizmet ediyor mu? “Birtakım faydalar sağlaması yeterli değil.)
2. Değer verdiğim bu şeyin hizmetindeki teknolojiyi kullanmanın en iyi yolu bu mu? ( En iyi yol bu değilse başka bir yol bulun.)
3. Hayatınızdaki rolü, ne zaman ve nasıl kullanacağınızı belirleyen kullanım şartlarıyla sınırlı mı?

 

“Temizlik sürecinin bittiği gün koşa koşa Facebook’a gittim. Fakat yarım saat kadar amaçsızca internette dolandıktan sonra bir an durup ‘bunu neden yapıyorum ki’ diye düşündüm. ‘Çok sıkıcı bir şey değil mi bu?’ Bunun bana hiç mutluluk vermediğini o an fark ettim."


Özet:
 

Zorunlu olmayan teknolojilere vereceğiniz bir aylık mola dijital hayatınızı sıfırlar. Bu sayede sıfırdan başlayarak, dijital hayatınızı daha amaçlı ve minimalist bir şekilde yeniden inşa edebilirsiniz.
 

Bu süreç sayesinde, farkında olmadan yeni teknolojilerinin boyunduruğuna girmek yerine bunları gönülden bağlı olduğunuz değerler doğrultusunda kullandığınız bir dijital hayat kurabilirsiniz. 

4. BÖLÜM

- kendi başınıza vakit geçirin - 

“Gönüllü yalnızlığın üç faydası: yeni fikirler, kendini anlamak ve başkalarına yakın olma.”
 

Bu bölümdeki ilgi çekici terim: gönüllü yalnızlık. Yazar, gönüllü yalnızlık fikrinin sanki sadece insanlardan fiziksel olarak uzaklaşmak anlamında kullanıldığını söylüyor. Hal böyle olunca bu pek çoğumuzun başarabileceği bir şey değil. Gönüllü yalnızlık, çevrenizde ne olduğuyla değil, beynimizde olup bitenle alakalıdır. Tanımı şöyle yapıyor:


“Gönüllü yalnızlık, başkalarından gelen bilgilere tepki vermeyi bırakıp, nerede olursanız olun kendi düşünce ve deneyimlerinize odaklanmanızı gerektirir.”


Sonrasında ünlülerden örnekleri topluyor. Bazıları:
 

“İnsanlığın tüm sorunları, insanın bir odada tek başına oturamamasından kaynaklanıyor.”
- Blaise Pascal

 

"Sohbet kavrayışı zenginleştirir ama dehanın okulu yalnızlıktır.”
- Edward Gibbon


Burada birden bire gönüllü yalnızlığın ilişkilerimizi de daha sağlam yapacağından bahsediyor. Michael Harris’in Solitude kitabının yazarından alıntılıyor:

 

"gönüllü yalnızlığın üç faydası: yeni fikirler, kendini anlamak ve başkalarına yakın olma."
 

Wendell Berry’den geliyor:
 

"Gönüllü yalnızlığa adım attığımızda ıssızlığı da geride bırakırız.”
 

Burada şunu demek istiyor yazar, bütün bu kaostan kendimizi arındırabildiğimiz ölçüde, kendimizi tanıyabildiğimiz ve anladığımız ölçüde sevdiklerimizi de tanır ve anlarız. Bunun için molalar zorunludur. Bu yalnızlık molaları sayesinde bağlarımız kuvvetlenir.
 

  • Yalnızlık Yoksunluğu: insanın kendi düşünceleriyle baş başa, başka zihinlerin girdilerinden azade bir halde neredeyse tek bir dakikasının bile olmaması.


Yazar yine Thoreau’dan örnek veriyor; cümleye bayıldım:


“Canımızı dişimize takmış Maine’den Texas’a manyetik telgraf hattı çekmeye çalışıyoruz ama Maine ile Texas’ın konuşacak önemli bir şeyleri yoktur belki de.”
 

Artık yalnız kalabilmek neredeyse imkansız. Sürekli herkesle bağlantı halindeyiz. En özel anımızda bile aklımız telefonumuza gidebiliyor. Genellikle kendimize bütün bunların yararlı araçlar olduğunu söylüyoruz ancak asıl sorun artık onlarsız yaşayamayacağımız bir hayatımızın olması.


Sonunda da şöyle özetliyor:
 

Biz insanlar, gelişmek için yalnızlığa ihtiyaç duyuyoruz ve son yıllarda farkında olmadan bu kritik davranışa hayatlarımızda sistematik olarak daha az yer veriyoruz.

Yapılacaklar:

 

  • Yürüyüşlerde telefonunuzu evde bırakın veya çantanızın derinlerine gömün.

  • Uzun yürüyüşlere çıkın

  • Kendinize mektup yazın (notlar da olur.)

5. BÖLÜM

- beğene basmayın - 

Bu bölümde dikkatimi en çok çeken bilgi şu oldu: beynimizin varsayılan modu, yani hiçbir şey düşünmediğimizde, kendiliğinden sosyal hayatımız üzerine düşünmeye başlıyor.

 
“Herhangi bir bilişsel görevle meşgul olmadığımız zamanlarda muhakkak aktive olan bir dizi beyin bölgesi vardı ve aynı bölgeler, dikkatimizi bir şeye yönelttiğimizde devre dışı kalıyordu.”


"Sosyal dünyaya ilgi duyuyoruz, çünkü boş zamanımızda varsayılan ağı devreye sokacak şekilde yapılanmış vaziyetteyiz.”


Sosyalleşmenin önemini, sosyal hayatta yaşadığımız bir acının fiziksel bir acı gibi deneyimlediğimizi zaten artık her kitap yazıyor. 


Burada sosyal medya devreye giriyor.
 

  • Sosyal medya paradoksu: sosyal medyayı daha az yalnız hissetmek için kullanıyoruz ama daha çok yalnızlaşıyoruz.


Burada bazı araştırmalardan söz ediyor. Ve en sonunda sinsilikten bahsediyor ki bence haklı: hem daha çok yalnızlaştırıyorlar hem de gerçekten sosyalleşebilieceğiniz anları da ele geçiriyorlar.


Uygulama1: Beğen tuşuna basmayın (Huzursuz Beyin içerikleri hariç) 
Uygulama2: Mesajlaşmaya kısıtlama getirin.
Uygulama3: Bir sohbet saati belirleyin

6. BÖLÜM

- boş zamanlarınızın hakkını verin - 

Burada Bennet Prensibi’nden bahsediyor. Kısaca şöyle, zihninizi sürekli çalıştırın, onlar kol ve bacaklar gibi yorulmazlar. Tek gereksinimleri değişim ve tazelenmedir, dinlenmek değil –tabi uyku hariç


Buna ben de katılıyorum. Yorgun olduğumda boş durmak bana hiç iyi gelmiyor. Bunun yerine oyun oynamak, kafamı çalıştıracak bir şeyler yapmak daha çok dinlendiriyor. 


“Yorucu bir iş günün ardından, yapılmış hiçbir planın ve verilmiş hiçbir sözün olmadığı bir akşam geçirmekten daha büyük bir nimet olamayacağını düşünüyor olabiliriz, fakat birkaç saat boyunca boş boş bir şeyler izleyip telefonumuzu kurcaladıktan sonra nedense daha da yorgun hissederiz kendimizi.”

  • Boş zaman dersi1:  Pasif tüketimdense meşakkatli faaliyetleri tercih edin: zanaat gibi. 

  • Boş zaman dersi 2: Maddi dünyada değerli şeyler üretebileceğiniz becerileriniz olsun.

  • Boş zaman dersi 3: Yüz yüze, kanlı canlı, kalıpları belli sosyal etkileşimler gerektiren faaliyetler bulun. (Tuhaf gelecek ama okey oynayabilirsiniz. Mobilden değil ama.)

 

  • Uygulama: Her hafta bir şey tamir edin veya inşa edin.

  • Uygulama: Düşük kaliteli boş zaman faaliyetlerinizi planlayın

  • Uygulama: Bir topluluğun parçası olun

  • Uygulama: Boş zaman planlarınıza sadık kalın.